aslında o ezan sesi değildir. çan sesi çan sesidir ama ezan sesi onu seslendiren müezzinin sesidir. insan sesi yani. beni rahatsız etmez. müziğin sesini açıp bastırabiliyorum. ama sabahın köründe sanki balkonunda megafonla ezan okunuyormuş hissine kapılan bi insanın da sanırım rahatsız olmaya ve bunu dillendirmeye hakkı vardır. çan sesi çan sesidir, ezan sesi insan sesi.
bu durumu avrupadaki çan sesleriyle kıyaslamak abestir kanımca . kilometrekare başına düşen kaç kilise vardır da bunların bi de çalmaya çanı vardır bi bakın.
neticede makamı usulü olan bir ezgidir ve standardı olmadığından müezzinin sesine ve caminin yatak odasına yakınlığına göre değişebilir rahatsız olabilme ihtimali..
ezan ibadete çağrı,bir nevi davetiyeyse gidilecek yerin davetiyesine de mutlaka hayran olunamayabilir..her müezzinin bülbül gibi şakıyamaması da doğaldır sonuçta..
diğer seslerden rahatsız olmanın aksine çok güçlü bir dini motif olması nedeniyle bazı insanların bu rahatsızlığı ezan sesine değil de dinin bizatihi kendisine duyulan bir tepki ya da düşmanlık olarak algıladığı eylem.
olağan karşılanması gereken bir rahatsızlık. konunun islamla alakalı olduğunu sanmıyorum.
ezan bazı müezzinlerin sesinden kulağa hoş gelirken kimi müezzinlerin sesiyle rahatsız edici bir hal alabiliyor. durumun suçlusu ezandan rahatsız olan insan değil ezanı rahatsız edici şekilde okuyan müezzindir.
kişiden kişiye değişse de şahsi kanaatime göre arapça oldukça kulak tırmalayan ve bol şiveli bir dil. o dili yayıp yavşatarak, ezanın makamını bozup kulağımı tırmalayan müezzinlerin seslerinden ben de haz etmiyorum.
ben ve benim gibi düşünenleri kimse "islam düşmanı pis kafirler" diye nitelendiremez. böyle bir yafta yapıştırma hakkını kendinde bulanların aklından şüphe ederim.
ezanın arapça okunması ayrıyeten rahatsız edici. islamın böyle bir yaptırımı var mı bilmiyorum ama ezanı türkçe konuşan bir müezzinden ve anlayabileceğim şekilde duymayı cidden tercih ederdim.
malum türkiyede yaşıyoruz ve islam dinini arapça yaşamak gibi bir zorumluluğumuz yok. islam mücahitliği yapmak gibi bir tutkumuz yoksa ezanı pek ala türkçe olarak da okutabiliriz. ya da bana öyle geliyor.
şu anda sivas semalarında yankılanan ezan sesiyle bir kez daha duyduğum rahatsızlıktır.
müezzin gerçekten rezalet okuyor. müezzinin, müezzin olması için gerekli olan, ezanı doğru ve düzgün okuyabilme yetisinden yoksun olmasından mütevellit bu durum. ayrıca, ezan çok yüksek sesle veriliyor. bizim evin 50 metre yakınında iki adet camii bulunduğundan bu sesin şiddeti ikiye katlanıyor ve balkonda durabilmek mümkün olmuyor.
bunu islamla, müslümanlıkla, huşu bulmakla, 'ya sev ya terk et'le bağdaştırmanın anlamı yok. tamamen fiziki mevzular.
ezan sesinden rahatsız olmak bir suç değildir. bu yüzden kimse kimseyi ezan sesinden rahatsız oluyor diye eleştiremez. herhangi bi yerden 3 ayrı ezan sesi duyulabiliyorsa rahatsız olmak da en doğal haktır. ayrıca allah muhafaza rte burayı okusa falan ezan sesinden rahatsız olan varsa başka ülkeye gitsin de diyebilir. evet, böyle bir potansiyeli vardır kendisinin.
ezan karga sesli şahıslar tarafından okunduğunda(-ki bazı şahıslar hevesleri nedeniyle zorla ezan okurlar) herkes için normal olan hadise.
bunun için kimse suçlanamaz, fatsa'da ezan merkezi sistemle okunmakta bunun en büyük faydası ise düzgün okuyabilen bir kişi tarafından düzgün bir şekilde okunuyor olmasıdır. keşke heryerde güzel sesliler ezan okuyabilse. bazı camilerde okunan ezanlar insana "adam boğazlıyorlar galiba" tepkisi verdiriyor maalesef.
arapça dünyadaki en güzel telaffuza sahip dillerin başında gelir. ayrıca az buçuk arapça bilgisi olan biri ezanın duaların vs türkçe okunmasının çokta uygun olmadığını bilir. arapçadaki sesler türkçede yoktur malum. iş bu sebeple kelimeler anlam değiştirebilmektedir.
ayrıca ezanların tek bi merkezden okunmaya başlanmasının üzerinden yıllar geçti.
köydeki caminin ezanı bile ilçedeki merkez camiden geliyor. hepsi aynı anda okunuyor ve tahmin edileceği üzere merkez camilerin müezzini özeldir. sesi ve makamı iyi olan kişiler seçilir.
ha islamdan hoşlanmıyorsan bu örnekleri çoğaltabilirsin. ezandan rahatsız olursun namaz kılandan oruç tutanlara yobaz dersin vs..
osuruklu göte çavdar ekmeği bahane anlayacağınız
doğaldan öte çok doğal bir olaydır. ezan anlamı itibari ile zaten kulağa hoş gelmek zorunda değildir. hiç uzmanı değilim bu işin ama eğer çağrı filminde doğru aktarıldıysa bizlere, okunan ilk ezan melodisiz dümdüz hadi toplanın ibadet edicez şeklinde bir çağrı idi. bilal ise sesi güzel değil gür olduğu için ilk müezzindi.
ezanın manevi değerini bir kenara bırakalım, kimsenin manevi değerlerini incetmeyelim ama nasıl cami inşaatının gürültüsü insan kulağına güzel gelmiyorsa, imam abdürrezzak efendinin iğrenç sesi ile okuduğu ölümcül detone olmuş kulak siken ezan da sabahın beşinde 'çok doğal olarak' insan kulağına hoş gelmiyor. bunun arapçanın kulağa hoş gelen güzel bir dil olmasıyla, ya da müezzinlerin merkez cami müezzini olması ile alakası yoktur. hele inançsız olmak, islamdan ezandan rahatsız olmakla hiç alakası yoktur. öyle göte böyle yarrak anlayacağınız.
sözlük yazarlığı boyunca pespayeleşme yolunda miller boyu yol alanları görünce gerçekten üzülüyor ve onlar adına utanıyorum. hakikat şu ki; lafazanlık edenlerin konumu gün geçtikçe yücelirken bilenler susuyor. acaba bir provokasyon var da zıplıyor muyuz arkadaş diye de düşünmekten kendimi alamasam da küstahların ortalığa zerk ettiği zehir ve toz duman arasından sözümü söyleyeceğim.
malumunuzdur türkiye bir çok dine ev sahipliği yapan, inançsızlar kadar inançlı olanların da söz sahibi olduğu bir ülke. ezan sesi de inanç sahiplerinin bir tahakkümü değil, ibadetlerinin bir parçası ve rahatsızlık duyma gibi bir mefhumun mevzubahis olması onların değil bilakis diğerlerinin hoşgörüsüzlüğüne delalet eder. mütemadiyen zıt olma telaşesi içinde görüyorum bazılarını. adam etraftaki müzik sesinden, komşusunun gürültüsünden patırtısından rahatsızlık duymuyor lakin iş islam'a dayanınca pirelenmeleye başlıyor.
şu aralar evimin önünden devamlı yüksek sesle müzik dinleyen arkadaşlar geçiyor. bir değil, beş değil belki yüz oluyor gün içinde. oldukça sinirli biri olmama rağmen nedense mukabele gereği hissetmiyorum. onları pencereden durdurup apartmanımdan hızla aşağı inip ağızlarını burunlarını kırmam an meselesi. kendime güveniyorum lakin çocukluklarına veriyorum. çocukluk bu işte, büyüyünce geçecek bunlar. saygı duymayı öğrenecek bazı aslan parçaları. haydi canım benim haydi.