hiçbir neden yokken ya da biz bilmezken tepemiz
atmış ve konuşmuşuzdur
onca neden varken ve
tam sırası gelmişken hiçbirşey yapmamış ve
susmuşuzdur
aynı anda aynı sessiz geceye doğru
içim sıkılıyor demişizdir.
aynı sabaha uyanırken
kimbilir aynı düşü görmüşüzdür
olamaz mı? olabilir
onca yıl sen burada
onca yıl ben burada
yollarımız hiç kesişmemiş
şu eylül akşamı dışında
belki benim kağıt param, bir şekilde, döne dolaşa senin cebine girmiştir
belki aynı posta kutusuna değişik zamanlarda da olsa birkaç mektup atmışızdır
ayın karpuz dilimi gibi batışını izlemişizdir deniz kıyısında
aynı köşeye oturmuşuzdur köhnede belki de birkaç günarayla
olamaz mı? olabilir
onca yıl sen burada
onca yıl ben burada
yollarımız hiç kesişmemiş
şu eylül akşamı dışında
bostancı dolmuş kuyruğunda sen başta ben en sonda öylece beklemişizdir
sabah 7:30 vapuruna sen koşa koşa yetişirken, ben yürüdüğümden kaçırmışımdır
aynı anda başka insanlara, seni seviyorum demişizdir
mutlak güven duygusuyla, başımızı başka omuzlara dayamışızdır
olamaz mı? olabilir
onca yıl sen burada
onca yıl ben burada
yollarımız hiç kesişmemiş
şu eylül akşamı dışında
o eylül akşamlarından birinde esas oğlan olarak, esas kızı bulmaya ramak kalmışken dinlendiğinde, "büyük taarruz" * öncesi braveheart theme gibi gaz veren bi şarkıdır. yar adayına okunacaktır şu satırlar...
onca yıl sen burada
onca yıl ben burada
yollarımız hiç kesişmemiş
şu eylül akşamı dışında...
adı hüzünle anılan güz mevsiminin en güzel aylarından biri olan eylül... sarı yapraklar gecenin karanlığında usulca hışırdarken denize karşı mehtapta oturmak geldi aklıma... saçların savrulur hafiften, gece sarar her yanını eylül akşamlarında.şarkılar fısıldar rüzgarlar kulaklarına.için sızlar.hafiften üşürsün, tüylerin diken diken olur.ama o üşümek o kadar hoş gelir ki, hırkanı almazsın üzerine, izin verirsin seni üşütmesine havanın.denizin kokusu gelir burnuna... tenin nemlenir yağan çiyden sessizce,fark etmezsin...
"aynı anda aynı sessiz geceye doğru
içim sıkılıyor demişizdir.
aynı sabaha uyanırken
kimbilir aynı düşü görmüşüzdür.."
bir şeyler, güzel şeyler umut ederken, bunların gerçekleşmemesi karşısında kaç kere yıkılıp, kaç kere isyan etmişizdir kim bilir.. her ne olursa olsun, güzel bir tesadüfe inanmanın umudunu aşılıyor bu şarkı. dinledikçe umudu besliyor..
" belki benim kağıt param bir şekilde döne dolaşa senin cebine girmiştir" bu tümceyi dinleyip bir bakkala gidilmemelidir zira cebinizden çıkan her banknot a sevgiyle yaklaşmanız bakkal amca tarafından yanlış anlaşılabilir...
teomanla bülent ortaçgilin düetleri halinde olan versiyonu tadından yenmeyecek cinstendir.
".. belki benim kağıt param bir şekilde döne dolaşa, senin cebine girmiştir..
belki aynı posta kutusuna, değişik zamanlarda da olsa, bir kaç mektup atmışızdır..
ayın karpuz dilimi gibi batışını izlemişizdir deniz kıyısında, aynı köşeye oturmuşuzdur köhnede, belki de bir kaç gün arayla.."
"olamaz mı olabilir.. " seni bulana kadar olmuştur ki zaten.. "onca yıl sen burada, onca yıl ben burada, yollarımız hiç kesişmemiş şu 2 yıl önce ki aralık akşamı dışında..." ama bulduktan sonra birbirimizi, kesişmiştir her boş zamanımızda.
"aynı anda başka insanlara,seni seviyorum demişizdir. mutlak güven duygusuyla başımızı başka omuzlara dayamışızdır".
olabilir...
insanların hayatında fark etmediği küçük ayrıntılar ve raslantılar vardır. o an için önemsiz gelse de, ilerde belki de bir eylül akşamından sonra anlam kazanacak o raslantılar başımıza gelirken hiçbir şey fark etmeyiz. işte şarkımız bunu anlatıyor. insanların hayatlarındaki önemsiz sanılan bazı küçük detayların aslında çok şey olabileceğini. belki de onca yıl hayatlarınız bir şekilde kesişmiştir de siz fark etmemişinizdir onla, neden olmasın. bu şarkıyı dinleyince insanın dönüp de maziye şöyle bir bakası, hayatında başına gelen en önemsiz olayları bile hatırlayası geliyor.
eylül bütün o büyülü, şiir gibi yaz aylarının sonu demek; birşeylere veda etmek, tekrar gerçek dünyaya dönüş demek, üşüten akşamları ve denizden esas serin rüzgarıyla. eylül hüzün demek bazen de, güneşin acele kaçışları ve erken kararmaya başlayan akşamlarıyla. ancak bülent ortaçgil o güzel "eylül akşamı" şarkısıyla çok farklı şeyler demeye çalışır, insana eylül akşamlarını da sevdirtir.
çok sevdiğim göktan ın ve tual den de duyduğum bir şarkı...
sözleri şöyle:
bu eylül akşamında
o güzel deli gözlerini
görebilmek için,canımı verirdim
nerdesin,nerdesin,nerdesin nerde??
içim dışım ızdırap
bir çıkış yolu bilmiyorum
bana dönmen için,canımı verirdim
nerdesin,nerdesin,nerdesin nerde??
her akşam fırtına kar yağmur
gezdiğimiz yerlerde
her akşam uğruna ağlıyorum
sen hiç bilmesen bile
ruhumdan ayrılığını
koparıp unutmak istiyorum,seni
unutamıyorummm....!!
hangi insan ortak arkadaş vasıtasıyla hayatının kadınıyla karşılaşır, tanışır ve bu kadınla meğerse yıllar öncesinde aynı okula gittiğini, ikisinin de sabahları aynı beşiktaş vapuruna bindiklerini öğrenir ve bunun üstüne bu muhteşem şarkıyı yazabilir? biri yazabilmiş işte. (bkz: bülent ortaçgil)
tesadüfleri anlatan harika bir parça.bu parçayı her dinlediğimde iki insanın aya bakarken ki resimleri gelir o an aklıma.bülent ortaçgilin yaptığı en güzel parçadır kanımca.diğer güzel parçaları için
(bkz: mavi kuş)
(bkz: yüzünü döme küçük kız)
(bkz: değirmenler)
her dinlediğimde güzel tesadüflerin hayatımdaki önemini bana hatırlatan sıcacık şarkı. yıllarca biri orda biri burda yaşayanları, aynı anda birbirinizi aramaya çalıştığınızda hissettiğiniz güzelliği anlatır bu şarkı.
bir eylül akşamı tanımadığınız biriyle konuşurken olmadık yere denk gelir de ilk defa dinlerseniz eğer "ne oluyoruz lan huop" tepkisi salgılatabilir bünyeye
insanın derin derin iç geçirip sigarasından derin fırtlar almasına sebebiyettir bu şarkı. "senin yerinde ben olaydım bülent baba" diye düşünür insan. sözlüğe bir şey yazarken kapının önünden geçen biriyle yıllar sonra evlenmek gibi, ne bileyim anasını satayım. ben de istiyorum ulan.
çok romantik sözlere sahip bu parça.
'belki benim kağıt param, bir şekilde, döne dolaşa senin cebine girmiştir' kısmı özellikle, dinlerken hem küçük hem de büyük ve devamlı bi heyecan, bi 'yaşayabilir miyim acaba'nın belirsiz mutluluğunu sokuyor insanın içine. bi ihtimal yaratıyor insan ister istemez.
'varmış bak böylesi, yazmış adam, başkası da vardır belki hem, hı?' diye düşünüyor insan.
'aynı sabaha uyanırken kimbilir aynı düşü görmüşüzdür olamaz mı? olabilir' evet, olabilir. nedir.
'tam sırası gelmişken hiçbirşey yapmamış ve susmuşuzdur' ayh.. ( anladınız dimi burdaki hissi? e anlayın artık.. )
pilli bebek'e ait olanı da yıllar sonra ortaçgil'inki kadar klasik olacağı kesin olan, mükemmel bir akustik gitar kullanımı ve karaciğere çalışan sözleri olan şarkı.