stanley kubrick'in ölmeden önceki son filmi, tom cruise ve nicole kidman hala evlilerken oynamaktadırlar, olduğu gibi cinsellik üstünedir, ancak cinsel sapkınlıkların ele alınışı bayağı bir şekilde değildir belli bir basitlikte kesit kesittir
"gözü tamamen kapalı" şeklindeki türkçe çevrimi kesinlikle yanlıştır, ingilzce kadar filmin özüne de ihanettir, 'eyes wide open'dan değişimin ironisi yok edilmiştir
genel itibariyle gizemli, etkileyici bir filmdir.kostüm, dekor ve film müzikleri gerçekten çok iyidir.malikanenin içinde geçen sahnelerde, görüntülerin akışıyla fondaki ses ve vurgular mükemmel bir uyum içerisindedir, bir ayin havası vardır.
nicole kidman'ın ise filmde performans sergilemesi, filmi iki kat izlenir kılar.
nicole kidman'ın bence gayet de kötü oynadığı film. hele ki bir de izlediğiniz versiyon türkçe dublajlıysa nicole kidman'ın uyuyor gibi ağır ağır konuşmasına sinir olup filmi kapatıyorsunuz. tom cruise ise müthiş ötesi oynuyor kanımca. gerilim dolu sahneleri olan bir film. özellikle bu sahnelerde çalan ve kıytırık 2 notadan oluşan "scary song" olaya başka bir boyut getirir.
arthur schnitzler in traumnovelle (a dream night) isimli romanının kubrick tarafından çekilen müthiş uyarlaması.herşeyden önce arthur schnitzler psikanalizi harika biçimde kavramış özellikle freudyen psikanalizi deney yapmadan hastaları incelemeden freud kadar anlamıştır,freud ile aynı sonuçlara varmıştır.
stanley kubrick in bu son filminde tüm ustalarda olduğu gibi zamanla hem entelektüel hemde tecrübelerle oluşan birikimin kadın erkek ilişkilerine bir bakış olarak somutlaşması tesadüf değildir tüm ustaların olgunluk dönemi eserleri hatta baş yapıtları bu temadan çıkmaktadır. (bergman ın scenes from a marriage,kieslowski nin üç renk i,hatta dekalogların büyük kısmı bunuel in tüm eserleri buna örnek verilebilir) kubrick filmlerindeki o müthiş ön hazırlık ve bunun detaylar olarak filme yansıması eyes wide shut ta en üst seviyededir,karşıtlıkların renklerle anlatıldığı yatak odası sekansı oldukça önemlidir ayrıca shining filmine renklere dikkat edilirse göndermeler bu sekansta çok fazladır.detaylar saymakla bitmez ancak birkaç örnek vermek gerekirse kostüm kiralanan dükkanın isminin rainbow olması,gazetenin manşetinin lucky to be a live olması buna örnek olarak gösterilebilir hatta bu liste fahişenin evinin hemen yanında lotocunun olmasıda eklenebilir ancak esas önemli sahne sanırım bill in -tom cruise- fahişenin -domino- evine ikinci kez geldiğinde arkadaşıyla yakınlaştığı sahnede olmaktadır kubrick tüm dehasını burada freud ve diğer arkadaşlarına çaktığı o müthiş selamla göstermektedir.
film çok tartışılmış olmasına karşın hakkı birkaç yıl sonra verilecektir tıpkı antonioni nin macerasına olduğu gibi,büyük usta ölmeseydi daha neler yapacaktı bilemeyiz ama ele aldığı temayla yapılabilecek en üst düzey eserlerden birini verdiği kesindir.
hiçbir şey anlamadığım film. tam olaylar doruk noktasındayken bir bakarsınız 9 dk kalmış. herhalde enteresan bir kapanışı olacak diye düşünüyorken nicole hatun sevişelim diyor, adam da böylece intikamını alıyor, hiv bulaştıracak ya!
hadi verilmek istenen aşk intikamıydı diyelim. niçin enteresan detaylarla karşılaşıyoruz? tarikat niçin, o maske niçin kadının yanında duruyor. kim koydu onu oraya?
yahut maskeyi satın aldığı adama ne oluyor da kızını adamlarla bastıktan sonra ertesi gün değişiveriyor?
adam ölen güzellik kraliçesinin ayinde gördüğü kadın olduğunu gazetede resmi görmeden nasıl anlıyor?
nasıl bir tesadüfler komedyasıdır bu diye kendime sorduran, hiçbir şey anlamadığım film.
muhafazakar sevgililiyle izlenilmemesi gereken film. aksi takdirde "tööbe tööbe" diyerek kırmızı bir suratla filmi yarıda bırakıp "ben seni eve bırakayım geç oldu artık, merak ederler şimdi" diyen bi sevgili için "peki ama madem izleyemiceksin, salak mısın ki bu filme getirdin beni?" sorusunu sormak için çıldırıp çocuğu daha da yerin dibine sokmamak için zor tutar kendini insan. bu esnada muhafazakar sevgili muhtemelen içinden "kendim ettim kendim buldum,utançtan gül gibi yanakları al al oldum.." şarkısını söylemektedir.
kanal d de ancak gecenin bir yarısında yayınladıkları ve her yerini kesip biçtikleri film.halbuki şatodaki seks partisi dışında sansürlenecek hiçbir tarafı olmayan stanley kubrick'in son filmi.filmin sonunda nicole kidman "let's fuck" der.
izleyince "adamlardaki fanteziye bak be!" deme ihtimaliniz yüksek olan film. sonu kötü biter. daha iyi bi bitiş olabilirdi. filmin sonunda "e bu mu yani" deme ihtimaliniz de yüksek.
aldatılmanın acısını taze taze yaşayanları, kaçarı yok, ağlatacak olan filmdir.
filmin orgy sahnesi kırpılmış halini izlediyseniz bir şekilde bulun ve bu sahneyi de izleyin. normal şartlar altında iki insan arasındaki paylaşımların doruğa ulaştığı sevişmek eyleminin ne derece sığlaştırılabileceğini gözümüze sokan bu sahne, gözardı edilemeyecek kadar etkileyiciydi.
bir de tom cruiseun oyunculuğunun bir çok sahnede rahatsız edici olması, bariz şekilde bilinçli bir tercihti, bizzat görüştüm yönetmenle, senaristle. öyle uygun görmüşler.
filmin sonunda verilen mesaj ise, eternal sunshine of the spotless mind'ın sonundaki mesajın neredeyse birebir aynısıdır. birinde nicole kidman, tüm aldatma, aldanma, fırtınalar, vs...'leri boşverip, gidip sikişmeyi teklif eder ve kabul ettirir kocasına, kısa ve net bir "fuck" kelimesiyle... diğerinde ise jim carrey, bütün bir ömrü sevgiliyle tartışarak, sürtüşerek, çarpışarak, kavga-gürültüyle geçirmek fikrini kabul eder ve ettirir, kısa ve net bir "ok" ile...
yüklü bir film.
subay fantazisini anlatmadan önce alice'in bill'e hastalarının göğüslerine dokunduğunda ne hissettiğini sorarak karşı tarafta da gerçeklere ulaşmak istemesi,
doktor bill'in, kendisine yakışmayacak, statüsüne uygun olmayan bir jazz bara,tıbbı bırakıp piyanist olmuş ve yine kendisinden aşağıda bir eski arkadaşı nedeniyle gidişi ve kendisini afallatacak sürece bu şekilde girişi,
parolanın fidelio(sadakatle alakalı) oluşu,
her yerde geçerli olan doktorluk statüsünün, sokaktaki serserilere bi şey ifade etmemesi, bill'in gerçek dünyadaki savunmasızlığı,
orgy sahnesinde, hayvani yönün bu kadar açıklıkla ortaya konuşu, tüm bu gerçekliğin karşısında bill'in algısında tüm bunların rüya gibi hakim olunamaz oluşu hatta sonra zieglerla konuşması sırasında rüya mı gerçek mi sorusunun ortaya çıkışı, rüya-gerçek,gerçek-rüya gelgitleri ve 'no dream is ever just a dream' ile bağlantısı...
gerçekten çok etkileyici ve izlemekte geç kalmışım dedirten bi film.
eyes wide shut ruhsal olarak zorlayıcı ,sosyal gerçekliğimizin simgesel evrenindekiilişkilerimizin doğasına ilişkin varsayımları tersyüz eden, çürüğe çıkaran bu arada da deyim yerindeyse, " kemiğe yakın kesen" ," yarayı kaşıyan" bir film.
19. yüzyılın sonunda viyana'da geçen bir roman üzerine kurulan film, yine bir yüzyılın kapandığı bir dönemde ,bu dünyanın merkezinde(new york) yaşayan , orta sınıf bir burjuva bireyin, sosyete doktoru "bill" in kimliğinde,bireysel ve toplumsal iktidarsızlıklar,bunları örtmeye çalışan takınılmış kimlikler, yaşanmaya çalışılan fanteziler,para,meta ve cinsellik üzerine bir çalışma.
eyes wide shut , alice'in (nicole kidman) botticelli'nin venüs'ünü andıran yüce(sublime) görüntüsüyle karşılaştığımız ilk andan başlamak üzere ,izleyicileri rahatsız edici bir soru ile karşı karşıya bırakıyor:izlediklerimizin ne kadarı filmin temel karekteri olan bill'in gerçek yaşamı, ne kadarı rüyası?
film boyunca, gerçek hikayenin mantıksal süreçlerinde bir anlamı yok gibi görünen birçok olgunun ,göstergenin, gerçeküstü bir düzeyde simgesel açıklayıcılık kazanıyor olması bana izlediklerimin hepsinin ,kubrick tarafından ,bill'in bilinçaltına,rüyasına ait süreçler olarak kurgulanmış olduğunu düşündürdü.
.....filmi bill'in rüyası olarak çözümlemeye karar verince ,yaşananların mantıksal,zamanın çizgisel akışının yanısıra, bundan daha da öte,filmdeki simgelere,iç ve dış müziklerin kullanılış tarzına özellikle dikkat etmek ,ilk anda görünen katmanların altına inmeye çalışmak ,kimi zaman da zamanın doğrusal çizgisini bükmek gerekiyor.bu bağlamda filmde tüm kadınların bir şekilde alice'e benziyor olmasını, mavi(üzüntü), sarı(mutlu ortam),kırmızı(tehlike,seks) ve mavi ile kırmızının bir karışımı olan mor(uzlaşma) renklerinin kullanılışını , filmin belli anlarında karşılaştığımız afrika ve karnaval maskelerini ,çıplak akdın vücudu motifini ,noel ağaçlarını ve başka nice göstergeyi anlamlandırmaya çalışmak gerekiyor.
.......nitekim " yarıda kalmış cinsel girişmler" bill'in rüyasını tekrar eden , iktidar kavramıyla sık sık diyaloğa giren ,yer değiştiren temalarından biri.rüya boyunca, bill'in tüm cinsel girişimleri, karısıyla olanı hariç, hep yarıda kesilir.rüyasında, bill'in gerçek anlamda erotik bir biçimde " tezahür eden" tek cinsel ilişkisindeyse (iktidarının gerçekleştiği anda) alice'in ilgisi bill'de değil , kendisinin ya da her ikisinin aynadaki görüntüsünde, diğer bir deyişle hayal edilmiş gerçeklerindedir.
filmin sonundaki noel alışverişi sırasındaki diyalog:
bill: alice şimdi ne yapmalıyız
alice:uyandığımız için müteşekkir olmalıyız!
b:emin misin?
a: ne tek bir gecenin gerçekliğinin ne de bir insanın tüm yaşamının ,onun en derindeki varlığına indirgenemeyeceğinden ne kadar eminsem bundan da o kadar eminim!
b: ve hiçbir rüya yalnızca bir rüyaan ibaret değildir.
a:hiç olmazsa şimdi uyanığız. en azından uzun bir süre için.
b:ebediyete kadar.
a:biliyor musun şimdi yapmamız gereken birşey var!
b:ne?
a:" let's go home and fuck!"
bill alice ve bill'in nasıl yaşadıklarını artık biliyor. ama bile bile yaşamaya devam edeceklerini de. evlilkleri tüm tılsımını kaybetti, özüne, dış iktidar ilişkileri içinde yapılandırılmış cinsel bir ilişkiye indirgendi. bill ve alice yeni yaşamlarına bu noktadan başlayarak devam edecekler.ya bizler?
((bkz: köpeğin ahlakı) -ergin yıldızoğlu)
not: yazının tamamını buraya taşımam hem etik açıdan uygun olmayacağından hemde yaklaşık 16 sayfa olduğundan sadece çok küçük bir kısmını alıntıladım . gerçekten bir anlam ifade etmesi için yazının tamamının okunmasını öneririm.)
nicole kidman ın ne enfes bir vücudu olduğunu bir kez daha anladığım film. tamam stanley usta ya biraz ayıp olacak ama filmde sadece nicole kidman a baktım , onu izledim.
henüz yeni yetmeyken ve işte bıyıklar yeni yeni terliyorken derse gelen ingilizce hocamızın tavsiyesi üzerine bir gün bir derste sınıfçak izleme gafletine düştüğümüz şaheser. filmi seyrederken bizim kızların gözleri kapalıydı. utanmışlar. filmin adı burdan geliyor olabilir.
ha bu arada bize bu filmi tavsiye eden hoca bu filmi hiç izlememiş. sağolsun, sayesinde izledik. biz mezun olduk, diplomayı almaya gittik. aldık diplomayı ama o tavsiyeperver hocamız müdürün odasında gözleri sımsıkı kapalı bu filmi izliyordu.