• isle of dreams
  • atlas

    bu başlık için bir lokasyon bilgisi verilmemiş
  • görseller

    • eyüp sultan camii
    • eyüp sultan camii
    • eyüp sultan camii
  1. osmanlı sultanlarının ziyaret ederek kılıç kuşandıkları camii. ilk defa fatih sultan mehmed devrinde yaptırılmıştır. ortasında o zamanlardan kalma büyük (sanırım 3 adet) çınar bulunur. her pazar sabahı ve cuma sabahları, bazen dondurucu soğuğa karşın insanlar camiinin avlusunda ve dışarıda, yerlere bazen karton bazen gazete sererek namaz kıldığı camiidir. enteresan bir manevi havası mevcuttur.

    namaz sonrası o büyükçe olan, sıcacık eyüb simitlerinden yenmesi şiddetle tavsiye edilir. bir diğer seçenek ise imkanlar müsait ise, sabah namazı sonrası sıcak simitler alınarak, çengelköye geçilerek çınar altı kahvehanesinde boğaza karşı kahvaltı yapmaktır..
  2. yeri itibariyle tarihin en büyük fiyaskolarından biridir.

    istanbul’un fethinden sonra fatih sultan mehmet akşemseddin hazretleri’nden, eyüb sultan (ebu eyyûb halid el-ensarî) hazretleri’nin mezar yerinin bulunmasını rica etti. ebu eyyûb hazretleri, emevîler döneminde istanbul kuşatmasına katılmış ve hastalanarak vefat edince, surlar dışındaki bugünkü yerine gömülmüştü. ancak zamanla mezarın yeri kaybolmuştu. akşemseddin, padişah’ı keşfettiği mezar yerine götürdü. iki ağaç dalını alıp işaret ederek kabrin baş ve ayak hizasına dikti. “yeri burasıdır!” diyerek oradan ayrıldılar.

    bu birinci resmi tarih safsatasıdır.

    emeviler zamanında istanbul kuşatmasına (671) katılan ve burada şehit olan eyüb el-ensari hazretlerinin kabrini akşemseddin rüyasında gördü ve fatih sultan mehmed'e bildirdi. 1458'de fatih burada bir türbe ve cami yaptırdı. 1800'de cami yeniden inşa edildi.

    buda başka bir resmi tarih komedisi.




    lakin şöyle bir açıklama yapılabilir.

    eyyub el ensari peygamberin silah arkadaşıdır ve hicretten 49 yıl sonra tam 671 yılında istanbul kuşatması sırasında surların dibinde ölmüştür.
    1453 yılında istanbul kuşatması esnasında ünlü macar komutan hünyadi yanoş un kuşatmayı durdurmak için son haçlı seferini yapacağını duyan yeniçeri güruhu zaten zor bela savaştıkları surlardan geri çekilmeye başlamışlardı bunun üzerine 4. mehmet (fatih) hemen lalası akşemsettin e eyüb ün mezarını bulmasını böylece bu toparakların kutsallığı konusunda yeniçerileri tekrardan galeyana getirebileceklerini söyler ve akşemsettin surların dibinde bir yere ayağını basarak burası eyüb ün mezarı der. zaten kuşatma karşısında hiçbir mukavemet gösteremeyen bizans ordusuna karşı bu plan ne denli işe yarar bilinmez ama 781 yıl sonra elle koyulmuş gibi mezar bulunur. istanbul un fethinden sonra fetih in gerçekleştiği ile ilgili müslüman emirliklere gönderilen hiçbir yazıda eyüb le alakalı bir satır bile yoktur. mezarın yerine bir o gün birde günümüzde inanılmaktadır.
  3. hakkında birçok kaynağın getirdiği bilgilere tarih komedisi deyip sonra kaynak verilmeden üzerine maval okunan kutsal yer. tarih; 'lakin şöyle bir açıklama yapılabilir' şeklinde aydınlatılmaz. böyle verilen bir açıklama, yazarın sadece fantezi dünyasının dışavurumudur. tarihte olanları mantıkla ve 'lakin şöyle bir açıklama yapılabilir' şeklinde açıklamaya kalkarsak şunu da söyleyebiliriz: bir yeri işgal etmek için askerlere gaz vermek amacıyla kutsal bir yerin varlığını uydurma ihtiyacı duyan insan, neden o sınırların dışında bir yer seçsin? bu saçma değil midir? bunun yerine şehri almak için şehir içinden bir manevi asparagas da seçilebilirdi. 'xxx tam da almaya çalıştığımız yerde' gibi bir açıklama emin olun ki alakasız bir yerdeki mezardan çok daha fazla gaz etkisi verecektir. kaldı ki asıl manevi çoşku hz.muhammed'in istanbul'un fethini müjdeleyen hadisinde aranabilirdi. bundan iyi manevi destek mi olur? bunu hatırlatmak bile yeterince motivasyon sağlardı. ama tarih böyle mantık zincirleri ve hayal gücüyle izah edilmez. ya da en azından diğer tezlere safsata diyebilmek için elinde ciddi safsata olmayan kanıtları bulundurman gerekir. hele ki safsata dediğiniz şeylerin resmi tarihte yer aldığını kendiniz belirtiyorsanız ciddi açıklamalara ihtiyacınız olacaktır.
  4. pazar günleri, sabah namazı vaktinden bir saat önce dolup taşan, istanbul'un en sevilen camisidir.her daim ilin heryerinden hatta tüm türkiyeden buraya namaz kılıp, dua etmeye gelmiş insanlarla doludur caminin avlusu.

    namazın çıkışında ise çantanın içinde getirilmiş peynir ile oradan sıcak sıcak alınmış simit ve çay ile kahvaltı yapmak oldukça yaygındır. "yok beni simit kesmez" diyenler ise eyüp'te, balat'ta ve haliyle sütlüce'deki nefis çorbacıları tercih ediyorlar.

    fazla dindar değilim ama seviyorum ben buranın sabah namazındaki cümbüşünü, hava daha henüz aydınlanmamışkenki mahmur telaşını.


    ha bir de.

    önemli olan burada hissettiğin maneviyat ve huzurdur. yoksa eyüp sultanın mezarı burdaymış değilmiş...ne farkeder?
    hazretin dünyadaki maddi varlığı olsa olsa bir kaç kemikten ibarettir ancak.
  5. daracık meydanı, önündeki güvercinler, varoşlardan gelmiş teyzelerle istanbul'un hoş ve kalabalık ama bir o kadar da çirkin, kendi halinde ve yalnız mekanı.
  6. dün gittiğime gideceğime pişman olduğum cami. müslümanlığımdan utandırdınız lan beni ibneler.

    millet duasını yaptı çıktı buraya kadar gayet normal, iyi güzel her şey. iftar vakti geldi, aman yarabbi!! insanlar o caminin arkasındaki meydana doluştu, sofra getirmiş her biri! e yuh diyorum artık. sofra, küçük tüp falan şaşırdım bakınıyorum etrafa mal mal. sonra yiyip içtikten sonra bi güzel o yedikleri içtikleri yerde, ekmek kırıntılarının üzerinde namaza durdular. bi taraftan çocuklar ordan oraya koşturuyor. kadınlar gözleri hem dolu dolu hem fındık fıstık yiyorlar. şoklara girdim oracıkta. ah dedim iyi ki yenisekme buralarda bi yerde değil. sonra arkama bi döndüm 23-25 yaşında biri, anlamlı anlamlı kalabalığı süzüyor. lan yoksa o.0 dedim. olabilir mi? sonra naallırsannn 1 milyiion dedi. hah dedim o değilmiş, rahatladım.

    öyle işte hacı çok korktum. bi daha da gitmem eyüp sultana falan. bi de üzerime kuş sıçtı o mübarek yerde. hakkaten bana karşı yapılmış çok büyük bi ayıptı.
  7. insana ramazanda medineyi anımsatan yerdir. insanların yerlerde iftarlarını açması, sonra dışarıda hasırların üzerinde namaza durulması, sabah namazı bitiminde gidecek olanlar gittikten sonraki dinginlik.. hepsi mescid-i nebevi havasını hissettirir o atmosferi yaşamış insanlara.
    bir de oldukça eski kabirlerin de olduğu bir kabristanı vardır dillere destan. nacip fazıl'ın kabrini geçtikten sonraki ilk soldan bir yol kıvrılır ve sizi küçücük ahşap bir camisi olan eski zamanların kaşgarî dergâhına ulaştırır; avlusu, avusundaki kedileri, verdiği huzur ve manzarasıyla insanın içini açan..