belki ilginizi çeker
  1. · hepimiz doğmadan önce birer ıspanaktık
  2. · evrim teorisi gerçekse elim niye amcığa dönüşmedi
gündem
  1. · öğretmenler günü
  2. · itü sözlük yazarlarının aslında içmek istedikleri
  3. · mutsuzluk veren küçük şeyler
  4. · 29 şubat 1453 galatasaray fenerbahçe maçı
  5. · domuz gribi
  6. · 21 kasım 2009 beşiktaş fenerbahçe maçı
  7. · 27 yaşında olduğu halde bir hayat kuramayan insan
  8. · bolu dağ ve komando tugayı
  9. · migros poşeti

evrim teorisi için kanıt mı arıyorsun  

 sayfa  / 2
  1. insanoğlu bilinen tarihi boyunca 2500'ü aşkın tanrı yaratmıştır. daha sonra yarattığı bu mefhumlara yaratıcı misyonunu biçmiştir.

    kim kimi yaratmıştır? insanoğlu tanrıyı mı yoksa tanrı insanoğlunu mu?

    genel tanımı itibari ile tanrı modeli; varlığı veya yokluğu bilimsel yöntemlerle ıspatlanması üzerinde de çok şey söylenmiştir. ancak esas mevzu o değildir. bir şeyin var olduğunu iddia eden biri varsa varlığının ıspatından mükellef kişi de ta kendisidir. dolayısıyla bu mevzuyu uzatıp veri kirliliğinin ne yeri ve ne de zamanıdır.

    bu noktada rasyonel gerçeği görmüş dimağa düşen vazife zihin iğfalinden muzdarip bünyeleri sarsıcı bilimsel verilerle şok etmektir.

    klişe bir söz vardır. bilenler lütfen sıkılmasın ancak tekrar etmekten kendimi alamayacağım.

    evrim için kanıt mı istiyorsun? tam üstünde oturuyorsun.

    evet kanıtın tam üstünde oturuyorsunuz. bahsi geçen uzuv kuyruk sokumunda bulunan omur uzantısı körelmiş bir kuyruktur. hatta bu körelmiş kuyruk için kaslar bile mevcuttur. yine insanın embriyo gelişiminin fiziksel süreci incelenirse evrimsel miraslar daha keskin hatlarıyla gözler önüne serilir.

    insanlar ile şempanzeler arasında %98 protein uyumu vardır. şaşırmalı mıyız?

    soğuk havada neden tüylerimiz dikelir. artık ısıtma fonksiyonelliğini kaybeden tüyler neden hala biçare bir şekilde ısıl kalkan oluşturmak için dikelirler.

    fosilbilim diye bir halt vardır ve insanoğlunun evrimsel değişimi 25 milyon sene öncesine kadar bilimsel olarak takip edilebilmektedir. homo-habilis, homo-erektus, neandatrel insan, cro-magnon vs duymuşsunuzdur. bunlar fiziksel özellikleri itibari ile insanoğlunun evrim ağacınının dallarıdır. ara türler yokmuş diyenler bu türleri homo-sappiens ile çapraz kıyaslayabilir. yine bu işin bir bilimi ve literatürü vardır. bilgi tembel olmayan objektif dimağa iki klik mesafededir.

    yaratılış safsatasına inanan mikrobiyolog, embriyolog akademisyenlerimiz var. ilköğretimde çocuklara yaratılış efsanesi anlatılmakta. halkımız dolayısıyla eğitmen ordumuzun büyük kısmı antik söylencelere dayanan yaratılış safsataları ile taze dimağları zehirlemekte bilimsel duruşa ihanet etmektedirler. bu durum sadece kendi ülkemiz için geçerli değildir, oran farkı dışında eğitimi itibari ile en modern olduğu bilinen ülkeler için de benzer durum söz konusudur.
    (void, 25.12.2007 03:45)
  2. bir rivayete göre "evrim teorisi için kanıt mı arıyorsun! ver ordan nihat'ı.. al sana kanıt!" der ve nihat doğan'ı kalabalığın üzerine fırlatır devlet bahçeli..

    tunceli mitingi, temmuz 2007

    [edit: bak kızıyorum artık.. bu tırt espri hiç yapılmadıysa 10 kere yapılmıştır, bunu mu buldunuz oylayacak.. bi daha edit yapmam, allah vermeye listeye falan girerse sizi bulurum.. bunu yaparım]
    (hepinizin ağzına kırmızı biber sürerim, 25.12.2007 03:58 ~ 27.12.2007 02:59)
  3. (bkz: aynaya bak)
    (juliette, 25.12.2007 05:25)
  4. aslında hiçkimse kanıt falan aramadığı için lüzumsuz bir sorudur.

    ama madem laf kanıtlardan açıldı benim de söyleyecek bir çift lafım var. bağnaz bir insan değilseniz eğer önyargılarınızdan sıyrılıp sağduyuyla okumanızı rica ediyorum.

    tanrıyla ilgili konu farklı bir kulvarda tartışılır.
    aslında evrimle de direk ilişkili değildir.

    gelelim proteinlere.
    bugün evrim teorisinin dayandığı en temel bilim, yüz yıl önceki gibi paleontoloji değildir. moleküler düzeyde protein yapıları incelenmektedir. protein yapıları birbirine yakın canlılar akraba kabul edilmektedir.

    ne varki bu açıdan bakıldığında ortaya tuhaf sonuçlar çıkmaktadır. tavuk ve domuzla daha yakın akraba olduğumuzu biliyor muydunuz? evet insanın protein yapısı bu iki türe şempanzeden çok daha yakındır. bu iki tür de evrimin soyağacında primatlara (maymungiller) çok ama çok uzaktır.

    bir diğer kriter de kromozom sayısıdır. evrim canlıların mükemmelleştikçe kromozom sayılarının da gelişip artacağını iddia eder. o yüzden insanın 46 kromozomlu oluşuyla şempenzenin 48 kromozomu birbirine yakın gösterilir. ama ufak bir sorun var tabi. şempanzenin kromozom sayısı bizimkinden fazla olduğuna göre "ulan yoksa biz mi şempanzenin atasıyız?" gibi bir soru geliyor akla.
    bu teoriye göre şempanzelerin en yakın akrabası kim dersiniz?

    patates!

    evet çünkü patateste de tamı tamına 48 kromozom bulunur. patates şempanzeyle akraba olduğuna göre bizim de uzaktan akrabamız oluyor.

    panik yapmayın.
    uzaktan.

    dna bir şifredir. nesilden nesile hiçbir değişime uğramadan aktarılır. bir canlıya ait bütün bilgileri içerir. kaş, göz, ayak ve kuyruk...
    öyle ki bu gün artık tek bir dna dan bir koyun üretilebiliyor (bkz: oyalı)
    dna değiştirilemez. yani 25 milyon yıl önceki kuyruk hala o kuyruktur.
    ayrıca o fosillerin hiçbirinde kuyruk da yoktur. üstelik her canlı kuyruklu olacak diye bir kaide de yok doğada.

    diyelim tüm bu bilimsel konulardan haberimiz yok. üstelik de çok sıkıcı buluyoruz. peki şu soru da mı hiç aklınızı kurcalamadı? evrim varsa ve akıl de evriliyorsa. neden hayvan aklıyla insan aklı arasında bir akıl yok? en akıllı hayvan bile an salak adamdan çok daha aptal değil mi?
    bu iki akıl arasında bir akıl milyonlarca yıllık evrim sırasında farklı türlerde de olsa neden oluşmadı?

    tüylerin dikilmesi, terleme, çişimiz gelince işememiz, dayak bulunca kaçıp yemek bulunca yememiz falan hep bir canlı oluşumuzdan ve vücudumuza yerleştirilmiş mükemmel bir ahenkten kaynaklanır.
    insan yeryüzünde yaşamak için dizayn edilmiş bir canlıdır. iklim koşullarına uygun tepkiler vermesini neden yadırgıyorsunuz?

    son olarak şu soruyu sorup bitiriyorum.

    iddia ettiğiniz gibi evrim bu kadar kesin bilgiler içeriyorsa neden hala bir teori olarak anılıyor?
    (emigrant, 25.12.2007 08:30 ~ 11:35)
  5. evrim teorisi için hala kanıt mı arıyorsun?
    "bilimsel verilere göre antagonistik çalışmaların septik düzeydeki izdüşümleriyle elde edilen sonuçlara bak."
    iki üç bilimsel kelime koydum ki inandırıcı oldu. bilgin olmayan konuda dikkat çekmek için en ideal yol...
    (one more cup of coffee, 25.12.2007 08:46 ~ 26.12.2007 09:03)
  6. aranan kanıt gözümüzün önünde olmasına rağmen hala boşuna cevap aranan sorudur. ajdar ve alihan bir ara geçiş formudur!!!
    (diazepam, 25.12.2007 08:55 ~ 09:02)
  7. (firsattanistifade, 25.12.2007 11:15)
  8. (psikopat yazar, 25.12.2007 11:18)
  9. aslında hiçkimse kanıt falan aramadığı için lüzumsuz bir sorudur.

    çünkü zaten hali hazırda evrimin varlığıyla ilgili hiçbir şüphemiz(biz diyorum evet, biyoloğum çünkü).evrimle ilgili araştırmaların tamamı mekanizmaları daha iyi anlamaya yöneliktir.

    ha bir de,
    kromozom sayısı dediğimiz kavramın ne evrimle ne de gelişmişlik düzeyiyle hiç alakası olmadığını bilmeyen, dahası protein yapımızın tavuk ve domuza şempanzeden daha çok benzediğini sanan zavallı harun yahya kurbanlarının üzerinde yorum yapıp da kendi kafalarındaki saçmalıkları insanların önüne sunmamaları gereken konudur.

    aynı zihniyetler "teori" kavramının ne olduğundan da bihabermiş meğer.aylar önce yazılmıştı aslında bu da;

    http://www.itusozluk.com/...
    (power of the right, 25.12.2007 21:47)
  10. evrime inanmadığını söyleyen bir insanı göt etmek için hazırlanan cümle.

    -evrim teorisi için kanıt mı arıyorsun?
    -hee
    -tam üstünde oturuyorsun.

    adeta bir rap şarkısının sözleri gibi ahenkli.kelimeler doğal seleksiyondan geçmiş sanırsam.


    bu nedir ya evrim var.hadee tanrı, yaratıcı yok.neden yok arkadaşım tanrı, neye dayanarak sen bunu sen safsata ilan ediyosun.kimse zaten ben araştırdım, kanıtlarını buldum tanrı var demiyo ki.lan zaten tanrı'nın nesini kanıtlıyosun fosil mi bulacaksın töbe töbe...neden evrim ile tanrı çelişiyo?şahsen evrimin olup olmadığı konusunda bir fikrim, görüşürüm yok.nası olsun zaten adamlar yıllarca uğraşıyo, didiniyo bişeyler çıkarıyo.ben burda oturduğum yerden bişey sölesem götümden sallamış olurum.adamlara inanıyorum (bütün bilimdünyası beyinsiz olacak değil ya) evrim diye bişey var peki neden tanrı yok?evrimi savunan insanlar atesit olabilir, inanmıyo olabilir.bana ne?onlar inanmıyo diye yaratılışa inanmak safsata mı oluyo?bi mikrobiyolog inanınca gerizekalı mı oluyo?ara geçiş formlarında "there is no god" falan yazıyo da bu gerçeği bizden -evrimle tanrının olup olmadığı konusunda bi alaka, bi bağlantı kuramayanlardan- mı saklıyolar?evrim ile tanrının varlığı arasında bi tane ilişki varsa bana da söleyin de cahil, cühela, çocuk safsatalarına inanan bi insan olarak kalmayayım.


    (bkz: sözlük formatı için kanıt mı arıyorsun)
    (anthrax, 25.12.2007 22:45 ~ 22:53)
  11. (yata yata paslandık, 25.12.2007 22:47)
  12. gerçekten ne kadar lüzumsuz olduğunu her dakika daha da iyi idrak ettiğim soru cümlesidir.

    sözlükte biyolog arkadaşların varlığını duyunca elim ayağım birbirine dolaştı. safsatalarımı ortaya çıkaracaklar diye çok korktum. her ne kadar ben de bir veteriner hekimsem de tırsmadım diyemem.

    biyolog arkadaşlar yakından tanırlar coelacanth isimli balığı. bu bizim hamsi gibi sıradan bir balık değil. evrim camiasında şöhreti olan bir balıktır. şöyle ki;

    coelacanth, evrimciler tarafından sudaki yaşam formunun karaya ayak basan elemanlarından biri olarak tanıtılmış ve 70 milyon yıl önce sudan çıkıp solungaçlarının üzerinde (ne zoru varsa) yürümeye başladığı iddia edilmişti.

    ama hint okyanusunda avlanan balıkçıların bu gerçekten haberleri yoktu galiba. zira sözkonusu balık 1938 yılında halen suda yüzerken bulunmasın mı?

    "aaa ama senin karada olman gerekmiyor muydu?" diye sorulduğunda balık ne dese beğenirsiniz?
    " ne karası hocam ben dip balığıyım. su yüzeyine on metreden fazla yaklaşamam!"

    evrimcilerde soğuk duş etkisi yapan bu beyanattan sonra balığın yaptığı terbiyesizlikler bununla da sınırlı kalmadı. iş bu balık üstüne üstlük 400 milyon yıl önce bulunan fosiliyle birebir aynı anatomik özellikleri göstermesin mi?
    ulan mübarek balık evrimleşmek için yeterli süren olduğu halde 400 milyon yıl sadece tembel tembel suda mı yüzdün?
    yıkıl karşımdan!

    ama bu zavallı balığa bu kadar yüklenmeyelim. çünkü yaşayan ve yaşamış diğer bütün canlılarda da evrimin temel kavramlarından olan "ara geçiş formları" bulunmamaktadır.
    oysaki yeryüzü, binlerce çeşit canlının yüzbinlerce çeşit ara formlarına ait fosillerle dolu olmalıydı.

    bulunduğu iddia edilen ara geçiş formlarının hepsinin insana ait oluşu da çok manidardır aslında. tarihte yaşayıp soyları tükenmiş farklı maymun türlerini ara geçiş formu diye yutturmak da ancak evrimcilerin aklına gelirdi zaten.

    işin ilginç tarafı evrimin teori olarak adlandırılmasından sorumlu tutulan doğal seleksiyon, darwin'in en bilimsel ve mantıklı yaklaşımıdır. yani zayıf olan elenir. güçlü olan yoluna devam eder.

    peki daha sudan karaya çıkaramadığımız evrimi bu günlere nasıl getireceğiz?

    tabiiki "sıçramalı evrim"le...
    o da ne olaki? dediğinizi duyar gibiyim. kısaca şu demek: canlılar birbirlerine ani bir mutasyonla dönüştü. balina birden dinozor oldu.
    1970 lerde iki kafadar bilim adamı tarafından ortaya atılan bu yeni teori darwin'e rahmet okutmakla yetinebildi.

    peki evrim nedir?
    bilimsel bir gerçek mi ideolojik bir zorunluluk mu?
    yazıyı buraya kadar okuma sabrı gösteren arkadaşlarımız cevabı şıp diye bildiler.
    "bir yaratıcı olmadığına göre insanı biz yaratmalıyız" hezeyanı...

    gelelim kromozomlara...
    kromozom sayısı nesilden nesile değişmeden aktarılıyor dedik. şempanze 48 insan, 46 kromozom dedik. peki evrimle kromozom sayısı nasıl değişebilir? bir küçük örnek veriyorum az kaldı bitiriyorum.

    çevrenizde "mongol" diye tabir edilen down sendromlu çocuklar görmüşsünüzdür. çoğu yıllarca süren özel eğitimle bile sadece temel ihtiyaçlarını giderebilen bu çocukların kusurları nedir biliyor musunuz?
    dna larında bizlerden bir tane fazla kromozom taşımaları. yani 47 tane.
    genlerde oluşan bu defektin (kusurun) nelere yol açtığının canlı kanıtları çevrmizdeyken kromozomların evrimle iyi yönde ve sürekli değişebileceğine nasıl inanabiliriz?

    sonuç olarak:
    bilim bir tanrı değildir.
    darwin bir peygamber,
    teorisi de onun ayetleri değildir.

    ama sizler öyleymiş gibi davranıyorsunuz.
    (emigrant, 26.12.2007 01:10 ~ 11:42)
  13. ilk başta şuna açıklık getirmekte fayda var. "teori" kelimesinin bilimsel literatürdeki karşılığı bellidir. bu yüzden kerameti kendinden menkul girileri refere ederek bilimsel literatürü değiştiremezsiniz. bilim çevrelerinin kabül gördüğü saygın yayınlarda aksini söyleyen bir makaleniz varsa buyrun, he yoksa otur yerine sıfır.

    yine ön lobu az gelişmişler için; teori kelimesinin bilimsel literatürdeki karşılığı ile güncel konuşma dilindeki karşılığı aynı değildir. evrim, paşalar gibi teoridir. tıpkı kuantum teorisi, izafiyet teorisi gibi. sonunda teori ibaresi olması salak beyinlerin anlayacağının aksine bir paşalık ünvanıdır.

    evrimin ıspatı sözlüğün ta kendisi. bu başlıkta evrimin arkaik halkasında kalmış bilimum hominid ve primatlar çoğunlukta olmakla beraber az da olsa sapiens sapiens görmek mümkün. ona da şükür. doğaldır ki primitif hominidler doğal seleksiyonun ince eleğiyle araları pek hoş değil, ataları gibi bok atmaktan öteye gidemeyeceklerdir. bok atmakla kasıt gerçek/sanal anlamdadır. şaşırmayın primitif insanın en büyük silahı taş ve kendi dışkısıdır. neyse, kendileri zaten bahsi geçen bilimsel verilerin muhatabı bile değillerdir.

    hominidler yazar olamaz diye bir kural yok. hatta entelijans bile olabilirler ama sapiens-sapiens olabilmeleri için birkaç milyon yıl daha o şanslı mutasyonları beklemeleri gerekecek veya birkaç on nesil daha güçlü genlere sahip kişilerce aralıksız becerilmeleri gerekecektir, başarılı zürriyet için. resesif deha genleri ile döşeli olması muhtemel nice ahmak var. bol şans.

    herkes elbette istediği şekilde yaratıldığını hayal etmekte özgürdür. süzme çamurdan, tezekten vs. ancak kendi türünü evrenin merkezi, kendini mekanik mükemmel görme modeli salaklığın daniskasıdır. diğer hayvanlara kıyasla nisbi zeka farkı sizi mükemmel yapmaz. insan mükemmel değildir. o sizin kendi dar tasavvur dünyanızda hayal edebileceğiniz mükemmeliktir.

    ecnebice bir söz var. söyleyenin kim olduğundan emin değilim. şöyle diyor;

    "human is a patern seeking animal."

    bu ifade sadece insanlar için geçerli değildir. aynı şey diğer tüm hayvanlar için de geçerlidir. doğanın acımasız
    avcılarından korunabilmek için iyi bir göz ve çalıyı avcıdan ayırdedecek iyi bir yorumlayıcı ön lob gerekir. bu veri işleme zorunluluğu insanda soyutlama, soyut mekanizmaları da modelleme noktasına kadar gelmiştir öyle ki medeniyet herşeyini buna borçludur. patern arama ve olası en iyi modelleme yaklaşımının olumsız yan etileri de vardır. izah edemedeği tabi olaylara karşı duyduğu korku hissini basırmak, bilinmeyeni gerekçelendirmek için kendi düşünsel uzayının hayal gücüyle sınırlı doğaüstü modelleme yoluna başvurmak gibi zehirleyici de bir de yan etkiye sahiptir. bunu yadırgayamazsınız.

    kimi görünmez ellenemez bir tanrıya, kimi görünmez bir pembe panter'e, kimi güneşin çevresinde dolanıyor olan görünmez bir cezve-tanrı modeline inanır. bilimsel evrimin aşamasına bağlı olarak tanrı modeli de kendi içinde zamanla fiziksel evrenden uzaklaşıp soyut aleme kayma gereği duydu. çünkü bilim izah edebilme gücü ile her geçen gün tanrıya daha az bir hareket alanı bırakmaktaydı. şimdiki revaç tanrı ise görünmez ve dokunulmaz olandır. teknik olarak bilimsel tehditten olabildiğince uzak durmaktadır.

    evrim mevzusunda tanrının yeri ne diye sorulabilir? malesef gerekiyor. teizm ne yazıkki hala bilimsel evrimin en büyük engelidir. malesef genç beyinler eğitim kurumlarında hala bu dogmalarla zehirlenmektedir. sırf inançlar nedeniyle bilimsel araştırılmalar finanse edilmemekte bazı bilim kolları özellikle bu problemden çok çekmektedir.

    dolayısıyla teizm ile evrim teorisini yanyana görmek gayet olağandır. süregelen yaratılış safsatasının direkt muhatabıdır. %90'dan fazlası yaratılış efsanesine inanan bir ülkede mikrobiyoloji, genetik, fossil-bilim ilerleyebilir mi? hukuk sosyo-kültürel yapı evrilebilir mi? insanlığın bilimsel, felsefik alandaki lokomotifi batı dünyası rönensansa değin antik yunan'nın evrimsel aşamasından geriye gitti. kaç bin yıl insanoğlu bu devrimi bekledi. onca zaman insanlık için heba oldu. dünya elbette batı aleminden ibaret değil ancak takdir edeceğiniz üzere bilimde, sanatta, felsefede batı hep lokomotif olmuştur - zorunuza gitmesin.

    çok kökledim farkındayım idare edin.
    (void, 26.12.2007 06:43)
  14. din, evrim teorisi... bütün bunlar müspet ilimlerin konusu olsa idi evet dediğiniz gibi bir kaç bilim adamının söylemiş olduğu sözler ya da teoriler bana bir şey ifade edecekti. ancak olguları sorgulama lüksünü kullanarak tanrıyı bulabilirsiniz de, ondan uzaklaşabilirsiniz de... demek istediğim, tamamen dünyadaki muazzam düzeni yorumlayıp bunu bir yaratıcının olmasına bağlayan bilim adamı da var, görmediği hiç bir şeye inanmayan dolayısıyla yaratıcıya inanmayan da... dolayısıyla din kavramı ve tanrının varlığı bilimle açıklanacak bir konu değildir. evrim teorisi matematikte geçen bir fonksiyon gibi ispatlarla ortaya koyulacak bir netlik değil ancak bir inanıştır. maymunların davranışlarının insana benzemesinden yola çıkılmıştır. bir ara tür ün olmayışı evrim teorisinin önünü keserken, ne yazık ki insanlaştırılmış, sömürülmüş bir din anlayışı da dinden uzaklaşmaya çalışan insanlara tünelin ucundaki bir ışık gibi görünmüş, dinden soğuyan kişilerin sığınağı olmuştur.
    ben evrim teorisi ile dinin tartışmasını manevi bir olgu ile bilimin çatışması olarak değil, manevi bir olgu ile bir başka manevi olgunun çatışması şeklinde algılamaya başladım bir süredir.
    çünkü; hala açıklanamayan noktalar varken evrim teorisini bilimin sonuna dek arkasında durduğu bir kanun olarak öne süremezsiniz.
    bence sorunun kaynağı, tarih boyunca sömürülen din olgusudur.
    benim inancıma göre var olan yaratıcıyı hep elinde sopa olan sakallı bir yaşlı gibi bize sunan cahil büyüklerimiz yüzünden dinden soğumuştur insanlar. "allah deden yakar seni" "allah deden gökten sana bakıyor" gibi allahı insanlaştıran zihniyetler masum oalbildiği gibi, "kadınlar erkeklerin kölesidir" gibi insanların allaha olan inançlarını kendi lehlerinde kullanan kötü niyetli insanlar yüzünden insanlar tanrı olgusundan uzaklaşmak istemiş ve bir diğer -bence manevi olgudur- olguya, evrim teorisine sarılmak zorunda kalmışlardır.
    (one more cup of coffee, 26.12.2007 11:36)
  15. (recai pengül, 26.12.2007 12:09)
  16. - evrim teorisi için kanıt mı arıyorsun?
    - evet abi.
    - aynaya sakın bakma o zaman, sana baktıkça benim de inanasım gelmiyor.
    (ahmak ı hayal, 26.12.2007 12:16 ~ 28.02.2009 19:19)
  17. yahudi asıllı teolog ve sümerolog zecharia sitchin'in konuya oldukça ilginç bir yaklaşımı vardır ve araştırmaları onu çok farklı noktalara götürmüştür. sıkı bir musevi olmasına rağmen inancıyla taban tabana zıt evrim teorisi'ni araştırmaya koyulmuş ve inançları ile darwin'in görüşleri arasında bir bağ kurma amacıyla yıllarca araştırmalar yapmıştır. vardığı nokta ise şu anda birçok bilim adamı tarafından deli saçması bulunurken, düşüncelerini kanıtlamak için ortaya koyduğu belgeler kafaları karıştırmaktadır.

    zecharia sitchin'in çalışmaları onu sümerlere kadar götürmüş, sümerlerin sahip olduğu astronomi bilgilerini sorgulamış, en sonunda sümer tanrılarının aslında marduk isimli gezegenden geldikleri ve farklı gezegenden gelen bu tanrıların her işi kendilerinin yapmak zorunda olmalarına isyan edip maymunların genleriyle oynayarak kendilerine hizmet etmek üzere insanı yarattıkları sonucuna varmış. (sitchin'in burada bir cümle ile üstünkörü yazdığım bu görüşünü anlattığı aslında bir dolu kitabı vardır, ayrıca sitchin sadece insanın yaradılışı ile mi ilgilenmiş hayvanların geçirdikleri evrim ile ilgili herhangi bir görüşü var mı bilmiyorum)

    galiba bir seçim yapmak gerekiyor. ya sorgusuz sualsiz müspet bilimlerin her dediğini kabul etmek ya dini inançlar neyi gerektiyorsa sorgusuz sualsiz ona inanmak, arada kalınıyorsa da zecharia sitchin'in yaptığı gibi bir çıkış yolu bulmaya çalışmak ya da bu yolda yapılan çalışmalara en azından önyargısız bir şekilde yaklaşıp şu çok eski çağlardan kalan heykel, kabartma ve benzeri kalıntılar üzerindeki o çağlarda yaşayan insanların bilmelerinin mümkün olmadığını düşündüğümüz roket, uçak, astronot kıyafeti benzeri giyimleri olan insan figürlerine bir açıklama bulmak.
    (angesen, 26.12.2007 15:34 ~ 29.04.2009 00:16)
  18. veterinerlerin moleküler evrim konusunda ahkam kesmemeleri gerektiğini daha iyi idrak etmemi sağlamış sorudur.

    çünkü bunun için önce evrimin sürekli ve daha iyiye doğru gitmediğini öğrenmiş olmak dahası "aaa bak bu balık 400 milyon yıldır aynı.o zaman değişim diye bişey yok" tarzı cümleler kurmayacak kadar bilimsel düşünceden payını almış olmak gerekiyor. "bakın bakteriler de 3.5 milyar yıldır bakteri, demek ki evrim diye bişey yok" cümlesi ile aynı kapıya çıkmakta çünkü bu...

    evrimde asla daha iyiye doğru ilerleme yoktur çünkü daha iyi dediğimiz şey görecelidir.tabi kendi türünü en yüksek tür sanan zavallı kompleksli türdaşlarımın bunu anlamasını beklemiyorum.bir örnek vermek gerekirse e.coli dediğimiz bakterinin, her şekilde hayatta kalma gücü bizden yüksektir.gelişmişlik dediğimiz şey beynin kompleksliğinden ibaret değildir.

    kromozom sayısı olayına gelince, evrimden etkilenen her özelliğin evrimsel karşılaştırmada kullanılamayacağını da belirtmek isterim.
    (bkz: analoji)

    "neden kromozom sayısıyla gelişmişlik arasında bağlantı yok" demekle "neden kulak uzunluğuyla gelişmişlik arasında bağlantı yok" demek aynı şeydir.bunu söylerken gelişmişlik kavramının göreceli olduğunu birkez daha vurgulayayım.

    not: ya walla evrim falan yoksa, bi zahmet ikna edin de okulu bırakayım boşuna okuyoruz o zaman mk.doktor, veteriner falan olayım bari de bi yandan parayı götürüp, bi yandan da orda burda harun yahya hocamızın misyonerliğini yapayım.


    edit: teori meselesine gelince, daha önce yazmış olmama rağmen tekrar yazayım da insanlar gelip "sus lan, bilimsel anlamda teori ben nasıl anlıyosam o anlama gelir" tarzı cümleler kurmasın:

    "teori terimi, bilimde, günlük kullanımındakinden çok farklı bir anlama sahiptir.teori kelimesinin günlük dilde kullanılışı, bilim adamlarının hipotez olarak kastettiklerine yakın gelir.newton'un yer çekimi teorisi yada darwin'in doğal seçme teorisi gibi, bir teori, bir çok durumun sebebini açıklar ve çok büyük çeşitlilik gösteren doğa olayları açıklamaya girişir.böyle birleştirici bir teori, eğer bu teorinin öngörüleri, yapılan gözlemlerle ayakta kalmıyor ise bilimde geniş bir şekilde kabul edilmez.hatta, iyi bilim adamları teorilerin doğma haline gelmesine izin vermez.örneğin, şimdi, çok sayıda evrimle uğraşan biyolog, doğal seçmenin, fosil kayıtlarda gözlenen evrimsel tarihi, yalnız başına açıklayıp açıklayamayacağı konusunda kuşku duymaktadır.
    evrimsel teori hakkındaki tartışmalar, yer çekimi hakkında birbiriyle yarışan teoriler için ileri sürülen deliller gibidir; biz bu sebebi tartışırken, dik duran nesnelerin devrildiğini biliriz"
    (power of the right, 26.12.2007 16:23 ~ 16:36)
  19. dağınık odasında kaybettiği kör saatçi kitabını bulmak için yerlerdeki elbise ve eşyalar arasında eşinen genç tübitak kitapları okurlarına annelerinin sorabileceği iğneli sorudur.
    şu tüyler ve kuyruksokumu meselesi aklıma bir çocuk bilmecesi getirdi, adama "hiç maydanoz tarlasına saklanmış fil gördün mü?" diye sorulur. adam hayır derse "demek ki iyi saklanmış" dersiniz, evet derse "demek ki iyi saklanamamış" dersiniz. her iki durumda da sanki filin maydanoz tarlasına saklanması mümkünmüş gibi bir varsayım yaparsınız.
    kuyruksokumu ve tüylerle ilgili mesele de bu bağlamda "evrime inanmak" denilen kavramı çok net açıklıyor aslında. mesela evrime inanan insanlara göre kuyruksokumu vücudun işe yaramayan bir parçasıdır, dolayısıyla bu onun geçmişten kalma olduğunu gösterir bir kanıttır. oysa eğer işe yarayan bir parça olsaydı o zaman kuyruksokumu işe yaradığı için "evrim sürecinde gelişmiş" olacaktı. "tüylerimiz bizi soğuktan korumadığı ve işe yaramadığı halde neden varlar, demek ki eskiden koruyorlardı, ama şimdiki formlarında korumuyorlar, ama eskiden kaldıkları için devam ediyorlar" da derler, oysa eğer tüylerimiz bizi soğuktan koruyor olsaydı "soğuktan koruduğu için türün kalıcılığına hizmet etmiş ve evrimsel süreçte gelişmiş" olacaklardı. mesela bağırsağımız niye var sorusuna bugün "işe yaradığı için evrimsel süreçte gelişmiş, işte evrimin kanıtı, bağırsaksız yaşayamazdık" diye cevap veren aynı evrimci bağırsağımız işe yaramıyor olsaydı "demek ki eskiden işe yarıyormuş, şimdi fonksiyonu kalmamış, işte evrimsel sürecin ve bizim geçişte olduğumuzun kanıtı, işe yaramıyor olan bir bağırsağımız var ve hala yaşayabiliyoruz." diye cevap verir.
    (earendill, 26.12.2007 17:04)
  20. (luto, 26.12.2007 17:55 ~ 17:56)
  21. (ocean spray, 26.12.2007 18:32)
  22. (bkz: evet arıyorum)

    öncelikle bir ateist olmak için evrim teorisini kabul etmiş olmak(ya da etmemiş olmak) gerekmez. bu nedenle çok bilinen, ateizm yandaşı olan bir sitede birine yazı yazdım. "evrim henüz bir teoridir, kanıtlanmamıştır bu nedenle üstünden din sömürüsü yapmayın" diye. ardından kendisinin yüksek öğrenim görmüş bir bilim insanı olduğunu, benden daha mı iyi bileceğini belirten bir cevap aldım. üstüne üstlük zaman içinde yine aynı konuda uzman iki bilim adamının evrim hakkında bazı çelişkili/farklı yanıtlar verdiklerini okuyarak gözlemledim.

    ortada bir yanlışlık var. ya teori kavramını birileri yanlış kullanıyor ve bilinmiyor ya da bir bilim insanı olduğunu savunan kişiye dahi inanmamak gerekiyor bu konuda. o nedenle kimse mesleği ile kalkıp ben daha iyi bilirim hikayesine başlamasın. daha teorinin ne olduğunu bile tartışan insanlar arasında evrimin kanıtını aramak saçmalıktan başka bişey değil.

    aksi halde evim teorisi ile alakalı olarak başka teoriler aklıma geliyor:

    `bilim, ateizm propagandası yapıp şüphecilikten uzak duruyor teorisi`
    `bilim adamlarına din propagandası için para yediriliyor teorisi`
    (kırmızı kalem, 26.12.2007 19:01)
  23. "tanrı var, başka türlü nasıl varolabilirdik." diyen birilerine karşı "bir tanrı olmadan da olmaz mı?" gibi bir arayış anlamlıdır. evrim teorisi ilk ortaya atıldığı dönemde böyle bir arayışın ürünüydü. ama bu tür bir senaryo bunun "mümkün" olduğunu gösterir, mesela "tanrı olmadan da dünyada canlılığın nasıl başlamış olabileceğini". bir diğeri "dünyaya bizi uzaylılar spor olarak getirip serpti, içinde dnalarımız da hazırda vardı. ara ara da kontrole geldiler, mısır piramitleri de böyle yapıldı; evet gerisi evrim ama, başlangıcı böyleydi, o dnalar kendi kendilerine sıfırdan oluşamazdı yoksa." dediğinde o adama "hayır kardeşim, ahan da güvenlik kamerası kayıtlarında görülüyor su kenarındaki amino asitlere yıldırım düşerken ve de biraz ileri aldığımızda balık kurbağaya dönüşüp karaya çıkarken" diyemiyorsunuz. ben bu exojen senaryoya inandığım için söylemiyorum, ama panspermia hipotezi denilen bu tuhaf senaryoyu dna'yı keşfeden iki kişiden biri olan ve bu yüzden de nobel ödülü alan bilim adamı francis crick 1973'te ortaya attı, buradan şu anlaşılıyor ki o güne dek evrime inanan bu ileri uç noktadaki bilimadamı dahi fosillerin ya da kurgusal tarih çalışmalarının tek başına birer kanıt olmadığının farkında, hem de occam bıçağı açısından düşünürsek çok daha karmakarışık görünen bir senaryo için, neden? sırf dna'nın karmaşık yapısı evrim çerçevesindeki senaryoya uymadığı için kurguda sorun çıkıyor ve "kanıtlanmış evrim teorisi" sanrısının yerine adam tüylerin en baştan itibaren, "daha biz sporken öyle olduğunu" düşünmeye başlayıveriyor. (tuhaf bir örnek aslında, evrime inanmayan birisinin, tanrıya da inanmama şartlanmışlığı insanı nereye götürüyor üzerinde düşünürseniz. evrime bilimsel sebeplerle güveni kaybolduğunda tanrı yerine uzaylılara inanmayı tercih ediyor. trajedik tek kelimeyle.)
    bu tabii bir örnek. gene aynı şekilde evrim kanıtı olarak geçmişte ortaya konmuş bir çok kanıt bugün öyle görülmüyor ve geçersiz kabul ediliyor. peki ama demek ki aslında kanıt olmayan bir şeyler bir zamanlar kanıt olarak sunulmuş, demek ki sonradan çürütülebilir nitelikte şeyler gene de kanıt olarak görülmüş, o "kanıtları" bulabilmek, ya da o konuda araştırma yapabiliyor olmak bilimsel metodolojiyi de biliyor olmak anlamına gelmemiş ve adamlar bir çok zaman aslında kanıt olmayan şeyleri de kanıt sanabilmiş, su coelacanth balığı gibi örneklerde hasbelkader ortaya çıkan komiklik gibi. birileri metodolojik hatayı görüp yırtınacak, "kardeşim, o bir geçiş formu olmak zorunda değil, apayrı ve soyu tükenmiş bir tür de olabilir pekala". ama tabii bu yırtınma olayı çok soyut bir itiraz olarak kalacak, somut karşılığının algılanması zor olacak, öbürleri de konuşacaklar o yüzden. "sus, otur sıfır; gözünün önünde somut kanıt var, bilmem kaç bin yıllık fosil bu, sen bilime karşı mı çıkıyosun, bu canlı o zaman varmış, şimdi yok, eski de olduğu anlaşılabiliyor bilimsel testlerle, gözünün önünde işte geçiş formu, al sana evrim kanıtı". oysa itiraz eskiliğine ve bunun bilimsel saptanabilirliğine değil, yorumlanışına. aynı şey işte tüyler, aynı şey işte kuyruksokumu. o balık hint okyanusunda canlı yaşarken bulunamasa, belki bu giride hala evrim kanıtıydı ara formlar için. her bulunan ara geçiş formu denilen fosilin canlı bir örneği de bulunamayabilir, burada bir metodolojik mantık hatası olduğunun kabul edilmesi için hepsinden tek tek bulunana kadar bütün fosiller ara geçiş formu mu sayılacak anlamıyorum. ama evrime "inanmak" işte böyle bir şey. "acaba bir geçiş formunu şekilce andıran fosilin aslında soyu tükenmiş bağımsız bir tür olmadığını anlamanın bir yolunu nasıl geliştirebiliriz" denmemiş. o zaman da istenildiği kadar bilimsellikten bahsedilsin, insan ortadaki şeye bakıyor, ve o seyleri "kanıt" olarak yorumlayan ve kendini bilim olarak tanıtan şeyin aslında kategorik değil, "tanrı olmasaydı" varsayımına dayalı, hipotetik (şartlı) yaklaşımlar olduğunu görüyor, tıpkı bir inancın "işte her şey tanrının varlığını ispatlıyor, cevizler yerde balkabakları ağacta yetişseydi, halimiz nice olurdu, demekkiiii..." demesi gibi onlar da her baktıkları yerde evrimi görüyorlar, işe yararsa evrim sonucu gelişmiş, evrim kanıtı, yaramazsa evrimsel süreçten artakalmış, gene evrim kanıtı. piltdown adamı vs sahtekarlıkları saymıyorum, ki bu skandal bile birilerinin ideolojik takıntıları olduğunu ve bilimi, araştırma kapsamı dışında konularda kullandığını yeterince gösteriyor. evrim teorisini savunan birisine sorsanız size "bugün başka kanıtlar var" der, ama bugün gösterilen kanıtlara bakıyorsunuz, sahtekarlık değil ama kanıt da değil, alın işte tüylerle kuyruksokumu gene. gene bağımsız türler olarak da yorumlanabilecek canlıların fosillerini "ara form" olarak gösterme ve böyle yorumlanmak zorunda olduğunu bilim baskısıyla kabul ettirme çabası, daha "teori"nin anlamını bilmeyen zihniyet bilim baskısı yapıyor.
    neden bir türlü ortaya bir kanıt konamadığının cevabı evrimin adında gizli. cünkü bu bir teori, ve tarih teorisi, bunun geçmişe dönük kanıtı olmaz, sadece bununla daha kolay açıklanan gözlemler olur ve bu gözlemler de zaten tarih teorisini ortaya atarken yararlanılmış, tarih teorisinin kendisinden çıkarsandığı gözlemlerdir, bu tür gözlemlerin niteliksel olarak aynılarından zaman içerisinde bir sürü bulunması bir şey ifade etmez, çünkü bunların hiç birisi içinden üretildikleri modeli dışsal, bağımsız testlere tabi tutma imkanı vermezler. bu tür teoriler ancak bir tek şekilde gerçek anlamda kanıtlanabilirler. geleceğe dair içerdikleri tahminlerin tutmasıyla, yani evrim sürecinin öngördüğü tipten gelişmeleri, türler arası geçişmeleri bizzat gözlersek. yoksa ne kadar fosil bulursan bul, "ara form değil, soyu tükenmiş bir canlıdır" cevabı her zaman geçerli.
    (earendill, 26.12.2007 20:38)
  24. kafasını evrimle,yaratılışla bozmuş bir bireyin, gözlüğünü arayan bir bünyeye bile sorduğu sorudur.


    - evrim teorisi için kanıt mı arıyorsun?
    + yoo, gözlüğümü arıyorum. anuğa koduğumun gözlüğünü nereye koydum ben yaa?
    (hiçbirşeydiyen, 26.12.2007 20:59)
  25. (bkz: @2827049)
    (drps, 16.11.2008 16:47)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil