merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.
  1. 1

evrensel ahlak kuralları

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  1. dünyanın her yerinde geçerli olan ahlak kurallarıdır. yalan söylemek, hırsızlık, adam öldürmek, vs. kötüdür. yardım etmek, affetmek, vs. iyidir. yazılı bir kaynağa gerek duyulmadan uyulan ve karşı gelinmesi halinde yaptırımları da yargı ve kolluk yoluyla değil toplumsal tepkiyle uygulanan kurallardır.
  2. evrensel ahlak kuralları yoktur diyenlerden bazıları:


    * epikuros, aristippos (en yüksek iyi hazdır derler, dolayısıyla hedonisttirler)

    * hobbes ( "bu iyidir demek, ben bunu istiyorum demektir" der...)

    * stirner (ahlak görüşü bakımından egoist olsa da felsefi bakış açısı biraz anarşizme kayar)

    * nietzsche ("güçlü insan ahlaklı olandır" der...)

    * sartre (oluşturduğu varoluşçulukta insanın kendi özünü belirlemesi buna en iyi kanıttır)



    evrensel ahlak kuralları vardır diyenlerden bazıları:


    * hume, bentham, mill (hemen hemen bütün faydacılar)

    * platon, aristo, farabi, kant, spinoza ...
  3. içgüdülerimizi yok edip, yerine koyduğumuz şeylerdir. mağaradan çıktığımızdan beri devamlı değişen kafa karıştırıcı kurallar bütünü. içgüdüsel olarak sahip olduğumuz tek ahlaki oldu çocuk cinsel istismarıdır, oda her hayvanda olduğu gibi. ama gel gelelim insan onuda yapıyor, hayvandan iğrenç bir canlı olduğunu saklama telaşesi, anayasa, evrensel ahlak kuralları, din komedi dans üçlüsüdür...
  4. daha doğmadan üzerimize biçilmiş ve otomatik bir sistemle adeta bilince işlenir biçimde oluşturulmuş kurallardır. ne varki birini öldürme , bir başkasının malını rızası olmadan ve habersiz alıkoyma yani hırsızlık , bir başkasının malını rızası dışında zorla cebren alma gasp, kişiyle rızası dışında cinsel birliktelik yani tecavüz, ahlak kurallarının yanı sıra yazılı kurallar olarak da hayatımızda vardır zira bunları yaparsanız cezai yaptırımlara maruz kalırsınız. (cezai yaptırım almadan bunu yapmış olan bir çok yavşak olsa dahi..)
    yazılı olmayan ancak tü kaka diye öğretilen ahlak kavramlarımız vardır ki ; dedikodu yapmak, hak yemek vs.. bunların direk cezai bir yaptırımı olmasa dahi ahlaksızlıktır. buraya kadar iyi hoş ancak işin garibi tamamen kişinin kendi sorumluluğunda olan bir takım durumlar varki bunlar nasıl ahlak kavramını olusturmuş, öğretilmiş hatta ezberletilmiş bu ezberi bozanlarıda -banane dememeden yargılamamıza sebep bir takım kurallarda var.. şaşılacak şeyki iki kişinin kendi rızasıyla bilikte olması ahlak kurallarınıda geçiyor yasaya girip zina olarak da adlanıyor ve cezai yaptırım uygulanıyor. yada toplumda yaşadığı hayat şeklinden ötürü yaftalanabiliyor.
    ve yine ne gariptirki konu ahlak olunca ilk aklımıza gelende cinsellik ve ortada bir ahlaksızlık (!) varsa -daha çok kadın oluyor. zira diğer insani durumlar evrensel ahlak kurallarının yanı sıra hali hazırda hukuk kuralı olarakda hayatımızda zaten var.. ancak kimin geliştirdiğini ve neye göre nasıl geliştirdiğini ve ezberlettiğini bilemediğim bu kurallar silsilesinde genelde kadınlar üzerinde işliyor.. bir kadın biriyle yatıp kalkınca, ahlaklı kişilerce ahlaksız (bu ahlaklı insanlara göre bir sıfat değil ama) yekten orospu olurken bunu yapan adam hic bir evrensel ahlak kuralı tarafından yargılanmıyor.yani evrensel ahlak kurallarında dahi erkek egemen bir zihniyeti benimsemekteyken ve buna ahlak derken , bir başkasına zarar vermediği sürece kişinin yaşadığı herşeyin kendini bağladığını unuturak, yaftalamayla en büyük ahlaksızlığı bir çok demde yaşıyoruz. her gün bu çok ahlaklı tavrımızla başkarının bize göre pis hayatlarında kendimizi temize çekiyoruz; konuşarak, anlatarak yadırgayarak.bu yüzden evrensel ahlak kurallarının bir hükmü kalmıyor. çünkü yaratılmış bir takım kurallar var belki ama zaten biz işimize geleni ve başkası için olduğu zaman kurcalıyoruz bu kuralları.
    yani bu kurallar evrensel falan değil aksine bir o kadar kişisel.
  5. sana yapılmasını istemediğin şeyi sen bir başkasına yapma. buna uysak zaten pek çok mesele kendiliğinden hallolur.
  6. uyulması gereken genel geçer kuralları ifade eder. bu kurallar kişinin ne yapması ve de ne yapmaması gerektiğini belirler. hukuk kurallarından farklı olarak toplumda kendiliğinden ortaya çıkarlar ve bireyleri bu şekilde davranmaya zorlarlar. ancak tüm toplumlarda tüm zamanlarda geçerli olan normlar bulmak hemen hemen olanaksız gibidir. felsefe kişi vicdanı karşısında evrensel ahlak yasalarının olup olmadığını konu edinir. ancak bu konuda filozoflar da farklı görüşlere sahiptirler.

    ı ) evrensel ahlak yasaları yoktur : evrensel bir ahlak yasasının olmadığını ileri süren akımlar, haz ahlakı, fayda ahlakı, bencilik, anarşizm, hiççilik ve varoluşçuluk olarak özetlenebilir.

    bencilik (egoizm): insanın eylemlerini belirleyen duygu ben sevgisidir. hobbes’e göre insanların davranışlarını da tıpkı hayvanlar gibi içgüdüler yönetmektedir ki ; bu içgüdüler “kendini sevme” ve “kendini koruma” dır.

    anarşizm : ahlak da tıpkı diğer baskıcı kurumlar gibi insanı daha kolay yönetmek için uydurulmuş kurallar sistemidir. başta devlet olmak üzere bu ve benzeri her türlü baskıcı kurumlara karşı olan anarşizm, bireyin sınırsız özgürlüğünü savunur. anarşizmin kurucusu proudhon (19 yy) tüm bu baskı unsurlarının temel nedeni olarak gördüğü mülkiyeti hırsızlık olarak tanımlar. bakunin insanı kısıtlayan devlet ve benzeri kurumların yıkılmasını ister. stirner’e göre; ahlaksal değerler bir soyutlamadır ve insanın da tıpkı bitki ve hayvanlar gibi kendine düşen bir görevi yoktur.

    hiççilik (nihilizm); akıl yerine istenci, toplum yerine de bireyi koyan felsefe akımıdır. nietzsche’ye (19 yy) göre iki tür insan ve iki tür toplumsal sınıf vardır: halk ve seçkinler. din ve ahlak kuralları halk için geçerlidir. zaten halkın da işlevi seçkin sınıfın oluşumuna elverişli bir ortam yaratmaktır. seçkin sınıfın bireyleri için din ve kimi filozofların öne sürdüğü ahlaki değerler miskinlikten ve acizlikten başka bir şey değildir. oysa bu sınıfın uyması gereken ahlaki kurallarını dehalar üstün insanlar, en yüce iyiyi yani “güç”ü kullanarak belirleyeceklerdir.

    varoluşçuluk (egzistansiyalizm): sartre’ye göre insan kendini nasıl yaparsa öyledir. bir çiçek yada bir böcek kendini kendi yapmaz. çünkü onların bir özleri bir de varlıkları vardır.burada öz varoluştan önce gelir. çiçek, çiçek özüne uyarak çiçek olur. ancak insan farklıdır. insanda var oluş özden önce gelir. insan önce vardır ve sonra ancak öyle ya da böyledir. çünkü o özünü kendi yaratır, yani kendini kendi yapar. everende kendi varlığını kendi yaratan tek varlık insandır. nasıl mı? “ dünyada acı çekerek, savaşarak yavaş yavaş kendini belirler. bu belirleme hiç bitmez, sürer gider.” bu nedenle kişi kendini tanımalı, benliğini kazanarak her türlü baskıdan kurtulmalı ve özgürleşmelidir. yoksa toplum içinde eriyip giderek yok olacaktır.

    ıı ) evrensel ahlak yasaları vardır : evrensel ahlak yasalarının bulunduğunu öne süren düşünürler bunu öznel (subjektif) özelliklerin belirlediğini söyleyenler ve nesnel (objektif) özelliklerin belirlediğini söyleyenler olmak üzere iki grupta toplanabilirler.

    subjektif özellikler belirler : evrensel ahlak yasalarıları insandan, onun özel yaşamından kaynaklanır. bu konuda görüş ileri sürenler sezgici bergson ile faydacı milli örnek vermek mümkündür.

    objektif özellikler belirler : evrensel ahlak yasaları insandan bağımsız olarak vardır. ahlak yasalarını belirleyen insan yaşamı değil , insan yaşamını belirleyen evrensel ahlak yasalarıdır.

    sokrates : ahlaksal eylemlerimizin amacı mutluluktur. ahlaki mutluluğa erişmek ise ancak bilgi ile mümkündür. bilgi insanları doğru eylemelere, bilgisizlik ise yanlış eylemlere götürür. bilgidir ki insan ancak mutlu, ahlaklı ve erdemli yapar.

    platon : bir eylemin iyi yada kötü olması onun iyi ideasına uygunluğu ile anlaşılır. yani bir eylem iyi ideasına uygunsa iyi uygun değilse kötü dür. bunu bu dünyanın bilgisi ile anlamak ve değerlendirmek mümkün değildir. onun için her insan idealar evrenine yönelmeli ve onu kavramalıdır. (filodoks x filozof )

    spinoza (17 yy – hollanda) panteist (evren-kozmoz tanrıdır) bir düşünürdür. kozmos mutlak olarak özgürdür, bu nedenle onu hiçbir şey etkilemez. ancak insan başka şeylerin özellikle de tutkuların etkisindedir. tutkular insanı güçsüz, edilgin ve köle yaparlar. insan ancak aklı ile tutkularını aşabilir. aklın uygun gördüğü yaşam biçimi de bilgiyle gerçekleşir. bilgi bizi tanrıya ulaştırarak özgürleştirir. bilginin vardığı yer evrensel yani tanrısal olan yasadır. tanrısal yasaya uygun olan iyi, uygun olmayan ise kötüdür.

    kant (18. yy – almanya) ona göre ahlaksal eylemin amacı mutluluk olamaz , çünkü mutluluk subjektif bir kavramdır. yani kişiye göre değişir. ve nitekim ondan önceki filozoflar mutluluk için farklı şeyler söylemişlerdir: kimine göre erdem, kimine göre iyi bir başlkasına göre de doğaya uygun yaşama olmuştur. oysa ahlak yasası herkes için aynı olmalı ve aynı kalmalıdır. kant’a göre de bu iyi niyet (iyiyi isteme) dir, ödevdir.

    ödev, her çeşit duygudan öte kesin bir buyruktur. ahlak yasasına kesin boyun eğiştir., bu da aklı olan herkes için evrensel bir kuraldır. koşula bağlı olan davranışlar ahlaksal değildir.
  1. 1