evren'in tarihi, aynı zamanda kökenin kökeninin tarihi ile eştir. evren'in şu âna kadarki en tutarlı kuramıyla dalga geçmek için, sabit ve durağan evrenin savunucusu fred hoyle tarafından
big bang olarak isimlenen büyük patlama eğretilemesi, evren'in her noktada ve aynı oradan büyük bir ivmeyle genişlemeye başlamasından ibarettir ve bu an, aynı zamanda -elbette ki metafiziksel söylemlerin de etkisiyle- zamanın da başlangıcı olarak addedilir. bir fizikçiye "big bang'ten öncesi nedir?" sorusunu sorduğunuzda, böyle bir yanıt almanız mümkündür. ya da size doğrudan "onu tanrı'ya sorun" da diyebilir.
evren'in geçirdiği bu genleşme ya da patlamayla quarkların bir araya gelip ilk protonları oluşturması 1 saniye; ilk proton ve nötronların ilk atom çekirdeğini (helyum) oluşturması 1 dakika ve atomların birleşip karbon ve oksijeni oluşturması da yüz milyonlarca yıl almıştır. evren, bu süreçler arasında sürekli mola vermek durumunda kalmıştır çünkü fiziğin temel kuvvetlerinden olan ve bu fiziksel bileşimleri olur kılan çekirdeksel ve kütle çekim kuvvetleri, evren'in sıcaklığının mutlak suretle düşmesini zorunlu kılar. evren, hâlihazırda birçok kanıtla ispatlandığı şekliyle soğumaya devam ettikçe, çekirdeksel kuvvetler yerini kütle çekim kuvvetlerine bırakmış ve böylece yıldızlar oluşmaya başlamıştır. yıldızların oluşmasının getirdiği sıcaklık, evren'in soğuması nedeniyle yıldızlar'ın amiyane tabirle hasar almamasına ve çekirdek bölgesinde yıldızın kendi içine sıkışmasına neden olmuştur ya da ön ayak olmuştur (neden olmak ya da ön ayak olmak bağlamında neden ikileme düştüğümün yanıtı, doğa'nın ve evren'in bir tasarısının olup olmadığının bilinememesindendir: evren, karmaşık bir yaşamı tasrlamış mıdır yoksa her şey bir tesadüf müdür?). yıldızların, kendi çekirdeğinde sıkışması, sıcaklığın milyarlarca dereceye çıkmasına, şu anda bildiğimiz metallerin oluşmasına ve atomların birbirleriyle daha sık çarpışarak nihayetinde büyük bir enerjiyi açığa çıkarmasına olanacak sağlayacak şekilde patlamasına neden olmuştur (ya da ön ayak olmuştur). bu patlamalara
süpernova adı verilir. bu yıldız patlamalarıyla uzay boşluğuna yayılan metal ve elementler, yine kütle çekim ve çekirdeksel kuvvetlerin etkisiyle birleşip, yeni yıldızları oluşturmuştur. bazıları da ölerek kara delik hâlini almıştır.
işte yaşamın kaynağı, bu yıldız tozlarındadır. oluşan milyarlarca yıldızdan biri olan güneş de, benzer bir oluşumla meydana gelmiş ve dünya'nın da bulunduğu samanyolu gökadasını kendine çöplük edinmiştir. dünya da, böyle yıldız tozlarının birleşmesiyle meydana gelmiştir. yaşamın, şu anda bilindiği kadarıyla, neden sadece dünya'da olmasının tek bir nedeni vardır: sıvı haldeki su. güneş sistemi'ndeki birçok gezegende su vardır. jüpiter'de buz, venüs'te su buharı hâlinde. ancak yalnızca dünya'da sıvı halde bulunan su, yıldız tozlarının içindeki karbonu kendi bünyesinde hapsederek, uzay boşluğundaki ışınların etkisinden onu koruyup yaşamın, okyanuslarda başlamasına neden olmuştur (ya da ön ayak olmuştur). suyun, dünya'da sıvı olarak bulunmasının tek nedeni de, dünya'nın güneş'e olan uzaklığıdır. bütün bu parametreler, yaşamın, dünya ile hemen hemen her şeyi benzeyen venüs'te değil de dünya'da olmasının önemli ve hayatî birer kanıtıdır.