insan hayatında bir kere yapmalıdır. çok dikkatli olunmalıdır hüsranla sonuçlanabilir
genelde ünlülerde gördüğümüz para hırsı içeren bir oyuncak haline gelmiş kavramdır ayrıca
duygusallıktan uzak bakıldığında bir güvencedir evlilik. "saçın&kıyafetlerin kötü olsa da, doğum günümü&yıldönümlerini hep unutsan da, evde ortalığı dağıtsan da, arkadaşlarımı hiç sevmesen de, herkesin seni hor göreceği durumlara da düşsen(ve bu liste daha da uzasa da), özetle ne kadar sinirimi bozarsan boz merak etme bundan sonra kolay kolay bırakmayacağım seni" gibi bir anlam taşıyabilir. öyle ya hastalıkta, sağlıkta... denir nikahta.
insanlar, iki bireyin beraber olmasını niye bir anlaşmaya ve duyuruya bağlamışlar, neden iki bireyin hep yine aynı beraberliğini korumasını istemiş, neyin ispatı, gösterisi, güvencesi, meşrutiyeti... olmuş bu olay diye düşünmek gerekir. keza zembille inmeyen bu olayı bizler icat ettiğimize göre, felsefenin pek çok dalında doğru bir olay olarak nitelendirildiğine göre (din kısmı zaten ayrıca var) olumlu yaklaşmak gerekir. bence tecrübe en doğrusudur.
bir kere insan düzenli yaşamalıdır. içgüdüsel olarak mutlak ve vahşi özgürlüğü isteyen irademizi hayvandan ayıran özelliği buna karşı koyabilmemizdir. kendimizi kontrol edemediğimiz yerde insanlık limanındaki iplerimizi kopartır ve hayvanlık denizindeki bitmez tükenmez ilkelliklere doğru yelken açarız. bir insana bağlı olmak bu açıdan bile baklıdığında zorunludur bence.
duygulardan yana bir kapı açarsak eğer; duygular tek eş ister, güvenli eş ister, seven ve mutlu eden eş ister. bütün bunlar hepimizce kabuldur. dolayısıyla evlilik bunu göstermenin bir yoludur.
bazılarımız, duyguların tek eş istemesine karşı çıkabilir. "ben farklı farklı insanlarla duygularımı tazeliyorum" gibi bir cümle sadece vücut kimyasının tekrar değiştiğini (bkz: aşık olmak)** gösterir.
evlenerek insan sadık olduğunu ispatlar. evliliğe karşı olan insanın sadakat denen duygudan yoksun kaldığını kanımca açıkça ve rahatça söyleyebiliriz.
şöyle laflar edilebilir: "ben sadık bir insanım ama işin şekilci olması beni rahatsız ediyor." ya da "kağıt üstünde imza atmak soyut bir duygu olan sadakati ve sevgiyi temsil edemez" ya da "sevgi, sadakat kağıtla olacaksa hiç olmasın" bunlara gelen yanıt çok açıktır: (bkz: lafla peynir gemisi yürümez)
ben harika kodlarım, süper elektronik mühendisiyim, bir numaralı motoru ben yaparım, sürtünmesiz seramik yaparım, kuantumda kendimi tek geçerim... demekle olmaz. yap hadi...
aynen: seni seviyorum, senle sonuna kadar varım... demekle iş bitmez. gerçekten öyleyse, basit bir kağıt parçasını imzalayacak cesaretin de vardır o zaman...
yazar demiş ki: "aykırı olmaya, iç dünyaya yapılan keşif yolculuklarına düşman bir kurumdu sana göre evlilik.özel hayata yapılan bir saygısızlıktı.evlilik insanın ruhuna kiracı almasıdır.yalnız kalmak mı istiyorsun, evlen!"( -cezmi ersöz,kırk yılda bir gibisin-)
evliliği belirli bir bakış açısından çok güzel tarif etmiş senai demirci, "ve aşk evliliğin ellerinden tuttu" adlı kitabında. kitabın arka kapağındaki yazıyı aynen aktarıyorum:
evliliği birlikte çorba pişirmeye benzetebilirsiniz. evliliğe elinizde boş bir kâse ile başlarsınız. elinizdeki boş kâse, evlilik niyetinin en başında bulduğunuz aşk ve güven, sevgi ve saygıdır. bu kâse elde olduktan sonra, kâseye dolduracağınız çorbanın tuzunu, suyunu, acısını, kıvamını, baharatını birlikte belirlersiniz. bu çorbanın tadını birlikte oluşturursunuz; kıvamını birlikte bulursunuz.
evliliği sıkı anlaşma maddeleriyle kayıt altına almak, karşı taraftan her şeyi tam da damak zevkinize göre belirlenmiş bir çorba beklemek gibidir. oysa kimsenin, bir başkasının damak tadına göre çorba hazırlaması her zaman mümkün olmaz. üstelik bu çorba, çorbayı pişirene göre "mükemmel" bir çorba olsa bile, diğeri için "münasip" olmayabilir.
öyleyse, çorbayı baştan pişirmeye kalkmayın. elinizde sadece bir kâse olsun. çorbanın kıvamını sonra ve birlikte belirleyin. olmadı; kâseyi boşaltıp yeniden başlayın. ama kâseyi asla elinizden düşürüp kırmayın. aşkın harlı ateşinde, hoşgörünün temiz suyuyla, karşılıklı güvenin tuzu biberiyle, bir çorba gibi ortaklaşa pişirebilirsiniz ilişkilerinizi.
evlilik iki kişinin bir arada mutualist bir şekilde hayatlarını devam ettirme kararıyla başlayan bir süreçtir. bu kararın alınmasında aradaki aşk, birbirlerine sağlayabilecekleri imkanlar, daha yüksek bir refah seviyesi, üremek, sevişmek, hayatta sürekli destek olacak bir kişiye sahip olmak gibi nedenler yatar.
nedeni neler olursa olsun iki kişi bir arada, bir aile olarak, bir alt topluluk olarak yaşamaya karar verdiğinde doğal olarak birbirlerine karşı bir takım sorumlulukları olacaktır. ayrıca tarafların birbirleri üzerinde hakları da olacaktır. her sosyal ortamda bireylerin birbirlerine karşı hak ve sorumlulukları vardır. aile de bir sosyal ortamdır ve onun da kendine özgü hak ve sorumlulukları vardır. işte bu hak ve sorumlulukların yasalar ile güvence altına alınmasına da nikah denir.
evlilik yıllar süren bazen çatırdasada tekrar yapıştırıp yoluna devam etmektir .başta aşk ,gizem vardır sonrasında saygı ise sevgi ve bağlılık getirir.
ülkemiz için özetle aklı fikri olan (temyiz kudretine sahip), yaşı filan tutan iki farklı cinsiyetten kişinin rıza beyanlarını yetkili kişinin*** önünde açıklamalarıdır.