1. bir ibrahim tatlıses klasiği olan parça.yavuz turgulunun yönetmiş olduğu muhsin bey filmindeuğur yücelin çok güzel yorumlağı güzel bir şarkı:

    evlerinde lambalari yaniyor
    göz göz olmus ciğerlerim kanıyor
    beni gören deli olmuş sanıyor
    ölürümde ayrılamam yar senden

    aman bir bahçeye giremezsen
    durup seyran eyleme eyleme
    aman bir binayı yapamazsan
    yıkıp veyran eyleme
    aman bir güzeli sevip de alamazsan
    ismini aleme rüsva eyleme

    evlerinin önü boyali direk
    yerden yere vurdun sen beni felek
    her acıya dayanamaz bu yürek
    ölürüm de ayrilamam yar senden
  2. flemenko versiyonu ile gönüllere bir kez daha taht kurmuş şarkı, söyleyen ve çalan arkadaşlara helal olsun diyelim ne denir ki başka.
  3. "ben sanat yapıyorum" diye saçma sapan şeyleri gözümüze kulağımıza sokanlara inat berk ve öykü adında iki genç müzisyenin nice "sanatçılara"taş çıkartacak güzellikte yorumladıkları çookk eski bir türkünün adı
  4. güzel bir türküdür.

    çeşitli sitelerde bu türküyü katleden örneklerin yayınlanması, türküleri yorumlayacağım diye canlarına okumamak lazım geldiğini bir kere daha hatırlatıyor.

    bir kere bu tür "yorum"lar yeni bir yaklaşım değil. "yaşasın aklıma süper bir fikir geldi, falanca ritmi, şu türküye uyarlayalım acayip tutacak, her yer yıkılacak" diye düşünüyor sanırım insanlar. halbuki, türk pop ve anadolu rock/pop tarihi türkülerin yorumlarıyla doludur. aslında bunların bir çoğu kendi dallarında gerçekten başarılıdır. zira türkülerin asıllarına büyük ölçüde sadık kalmışlardır. oysa her yorum aynı başarıyı yakalayamamaktadir.

    ayrıca temel soru "yorum nedir?"de düğümleniyor. bir müzik eserinin ritmini, hadi ritmini geçtim melodisini değiştirmek yorum yapmak anlamına gelmiyor ki. o türkünün/şarkının sözleriyle yeni bir beste yapmak anlamına geliyor. buna ne kadar yorum denilebileceği tartışmalı bir konudur haliyle. bir eseri, o eserin geleneksel olarak icra edildiği müzik aletleri dışında bir aletle yeniden icra etmek yorum olabilir. ama ritmini ve melodisini bozduktan sonra bambaşka bir eser ortaya koymuş oluyorsunuz.

    daha açık ifade etmek gerekirse, strauss'un mavi tuna'sını 3/4'lük ölçüyle çalmak yerine 2/4'lük ölçüyle çalarsanız ve derseniz ki, "ana notada si'ler doğal ama ben hepsini bemol basacağım", o zaman müteveffa strauss'u kabrinde inim inim inletmiş olursunuz. ayrıca ona artık mavi tuna demezler, "bizim köyün ırmağı" derler.

    ne diyordu bu türkünün sözlerinde...

    "... aman bir bahçeye giremezsen
    durup seyran eyleme eyleme
    aman bir binayı yapamazsan
    yıkıp viran eyleme
    aman bir güzeli sevip de alamazsan
    ismini aleme rüsva eyleme..."

    ne kadar manidar degil mi? evet budur.
  5. flamenko versiyonunu dinleyip hayal kırıklığına uğradığım türkü. evet modernize etmek adına birseyler yapılıyor gençler sevsin türkülere alışsın vs vs de ya türkü türkülükten çıkmış ispanyolca birşeylere benzemiş-el evlerinin onu la boyali de direk"

    efendim bu türkü bir aşkı anlatır, sıra gecelerinde söylenir - bir aşk acısını anlatır,yereldir yerel sazlarla çalınır ve yanık soylenir , bu nedenle hüzünlendirir çalsa da bir salsa yapsam denmez.