binbir çeşit mikrobu, pisliği eve taşıma hareketidir. avrupa'daki örneklerini medeniyet sananlara şaşıyorum biraz. çünkü ne olursa olsun sokakta her yerde hayvan dışkılarına, tükürüklere, insan idrarına,yer yer kusmuklara ve çöp sularına basıyorsunuz, sonra eve gelip bu ayakkabılarla evde dolaşıyorsunuz. yanlışlıkla evde çıplak ayakla yere bassanız sonra da bu ayaklarla yatağa giriyorsunuz. ben o eve ev demem, gönül rahatlığıyla çıplak ayakla evde dolaşamadıktan sonra.
eve ayakkabı ile giren kişinin ev sahibine olan yakınlığı, ayakkabı çeşidi ve ayakkabı nuamrasına göre büyüyüp küçülebilen sorunsal. aykkabı ile girme teşebbüsünde buluna kişi yakininiz ise anında durdurup, sorun ortaya çıkmadan önüne geçebilirsiniz. uzaktan tanıdığınız veya hiç tanımadığınız biri ise, sosyal cesaretiniz de yoksa vay halinize
gerçekten çok ilginç bulduğum durumun sorunsalıdır...ya kardeşim insan evde niye ayakkabı ile gezer ki?..rahat rahat ferah ferah çoraplarla gezmek varken, ayağında bi kundura tak tuk evde geziyosun, mal mısın nesin (joker çok sinirlenir)...neyse ben tabi bu durumu ayakkabı ile evde dolaşanlara ithaf ettim..yousam bir de eve ayakkabıyla girip içeride hemen antrede ayakkabısını çıkaran modeller var..onlar nispeten zararsızlar..
küçükken, televizyonlardaki zengin ailelerin yaşantılarının bir parçası olarak öğrendiğimiz şeydir bu.hatta veletken öyle bir etkisinde kalmıştım ki, gittiğimiz güzel evlerde(ki ben onların zengin aileler olduklarını düşünüyordum) ayakkabılarımı çıkarmadan eve daldığımı hatırlarım.
ayakkabının var oluş ve icat sürecini incelediğinizde, yapılış amacının toz-toprak-taş üstünde yürüyen insan evladının ayaklarının altının zarar görmesini engellemek olduğu farkedilir. bu durumda ayakkabı neden giyilir? ilk başta ayağı korumak için, daha sonra pislikle kirle direk teması engellemek için.. hal böyleyken ev gibi taş ve toğrağın olmadığı, zeminin genel olarak temiz halde bulunduğu bir mekanda neden ayakkabı giyilir, işte bunu anlayamamaktan doğan sorunsaldır efendim.
eve ayakkabı ile girmeme sorunsalının yanında ihmal edilebilirdir. evin içinde ayakkabı ile gezen birisi kimseye zarar vermemektedir, kendi bileceği iştir de eve ayakkabı ile girmemek için kapı önünde çıkarıp orada bırakanlar var ki çok rahatsız edici bir görüntü yaratırlar. bunlar için en etkili metod o ayakkabıları alıp, merdiven boşluğundan bodruma atmak metodudur, ki ben titizlikle uygularım bu metodu. e onlar titiz ise ben daha da titizim sonuçta.
özellikle misafirlerin özene bezene seçtikleri kombinledikleri ayakkabı giysi uyumunu bozmamak açısından evin en azından salon bölümü ayakkabılı girişe açılmalıdır kanımca
özellikle şu halı saçmalığından vazgeçildiği takdirde bir güzel sabunlu suyla yıkanır bişiciği kalmaz evin böylece sözü edilen sorunsal çözülmüş olur
öncelikle bu ev halkına göre değişen bir tercih meselesidir efendim.
evinizde ayakkabı ile dolaşıyor, misafirlerinizide içeri öyle davet ediyorsunuzdur. tam tersi durumlarda da aynısı geçerlidir.(konuya nasıl giresem karar veremedim)
bunun adına geri kalmışlık mı derler, yobazlık mı derler artık orasını bilemeyeceğim(ne derlerse desinler) türkiye' nin genelinde bu durumun böyle olduğu(ayakkabının girşte,holde vb. çıkarılması) bir gerçektir.yapı olarak incelersek; çamurlu , iki adımda bir tükürük, kedi/köpek/kuş pislikleri, yarı yenmiş yarı yenmemiş yiyeceklerin atıkları ile dolu yollar, evlerimiz ise her odada annelerimizin yıkarken eziyet çektiği halılar.şimdi sen bahsettiğimiz o çok temiz(!) yolda yürüyerek eve gel ve evin içinde dolaşmaya başla arkanda hiç iz bırakmayacak mısın?bir kez daha düşün istersen, bu yalnızca filmlerde olur genç!(tey tey tey) hee özel araban vardır, kapıdan çıkıp arabaya biniyor işe gidip tekrar arabaya biniyorum diyorsan(yapabiliyorsan) ne mutlu sana.bir şekilde türkiye'nin o nacizane yollarıyla temas kurmaman gerekmektedir tabi illa "ben eve ayakkabımla gircem abi" diyorsan.bir de benim gibi namaz kılan anneniz babanız varsa eve ayakkabı ile girmeyi aklınızdan bile geçirmeyiniz.bunu açıklamama gerek yok sanırım.
bu yalnızca evde ayrı bir ayakkabı kullanımı ile gerçekleşir ki bu da misafirler ve sizin için ayrı bir dert oluşturur.zira evinize her gelen için ayrı ayrı numaralarda ayakkabı(lar) bulunduramayacağınız için her misafirliğe gidenin yanında ayrı bir çift ayakkabı bulundurması şart olur.evet ben bunu söylerken bile bunaldım.o zaman ne diyoruz yaşasın evde cıbıl ayak gezmek.yok canım tamam cıbıl ayak gezmeyin çorap giyin, terlik giyin.misafirler için evde terlik bulundurmak daha kolaydır kanımca.ayakkabıları kapı önünde bırakma konusuna gelince, portmantodenilen bir icad vardır.bunların mobilya versiyonları vardır ve genelde alt tarafları ayakkabılık olarak kullanılır.evinize bir sürü ya da kırkayakgelmedikten sonra kapı önünde kalan ayakkabılara çok güzel bir çözümdür kendileri.
gelişmiş ülkelere(biz değil) gelirsek(hiç bulunmadım) ya çok temiz* yolları mevcuttur,ya ayakları omuzlarında dışarı çıkıyorlardır, halı kullanımı değilde bizde lamineparke denilen kaplamalar mevcuttur ve sürekli silen bir adet anne mevcuttur.* eğer bunu yapılan filmlerden çıkarabilseydik, allah için ben hiç sürekli temizlik yapan bir anne/kadın görmedim.evin çocuğu eve nasıl rahat girdiyse aynı rahatlıkta koşarak merdivenlerden aşağı iner ve dışarı çıkar. hep dikkat etmişimdir filmlerimizde aktörlerimizin ayaklarında bir çamur zerresi bile bulunmamaktadır(az gelişmiş ,gelişmekte olan ve gelişmiş ülkeler için geçerlidir). sadece yaprak dökümü adındaki dizide buna dikkat çekilmektedir.eve gelen aile bireyleri kapıdan içeri girerler ve portmanto önünde ayakkabılarını çıkarıp terliklerini giyerler. işin şakası bir yana adı üzerinde gelişmiş ülkedir.ekonomik bakımdan gelişmiştir.bal gibi parasını verip, temizlikçisini tutar.kapıda arabasıda vardır.(anneye babaya çocuğa ayrı) ne bilim işte ya zengin olacaksın(üst tabaka/gelişmek) ya pislikle yaşamaya alışacaksın.*
unutma editi: ya da kapının önünde çıkaracaksın ayakkabını*
yolların pisliği bir ülkenin geri kalmışlığının göstergesi olarak düşünülmemelidir. medeniyetin beşiğinde (!) geçirdiğim onca gün göstermiştir ki, insanoğlu her yerde iğrençleşebilmekte, yerlerde tükürük, sümük, ev hayvanı dışkısı vesaireye rastlanabilmekte, her gün temizlenir bu kaldırımlar dedikleri yerde 4 haftadır aynı köşede dışkının artık biyolojik olarak parçalanma sürecine girdiği gözlemlenebilmektedir.
gelelim bizim ülkemize.. zaten yollarımız düzensiz, yürünecek alanlarımız absürd olabilir. çöp kutusu olmayan mahallelerimiz, yığın çöplerden suların aktığı duvar diplerimiz de olabilir. daha fazla iğrençleşmeye gerek olmadan diyeceğim odur ki, bizim evlerinden çiçek kokuları gelen, temizliği yaradılışından, kültüründen gelen bir yapımız da var. bütün o simgesel pislikleri bırakınca ayakkabılarınızla portmantoda, yere ters düşen tiramisuyu oturup çatalla yerden yiyebilen bir mantalitemiz var. odadan bişey almayı unutup da ayakkabıyla parmak uclarında odaya kadar gidip gelince içine kurt düşen bir kişiliğimiz var.
kısacası, temizlikten kimseye zarar gelmez, çorap tüketiminin yılda kişi başına 7 tane olduğu ülkemizde çorabın erimiş kısımları veya deliklerini göstermemek uğruna ise bu ayakkabıyla bütünleşme isteği, onu bilemem.
evinde ayakkabı ile dolaşan kişi için anlamı olmayan sorunsaldır.
insanın içindeki yapılmaması gerekeni(ya da kuralları) "çiğneme" isteği kişinin kendini özgür hissetmesini sağlar,rahatlatır.
bu yüzden sanatçı dediğimiz çoğu insan evinde ayakkabısıyla dolaşır.ama yanlıştır...zira temizlik en büyük rahatlıktır.
ciddi bi sorundur.
bu yaz kiraladığımız ev dahil, gittiğim hiçbi eve ayakkabıyla girildiğini görmedim. yazın kiraladığımız evi temiz zannedip, terliklerle girmiştik de bok götürdüğünü sonradan farkettik. tevekkeli ayakkabılarınızla girin diye boşa dememiş emlakçı şerefsizi. gerzek herif. (bkz: bir iç dökme mercii olarak sözlük)
işte hiçbi eve ayakkabıyla girilmez ama ayakkabıyla girilmesi gereken bazı durumlar oluşabiliyor bazen. sabah okula, işe giderken çok önemli bi şey içerde unutulduğunda, ki bende çoğu kez telefon olarak gerçekleşiyor, o zaman ayakkabıların bağcıklarını çöz, nesneyi al, ayakkabıları bağla gibi aşamaları kısaltmak için ayakkabıyla girmek zorunda kalınıyor eve. genellikle ayak uçlarında seke seke gidiliyor. öyle lap lap dalmak olmaz. eğer ev halkından birileri evdeyse ve rahatsız edilmek istenmiyorsa ama ayakkabıyla girince yakanılırım diye de korkuluyorsa emekleniyor genelde. bu emekleme olayı çok kolpaca yapılmış bi hareket bence. bunu hiç tasvip etmiyorum. safi anneye "bak ayakkabılarımla girdim ama halıya basmadım" görüntüsü verebilmek için yapılıyor. nafiledir, anne her türlü kalayı basıyor çünkü.(bkz: kalayı basmak)
tam o ayakkabıları giyip, kapıyı kapattıktan sonra içerde bi şey unuttuğunu farketme anı, şimdi "ne yapacağım?" endişesi, "almasam mı lan" ikilemi, anahtarın aranması, kapının açılmamak için direnmesi, içeri girmenin ardından emeklerken anneye yakalanılması, annenin ayakkabıya odaklanması, ardından evden çıkana kadar ardı ardına saydırması, özenle giyilmiş kıyafetin, itina ile yapılmış saçın başın dağılması... işte tüm bunlar bu sorunun ne kadar gerginlik yaratan bi durum olduğunu anlatıyor.
yeni kiralanan eve eşya taşımadan hatta temizlik yapılmadan , eve bakma yada eksiklikleri giderme ,bikaç tamirat yapma amacıyla girildiğinde sorunsal olmaktan çıkan eylem.