çocukken pek sık gerçekleştirdiğim eylemlerden biridir.çalışan anne babanın çocuğu anneanneyle evde önce
cesur ve güzel ardından da
yalan rüzgarına mahkum etmesinin de bu durumda epey rolü olsa gerek.bir keresinde,en cok 5 yaşındaydım ama işiteceğim azarın korkusundan olsa gerek hiç unutmadım, süper bir plan yaparak evden kaçmışlığım var.aşağıya oyun oynama niyetiyle inilir, oradan uzaklaşmak kafaya konulur,bir iki yaş büyük olan komşu kızı da gaza getirilir.yemek için eve gelen babayla sokağın çıkışında karşılaşılır.çok uzaklaşmayın diyen babaya tamam oynuyoruz baba denir.baba apartmandan girer girmez yaklaşık 2-3 km ötede ablanın okumakta olduğu okula gitme kararı alınır (olay bir zamanlar oturduğumuz bir şehirde gerçekleşiyor şimdi olsa ordan oraya yolumu bulamam). durumdan korkan komşu kızı biraz yol aladıktan sonra satar ve geri döner, öylece dımdızlak kalınır ortada; ama
su kusu bu görevi tek başına yerine getirmekte kararlıdır.hala nasıl gittim bilmiyorum ama buldum ablamın okulunu.demir kapıya varınca da ablamın adını söyledim neyseki kapıdaki kız ablamın sınıf arkadaşıymış alıp beni sınıfa götürdü.o gün de birinin doğum günüymüş, yediğim pastayı bilirim ben
*neyse öyle çok korktular ki evdekiler kızamadılar bana o kaçışım yüzünden.ama aylarca "çocuğum bir daha gitme olur mu"lar bitmedi.