1. şöyle oluyor efendim;
    kedi sabah 6 sularında tuvaletini yaptığı odadan, uyurken sizi rahatsız etmesin diye çıkartılır, kapı kapatılır. yattığınız saat bir hayli geç olduğundan uyanma saatiniz de akşamı bulacaktır (bkz: gece yatmaz gündüz kalkmaz). daha önceden de kediyi odanın dışında bıraktığınız için hiç bir tereddüt duymazsınız. zar zor uykunuza dalarsınız.
    öğleni geçen bir saatte uyanır mutfağa doğru yol alırsınız, o da nesidir? kedi küçük ekmekleri paramparça etmiş etrafa dağıtmış ve milyonlarca karıncayı mutfakta parti yapmaya çağırmıştır. uyku sersemi gözünüz döner, kediye bir hışımla bakarsınız, elektrik süpürgesine doğru yol alırsınız. havaya bakarak yürüdüğünüzden yerde ne var ne yok görmezsiniz bile. o sırada evdeki diğer arkadaşınız tuvaletten çıkar. siz tam kedinin yaptığını anlatacakken " abi bak yaptığını gördün mü kedinin?" der, halıyı işaret eder. kafanızı çevirmenizle kokuyu farketmeniz aynı andır. yerde,halının üzerinde kahverengi balçık gibi birşey oynanmış bir halde durmaktadır. kedi de yediği haltın farkında bokun yanında pusuya yatmış gözlerini masumane size dikmiştir. elektrik süpürgesi alınır, kedi bir güzel korkutulur, bokun ne yapılacağı bilinemediğinden kedinin sahibi arkadaş eve gelene kadar beklenmek üzere bokun üstü kağıt havluyla örtülür, elde bir oda spreyi ile sözlüğe yazılır. kedi odaya kapatılmış cezasını çekmektedir.
  2. kediler gerek sokaktan bulunsun gerek evde yetiştirilsin bulunduğu yerde kumu varsa (bir kutu veya leğen gibi birşey içerisinde) ve bu kum yıllanmamışsa ( yani bir kum bir ay değiştirilmezse gibi) hiçbirzaman halıya tuvaletini yapmazlar. eğer ki evde kedi beslenecekse tuvaleti düşünülmelidir ve ona göre bakılmalıdır. uzun süre kum değişmediğinde veya kedi kumu olmayan bir odada bırakıldığında kedi huysuzlaşır. belli eder. mesela kum balkonda ve balkon kapısı kapalıysa en gerizekalı kedi bile balkon kapısı önünde dayanana kadar bağrınır. çünkü nasıl insanlar halıya yapılmış kakayı sevmiyorsa kediler de kum dışında bir yere yapınca rahatsız olurlar.
    acemilik dönemlerimde benim hatalarımdan kaynaklanan kedimin sağı solu pislemesi gibi durumlarda sürekli hayvanı cezalandırma yoluna gitmiştim. fakat zaman geçtikçe tuvalet konusunda gerçekten temiz hayvanlar olduklarını anladım.
    kedinize kızmayınız cezalandırmayınız. sonradan pişman olursunuz. (bkz: ben) gereken önlemler alındığı vakit kedide efendi gibi tuvaletine yapar yapacağını. sadece karakter olarak pis kediler bazen tam örtmez kuma yaptığını ve kendini temizlemeyebilir. o zaman da kaderde varmış denilmelidir.
  3. dışarıdaki kedinin eve işemesinden daha kötü değildir.

    kendi kedim olsa koymaz da el kedisinin gelip penceremden içeri yüzümün içine baka baka işemesi, pencerelerdeki sineklik yüzünden olaya müdahale edemiyor oluşum ve pencere kenarında duran sandalyeye atılmış bir kaç parça elbisenin mis gibi kedi sidiği kokması, insanın ruh halini tarifi mümkün olmayan boyutlara taşıyor.
  4. bunların bi de kanepeye sıçan modelleri vardır ki, kişinin ruh haliyetine baglı olarak tiksinti eşliğinde sinirlerin zıp zıp zıplamasına neden olabilirler. yorgun bi günün ardından eve gelindiğinde görülen manzara karşısında, bitkin ve de kızgın bünye suçluyu armak için odalarda keşfe başlamıştır bile. fakat banyoda soğuk parkenin üzerine kıvrılmış, sevilesi yaratık görüldüğü anda bütün dengelerin altüst olmaması içten bile değildir.
    sonuç: ufaklık sıcacık kollarınıza alınmış temiz bir kanepenin üzerine yatırılmıştır.
    (bkz: seviyorum lan seni jale..)
  5. bir evi iki kediyle bir kaç ay paylaştığım için biliyorum, normal şartlarda kumun dışına gerçekten de tuvaletlerini yapmıyorlar. ancak çaresiz kaldıkları ve daha fazla tutamayacakları zaman da gidip odanın en temiz buldukları yerine (mesela yeni değişmiş nevresimlere sahip yatağın üstüne) yapıveriyorlar.

    bunun dışında tuvalet kumu temiz olmasına rağmen ısrarlı bir şekilde ortalığa kaka/çiş yapan bir kediniz varsa allah kolaylık versin, psikolojik sorunlara işaret etmekte bu.
  6. kız arkadaşımız kedi seviyor diye dışardan bir kedi tedarik edip kızın evine getirmişiz. kız sevinçten delirmiş biz de çok matah bir iş yapmışız gibi dolanıyoruz ortada. tabi kediyi bir an önce kıza vereceğiz diye debelenirken gerekli alet edevatı* almayı unutmuşuz. kedi şaklaban çıkınca zaman bir anda geçiverdi alacağımız varsa da unuttuk.
    aradan 3 gün geçti yaz mevsimi kızın ev arkadaşları evde değil. evin içinde kesif bir bok kokusu ara tara bulamıyoruz. nasıl kokuyor anlatamam sanırsın belediye kanalizasyonu eve bağlamış oraya boşaltıyor. evin içinde dört dönüyoruz koku nereden geliyor diye tuvalete kova kova su döküyoruz, havalandırma penceresini kapatıyoruz ama nafile hala kokuyor.
    en sonunda derin araştırmalar sonucunda kokunun kaynağını buluyoruz. zavallı hayvan kendini 3 gün tutmuş daha sonra boş bir odada duran spor çantamın içine dolu dolu sıçmıştı. hayvana birşey diyemedik tabi ki. boklu çantayı yıkamak kumu almayan bana düştü. kız memleketine dönünce kediye de ben baktım. sonra bir kedi daha aldık. sonra kız beni terketti, kedilerin velayeti bende kaldı. kum almayı bir daha hiç unutmadım.
  7. şimdi öncelikle kedinize sakın ama sakın kızmayın.unutmayın ki karşınızdaki kedi yani bir hayvan,kardeşiniz,ev arkadaşınız ya da sevgiliniz değil.böyle birşey yaptıysa bu sizin ihmalkarlığınız ya da size olan kızgınlığından,tepkisinden dolayıdır.size neden dolayı kızmış olabileceğini düşünün.mamasını,suyunu kontrol edin.bakın tekrar ediyorum kızıp da bağırıp çağırmayın.