müziğin sesini sonuna kadar açıp bağırarak eşlik etmek.
-şarkı mırıldanmak
-televizyonda izlediği veya gazetede okuduğu bir şeyden sonra, sanki evde biri varmış gibi yüksek sesle yorum yapmak
-kendini konser veriyor havasına sokup bağıa bağıra şarkı sölemek
-kendi kendine konuşmak gülmek(bu deliliğe girer artık)
tuvalette sanki yanında biri varmış gibi diyaloglar kurmak,hani eve kimse gelmese hep orda durup skeç yapıcakmışsınız gibi gelir
toplum önünde yaptığımız vakit insanların bizden tiksinmesine, bizi hayatlarından silmesine yol açabilecek davranışlardır. genellikle erkeklerde göründükleri gibi kızlarda da bu tıp davranışlara rastlanır. tuvaletin kapısını açıp kapıdan alaturka tuvalete işemeye çalışmak gibi insan beyninin bilinmeyen arka yüzünün 180 derecelik sert bir dönüşle ön tarafa gelmesinden kaynaklanan hareketlerdir. insanların ömürlerinin sonuna kadar biliçnlerinin en alt kısımlarına gömdükleri birer olay olarak kalacaklardır.
(uncle, 02.01.2007 23:48)
odaklanarak saati durdurmaya çalışmak, ışığı açmaya çalışmak, ve benzeri özel güç gerektiren işler yapmaya çalışmak.
kendini keşfedilmemiş bir kahraman sanmak.
ayna karşısına geçip sigara dumanının ağızdan, burundan nasıl çıktığını seyretmek... bunlarla karizma oluşturmaya çalışmak...
dışarda giymediğiniz yanlız düğün v.b. aktiviteler için alınan kiyafetleri dolaptan indirmek, onları tek tek denemek, üstüne makyaj yapmak bu da yetmezmiş gibi evin içinde o kiyafetler ve topuklu ayakkabılarla manken edasıyla yürümek.
aynanın karşına geçip şaçları şekilden şekile sokup kız kesmek için bakış aramak.(bkz:
yapan var)
salak bi ergenken koltuğa abanmışlığım vardır.
öğlene kadar uyumak.gün gitti be..
balkondaki su giderine işemek.
bir arkadaşım anlatmıştı, 2 gün evde tek kaldığı bir ara, izlediği korku filmlerinin etkisinden tuvalete gitmeye korktuğundan odasının balkon giderine işemiş.
yanlış anlamayın bir arkadaş ben olur muyum hiç.
bilinen
unutulmaz film repliklerini oyuncu edaysıyla aynı surat ifadesiyle tekrarlamak.
buzdolabının önüne oturup tencereden yemek yemek.
kendi kendini fotoğraf çekmek.
müziği açıp dansederken kendini video çekmek.
böyle kısa kısa anlatılmaz... mesela sabah kalkarsın ilk müziği açarsın sonuna kadar bangır bangır... sonra telefon çalar telefonu almaya salona gittiğin için televizyonu görürsün (ilahi sesleri yükselir) birbirinize bakarsınız çok pis filim izleyesin gelir yada çizgi film. ama müzik mi televizyon mu? karar vermesi zordur... neyse biraz daha müzik dinlemeye devam edersen bağıra bağıra şarkı söylersin mutfaktan su falan almaya giderken holde akustik iyidir şarkı söylediğin de farkedersin biraz orda durup şarkı söylersin delirdim deyip farkederek suyu almadan odaya geri dönüp odadaki aynaya bakarak ve binlerce poza girerek şarkı söylemeye devam edilir... sonra film izlemeye gidersin içerideki müziğide kısmazsın bangır bangır sesi gelir film izlerken çok çekilişkide çünkü ya film ya da müzik ikisini aynı anda yapma isteği olur bu değişmez.
ayna ile konuşmak yada evin ortasına kale kurup,tek başına çorap ile
maç yapmak.bir de
spiker varmış gibi yaptığın maçı anlatıp, havaya girmek.olsa gerek.
eğer akşamsa evin tüm ışıklarını açık bırakıp telefonu yanımdan ayırmamak sanki eve istenmeyen birisi girdiği anda hemencecik arayabilmek için artı o istenmeyen kişi kapıyı çalmasın diye de televizyonun sesini açayım ki evde biri olduğu anlaşılsın diye
(squaw, 20.01.2009 23:10)
gecenin köründe pencereyi açıp akvaryum süzgeciyle yarasa yakalamaya çalışmak
çıplak takılmak.
(bkz:
oha)
banyoda gitar çalıp şarkı söylemek. banyo güzeldir. ekosu iyidir.
dolaptaki bütün kıyafetleri teker teker deneyip, hafif kadın makyajı yapmak.
çocukken daha bi salak olan durumlardır...şöyle ki:
mesela dedemle başlayalım...dedeme bişi yaptığımızdan değil de işte...dedem almanya ya gidip gelirdi,ordan ne buldu getirirdi..ama neler neler..daha ilkokula bile gitmezken abim ve ben viskiyi,birayı keşfetmiştik..dedem salondaki dolabın içindeki bölmelere dizerdi her birini özenle..biz de herbirini özenle açar özenle içerdik abimle..ama dikkat çekmesin diye bardak almazdık sadece viskinin kapağından hatta bazen şişeyle içerdik..sonra şişeyi sallardık hafiflediğini anlayınca üstüne su katar ve özenle aldığımız o şişeyi tekrar özenle aynı yerine koyardık..
genelde evde tek kalmazdım o yaşlarda mutlaka abim de yanımda olurdu..ben abimi çok sevdiğim için o ne dese inanır yapardım..o beşiktaşlı olduğu için ben de beşiktaşlıydım..bi gün evde kimse yokken bana beni beşiktaştan attığını söyledi..inanamazsınız kahrolmuştum..abi noolur beni geri al diye isyan ettim ama dinlemedi..avcunun içine imza atınca herşey biticekti öyle dedi..ben de başladım onu kovalamaya..sonra bi ara kendimden geçmişim abim odaya girip kapıyı suratıma kapattı ama ben koşarken hızımı alamadım ve kapının buzlu camına kolum girdi..buzlu camlar başımdan aşağı indi..elimi başıma götürdüğümde elimde kan vardı..neyse ki kanayan başım değilmiş parmağımmış..üç dikişle onu da atlattık..o günden beridir abim beni beşiktaştan atamaz..
derin düşüncelere dalmak, hayatına dair her şeyi enine boyuna saatlerce düşünmek. netice olarak da dışarıda hayat tüm neşesiyle akarken karanlıkta oturup bunalıma girmek.