belki ilginizi çeker
  1. · evde düşünen hayvan beslemek
  2. · buzdolabında 3 aydan fazla bekleyen yemek
  3. · ev arkadaşı diyalogları
  4. · ev arkadaşı
  5. · hayvan beslemek
  6. · ön yargı beslemek
  7. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · bir kadının bilmesi gerekenler
  2. · ismail yk
  3. · insanın hayatına sıçan şeyler
  4. · bakire kız ile evlenmenin verdiği huzur
  5. · aklidengegorecelibikavramdir
  6. · kurban bayramı vahşeti
  7. · itü sözlük hiçbirimiz komiklik yapmıyoruz günü
  8. · audio stream
  9. · anadolu

evde hayvan beslemek  

  1. (bkz: evde kardeş beslemek)
    (close2death, 04.02.2005 18:47)
  2. (bkz: evde böcek beslemek)
    (jellicle, 05.02.2005 21:23)
  3. (bkz: evde yaratık beslemek)
    (aqua, 05.02.2005 21:27)
  4. şu kadarlık yaşamımda envai çeşit hayvan beslediğimden tecrübelerimi sizlerle paylaşacağım.

    1. muhabbet kuşu: memur evlerinde en çok tercih edilen hayvandır. küçüktür, ayak altında dolaşmaz, tuvalet eğitimi derdi yoktur, taşınabilir. ayrıca sevimlidir ve eve neşe gibi hareketlendirici şeyler katabilir. bu genel kanı. şu ana dek bir çift iki tane de ayrı ayrı zamanlarda olmak üzere dört kuş beslemiş biri olarak başınıza gelebilecek pislikleri de anlatayım.

    sevimli olurlar dedik. olmayabilirler. nadir de olsa konuşmayı öğrenebilenleri vardır, siz istersiniz ki her klasik kuş gibi "babacım", "cici" falan desin (kuşlar c harfini rahat söyleyebiliyorlar bu arada), ama gel gör ki beslediğiniz kuş piçin önde gideni olabilir. velhasıl, o kuş günün yirmi dört saati durmadan "keçi, keçi, keçiiii, keçiiie" diye bağırırsa sevimlilik falan kalmaz, olay tam bir kabusa dönüşür. hala merak etmekteyim hangi rahatsız o kuşa keçi demeyi öğretti..

    eğer çift besliyorsanız beyniniz daha çok sikilir, allahın emri sevişecek hayvanlar. buna katlanmak, üzerlerine vakitleri geldiğinde bir örtü örtüp kafesi karartmakla mümkün olabilir. zaten bu çift olayının en kötü durumu, biri öldüğünde diğerinin en fazla üç dört gün içinde ölecek olmasıdır. benim kuşlarımın dişisi ölmüştü, erkek olanı da iki gün sonra açlıktan öldü. yemek yemiyordu eşinin ölümünden sonra. bir de şey vardı, bizim kapıcının kuşlarından biri de ölmüştü o yıllarda, diğeri gayet umursamadan yaşamaya devam edince evin küçük oğlu "hayvan mısın eşine üzülsene lan şerefsiz" diyerek hayvana yem vermeyi kesmişti. en geç iki üç gün içinde ölürler demiştim size.

    2. köpek: geniş ve/veya müstakil evde yaşayanların en çok tercih ettiği tür. kakasıydı yemeğiydi, gezmesi dolaşmasıydı bakımıydı epey masraflı ve zahmetli hayvanlar olmakla birlikte hayvan beslediğinizi hissettiren iki hayvandan biridir diye düşünüyorum. kılı tüyü olur, hayvandır kırar döker, bahar gelir eş ister, bir sürü zorluğu vardır. labrador-kangal kırması bir öküzköpek beslemiş biri olarak, genelde hesaba katılmayan o kırıp dökme işi üzerinde duracağım.

    bize yeni doğmuş sevimli bir enik olarak gelen bu güzel şey, genlerinin etkisiyle üç ay içinde ayağa kalktığında beni aşağı alacak duruma geldi, ki yapıyordu da. önce bahçede bir kulübe yapıldı kendisi için, nasıl yaptı bilmiyorum ama yıkıp parçalara ayırdı. sonra zincirinin bir ucu demir bahçe çitlerine bağlandı, bağlı olduğu çiti yerinden çıkardı. sabah komşunun bahçesinde ayakkabılarla oynarken bulduk, babamı görünce koşa sırıta yanına gelip ayakkabıyı ayaklarının dibine bıraktı bir de. sonra kış geldi, eve bodrum katına aldık. kitaplığı devirdi, yayımın kirişini kopardı, vazolardan zaten bahsetmiyorum. gürültüye indiğimiz zaman satranç takımının piyonlarını kemiriyordu. daha uzayıp gidebilir, kısaca demem o ki, özellikle de beslediğiniz yerinde duramayacak bir hayvansa, nereye sığdıracağınızı hesap ederken "aman şurda da yatıverir" demeyin. "burda yatar, burayı da dağıtıp yıkar" diyin.

    3. kedi: boyutları, sevimliliği, tüylü oluşu, sıcaklığı, mırıldaması, gırlaması sebebiyle yalnız yaşayanlar başta olmak üzere envai çeşit insan tarafından tercih edilen hayvan türü. sevimli oldukları kadar da şerefsizdirler. bilinmeyen bir piçlikleri olduğunu sanmıyorum, herkes ne haltlar karıştırabileceğini biliyor bunların. her yerinizi kıl tüy yapmasından tutun, elleriniz kollarınızın çizik içinde olması, geceleri uyuyamamanız (illa ki gelip kucağınıza yatmak isteyebilir, izin vermezseniz asla uyutmaz), çok meraklı olup her akşam eve geldiğinde kafası gözü dağılmış olması, koltukların tırmık içinde kalması, eve geç gelirseniz trip yemeniz... bir de bahar ayları var tabi. benim kedim öyle bir hayvandı ki, bir bahar macerası sonucu karnında oluşan yaratıkların düşmesiyle öldü. üzücü şeyler bunlar. kedi beslemek cidden aşık olmaya benziyor bazen. çok feci bağlanıyorsunuz ama sıkıntıdan başka şey getirmiyor size.

    4. ördek: bunu kimler tercih eder ben cidden bilmiyorum. bir gün şehir dışında bir yere gezmeye gidip elimde ördek yavrusuyla döndüm, sonraki altı ay da besleyip büyüttük hayvanı. kıvama gelince de yedik. beslenebilmesi için genel koşulları da anlatamayacağım size pek, çünkü biz bu hayvana solucan falan veriyorduk, bazılarını beğenmeyip yemiyordu. soslu makarna hastasıydı, çayıra çimene gezdirmeye götürüyorduk, bazen papatya yiyordu falan. sorunlu bir kişiliği vardı. başka sorunlu bir kişiliği olan abim, ördeklerin bezelye yerken (boğulmadıkları sürece) çok eğlendiğini keşfetmişti. ayrıca bir keresinde soğan yedirmiştik hayvana, gagası çok kötü kokuyor, her vakladığında ortalık soğan kokusuyla doluyor.. yedirmeyin.

    5. at: bunu daha çok çiftliğimsi evlerde yaşayanlar tercih eder, ya da köy yerinde ikamet edenler. bizimki ikisi de değildi, evde beslediğimi de söyleyemem, ama kaldığı süre boyunca her sabah kalkıp yanına gidiyordum sorumlu kişi olarak. beslemesi zor değil, zaten ağır hayvan, ne yaptığını biliyor. hele bir de güzelse, hayvana saygınız tavan yapıyor. beslemeye değecek iki hayvandan diğeri de bu işte. ufak tefek hayvanlara alışık olanlar ilk başlarda zorluk çekeceklerdir, attan birkaç kafa yiyebilirler bu süre içinde. fakat resmen o size öğretiyor ne yapacağınızı. dezavantaj olarak, binmeyi bilmiyorsanız bacaklarınız moraracaktır başlarda, hatta belki düşüp kemiklerinizi kaburgalarınızı incitebilirsiniz. fakat dediğim gibi, hayvan resmen size öğretiyor.

    6. tavşan: bunlar da genelde sevimli falan oldukları için, özellikle çocuklara hediye olarak alınıyor. biz epeyce fazlasını bir arada beslemiştik birkaç yıl kadar. et tavşanları acaip çirkin oluyorlar büyüyünce. ama lezzetliler haliyle*. küçükken ve büyüdüğünde de sevimli olanlar asıl yünleri için beslenenler*. hele de beyaz olanları, üç aylıkken çeyrek kuzu büyüklüğüne geliyorlar. kırkıldıkları zaman bile o kadar komik oluyorlar ki mıncıklamak istiyorsunuz. regl oluyorlar, idrarları asidik, değdiği yere zarar veriyor. çok çabuk korkuyorlar gerçekten, sessiz bir ortamda yaşamaları gerekiyor. yoksa ishal oluyorlar ve ölüyorlar.

    çok narin oldukları için, eğer tavşan alacaksanız çiftliklerden falan alın, pet shop'lardan değil. pet shop'lardan alınan ve tavşan yemi denen abuk şeylerle beslenenlerin ömrü çok kısa oluyor, hayvanlara yazık. şöyle güçlü sağlıklı, çimen, marul, havuç yinen tavşanlarınız olsun. torunlarının torunlarını bile görebilirsiniz o zaman hayvanlarınızın.

    7. salyangoz: bunu tercih edenler hiçbir hayvana bakamayacak durumda olduğunu bilenlerdir. üç gün kadar beslemiş biri olarak tecrübelerimi paylaşayım. üzerinde birkaç delik açılmış büyükçe bir pet şişe içinde, ıslak toprak ve marul yapraklarıyla rahatça yaşayabiliyor. ışık varken hiçbir olayı yok, gece faaliyete geçiyor. faaliyet derken, ahah hayvanın tüm olayı yemek yemek. sabah kalktığınızda bir marul yaprağı yenmiş oluyor. sonsuza dek sorunsuzca yaşayabilirmiş gibi görünürken, üçüncü sabah kalktığınızda yerinde olmadığını fark ediyorsunuz. manyak hayvan, neyine güveniyorsa şişesini kapatan streç filmi yırtarak dışarı kaçmış, boyuna bakmadan 80-90 cmlik amfiye tırmanmış, oraya bir yere yapışmış olarak buluyorsunuz. doğrudan doğaya iade yapılıyor tabi.

    8. balık: bu da az zahmet, en azından biraz atraksiyon diyenler için. suyunu değiştirmeyi unutmamak ve fazla yemek vermemek gerekiyor. çatlayıp ölebiliyor, sanırım bu su hayvanlarının genel sorunu. hiçbir olayı yok bence, dolanıp salak salak bakınıyorlar. beslediğim ilk posta balıkların akvaryumundaki su temizleme aletinde kaçak varmış, şiddetini az arttırınca hepsini kızartmıştım*. şimdilerde ikinci postayı beslemekle meşgulum. beş gün önce aldığım iki balıktan biri dün sabah vefat etti. nedenini hala bulamadık, çalışmalarımız sürüyor. fakat simsiyah olan bir balık sabah nasıl altın rengine döner cidden anlamış değilim. adını darth vader koyduğumuz için yukarıdan birileri bizi uyarmış olabilir diye düşünüyoruz. kısmet tabi. diğeri* hiçbir sorunu olmadan yaşamaya devam ediyor.

    9. su kaplumbağası: ninja kaplumbağaları fazla izlemiş çocuklara alınabilir bir hediye. bana böyle gelmişti. pek emin değilim ama galiba bıyıkları oluyor bu hayvanların. benimkinin vardı en azından (o yüzden adına selahattin demiştik). bütün gün yüzüp hiç sorun çıkarmıyorlar. yemini unutmanız halinde hemen triplere girip hastalanmıyorlar. toplu yem verilebiliyor (yine de iki günlükten fazla vermeyin). hayvanla hayvan olup yem dışında şeylerle beslerseniz semirip çatlıyorlar, yapmayın.


    sanıyorum bu kadar. unuttuğum hayvan varsa şimdiden özür diliyorum kendisinden.

    edit: ismilo'nun hatırlatmasıyla aklıma geldi. civcivler var bir de, hemen ekleyelim.

    10. civciv: sokaktan alındıysa küçük çocuk hevesindendir, yok eğer kümesten aldıysanız o işin nereye varacağı zaten belli. biz sokakta kutularda satılanlardan almıştık. zaten zayıf ve güçsüzlerdi, iki gün sonra da öldüler. galiba bulgur yedikten sonra su içip şiştiler, ama annem bana göstermediği için bilemiyorum kesin olarak. bunları beslemek çok gereksiz ve zor gelir bana o günden beri. hiçbir sevimlilikleri yok, mayına basmış gibi sağa sola koşup duruyorlar, ezme riski çok fazla, o olmadı zaten yeme-içme problemi derken bir şekilde ölüyorlar. canınız sıkılıyor durduk yere. alacaksanız, yine söyleyeyim, sokaktan almayın kümesten alın, sokaktan alcaksanız bile o renkli olanlarından kati suretle almayın. yazık o hayvanlara ne yapıyorlar öyle yahu..
    (guenever, 30.05.2006 16:59 ~ 02.06.2006 20:13)
  5. evde togisama beslemek
    efendim bazı öğrenci evlerine bahşedilmiş bu yumuşak huylu yemini suyunu verince ses etmeyen hayvanı beslemek son derece zevkli ve fakat zaman zaman tehlikeli hale gelebilecek bir iştir.
    gayet uysal bir hayvandır karşısına bir bilgisayar ve günde 5 ila 7 öğün arası yemek verirseniz arasıra tuvaletin girişine sarı bant çekip "do not cross" yazarsanız rahatça size adapte olur. istediğiniz zaman gidip sevebilir hal hatır sorabilir abazan muhabbeti çevirebilirsiniz. bunun yanısıra ekseriyet gece 2'den sonra olmak üzere eğer ışıklar sönükse ve içeriden tv ışıklarına benzer alacalı ışıklar eşliğinde "ja das ist schön, schnell zu schnell" tarzı sesler geliyorsa mümkün mertebe yanına yaklaşmamanız gerekmektedir. evi çok pis dağıtır üstelik toplamanıza da izin vermez. toplamaya kalkarsanız ısırır pençe atar karambol yapar tecavüz eder. kapı veya telefon sesine alerjisi vardır uzun süre çalmasına izin verirseniz telefonu açar küfür eder, kapıyı açar komşuya saldırır, pencereden atar. yemeğinden farklı olarak mümkün mertebe alkolle besleyiniz, durdurmasını biliniz kendisi durmaz...

    istek üzerine
    evde kutup ayısı beslemek
    buzdolabının kapağını açık bırakmanız gerekebilir. onun dışında yukarıdaki özelliklere paralellik gösterir. istisna olarak konuşmaz yer.

    ek fasikül 1 hamster
    önüne madeni para atınız dişlesin kamaşsın kudursun

    ek fasikül 2 kara sinek
    kanatlarını koparıp ocağın manyetosuyla yüksek gerilim veriniz

    ek fasikül 3 örümcek
    manyetoya dayanan sineklerle besleyeniz

    ek fasikül 4 penguen
    açık buzdolabına koyup kapağını kapatınız, kutup ayısını kesip yiyiniz.

    ek fasikül 5 kedi
    üstüne yatınız havasız bırakınız miyavlamaya başlayacaktır inanmayınız bekleyiniz tırmalamaya başlayıp kestikten takriben 20 saniye sonra üzerinden kalkıp kaçınız

    ek fasikül 6 beyaz bengal kaplanı
    nesli tükenmiştir bunun. ama fasikül 5'teki işlemi kediniz üzerinde 5 ay süreyle her gün uygulayıp en sonunda kireç çukuruna atarsanız kim bilir.

    (bkz: böyle gider bu)
    (togisama, 30.05.2006 23:26 ~ 23:30)
  6. (bkz: evde düşünen hayvan beslemek)
    (bkz: inan bana benimle evlenmek istemezsin)
    (muzevir, 30.05.2006 23:45)
  7. kardeşin hemstır sıçanına misilleme olarak kedi beslemek.
    (incognitoo, 06.04.2008 04:41)
  8. çocuklar için yararlı bir deneyimdir, dostluğu, fedakarlığı, sorumluluk duygusunu ve daha birçok şeyi hayatta yaşıtlarına göre daha erken öğrenmelerine yardımcı olur. hayvan besleyen insan iyi insandır, hayvan sevmeyen insan sevemezmiş derler, doğrudur. bir hayvanı petshoplardaki kafeslerden ya da sokaklardan evinize almak, onun hayatını kurtarmaktır. senden gücsüz olan ve derdini anlatamadığı için çaresiz bir varlığa karşılıksız yapılmış bir iyiliktir.
    (psyche, 28.07.2008 23:20)
  9. eğer küçükken evinizde bir ya da birkaç cins hayvan olduysa ömürünzün geri kalanında kendinizi evde hayvan beslemek zorunda hissedersiniz.iguana bile beslemeyi düşünürsünüz o derece.bir kere denedikten sonra tüm olumsuzluklarına rağmen alışkanlık yapıyor.

    genellikle evde beslenen hayvan o evde uzun süre barınmaz.eve gelen arkadaş,amca ,tayze türevi insanlar evde beslenen kedi,köpek gibi canlılara çeşitli nedenlerden ötürü yaklaşmak istemez.(uyuz olurum bu tiplere)sonra bu arkadaş,amca,teyze illa ver şu hayvanı "allah onu sokakta yaratmış"(babanemin lafı) yok hastalık yapar,yok hayvanın göt kadar yerde canı sıkılır falan diye söylenir dururlar.boş bulunduğunuz bir anda birlerine verirsizniz ama çok geçmeden yani eve geldiğinizde sizi kapıda karşılayıp, kapıyı açar açmaz üstünüze atlayıp üstünüzü başınızı yırtan 40 kg luk bir öküzün yokluğunu hissetiğinizde(benimki sevgisini böyle gösteriyordu)beraber belgesel izleyecek biri bulamadığınızda "hay kafama sıçım ben niye verdim lan" dersiniz.sonra eski ev hayvanınızı bulma sansınız yoksa yenisini alırsınız.

    bu durum genellikle kedi,köpek besleyen insanlarda oluyor.(en azından benim çevremde böyle)sonra eve balık,kuş gibi hayvan alsanız da ele avuca gelmemesinden mütevellit sizi kesmiyor.illa kedi,köpek.

    not:elinde fazladan alman kurdu olan varsa bana ulaşsın pls.erkek yavru tercihimdir.(valla ciddiyim)
    (menemene benzeyen picasso tablosu, 15.08.2008 01:34 ~ 01:43)
  10. mutlu bir hayat için olmazsa olmazdır. özellikle evinizde bütün masumluğuyla gözünüzün içine bakan, ufacık bir sevgi gösterinizde mest olan, pıtır pıtır evde dolaşan, sırt üstü yatıp ayaklarını havaya dikerek uyuyan ve uykusunun arasında severken uyandırdığınızda mahmur mahmur sizi seyreden bir köpeğiniz varsa, hayatınız bambaşkadır.
    (ben ruhi bey nasılım, 15.08.2008 01:41)
  11. hayatta yapılacak en güzel şeylerden biridir. tuvalet eğitimi verdiğiniz bir pitbullunuz varsa hayatınızın en güzel günlerini yaşıyorsunuz demektir. ufaklık gece siz uyurken gelir bakar kapınız kapalıysa kapınızı tırmalar veya orada ağlar "beni içeri al" diye, içeri alırsınız eşek kadar olmasına rağmen "beni yatağa çıkart" diye ağlar bu seferde, yatağınıza alırsınız ya tam dibinize yatar sarılırsınız ya da boynunu boynunuza koyar öyle uyursunuz. sabah suratınızı yalayarak uyandırır, topunu veya oyuncağını getirir "oyna benimle" diye oynarsınız. kahvaltı saati gelmiştir mis gibi kızarmış ekmeğinize peynir sürerken birden ya bir pati ile dürtülürsünüz ya da dizlerinize bir kafa konur "bana da bana da" diye. kahvaltınız biter tasma gelir. takarsınız tasmayı başlarsınız dolaşma, ufaklık her kedi gördüğünde deli gibi koşar ve sizi de sürükler ordan oraya koşarsınız. yorulup geri döndüğünüz zaman kapıdan girmez iki ayağı üzerine kalkar "patilerimi sil" der. patilerini silersiniz hemen içeri girer koşar su kabının olduğu yere şapır şupur suyunu içer geri döner. koltukta en sevdiğiniz yere yatar güzellik uykusu çeker. akşama doğru uyanır, uyanır uyanmaz koşar mamasını yer afedersiniz kakasını yapar ve topunu getirir "oynayalım" diye. siz oynarken evin babası gelir ona sırnaşır falan derken her gününüz böyle geçer gider.

    he kötü yönleri varmıdır vardır, bir bakalım;

    -koltukları, kumandaları, kabloları, cep telefonlarını, modeminizi, klavyenizi, mouseınızı v.b kemirir.
    -kakası acaip kötü kokar dikkat.
    -kızdırırsanız protesto için halılara çişini edebilir.
    -geceleri duyduğu sesten veya seslerden dolayı "hör hör hör" şeklinde ortalığı ayağa kaldırabilir, uykunuzun içine eder.
    -eve attığınız kıza saldırabilir.
    -tüyleri boğazınıza kaçıp sizi öksürtebilir ama aşılıysa kist yapmaz korkmayın.
    -anneannenizi düşürüp kolunu kırabilir (bu biraz özel oldu ama olsun)
    -sokakta bir çocuğa saldırıp milletle papaz olmanıza neden olabilir.

    sonuçta her zaman artıları daha ağır basmaktadır. kendimden örneklerle biraz açıklamaya çalıştım işte. (bkz: fakir edebiyatı)
    (knuckle, 15.08.2008 01:47 ~ 01:50)
  12. sorumluluk gerektirir.ayrıca yazarınızın yaptığı gibi koibeslemek için oldukça büyük bir süs havuzuna kınalı keklikvebıldırcıniçin de koku yapmayacak, komşulara uzak kümesleriniz olmalıdır.
    (denizbalinası, 15.08.2008 01:50 ~ 01:50)
  13. eğer gerçekten beceremeyecekseniz yapmamanız gereken eylem.çünkü bu hayvanın da acı çekmesine sebep olur.onların da bir insan gibi ilgiye ve sevgiye ihtiyaçları vardır.
    (mum aleviyle oynayan kedi, 26.01.2009 17:36)
  14. evin küçük çocuğunun(ya da hala büyümek bilmeyen çocuğunun) bir heves balık isterim yok efendim kedi köpek isterim ısrarlarına dayanılmaz ve istediği hayvancık alınır.eğer alınan hayvan balık,kaplumbağa gibi aşırı ilgi ve bakım gerektirmeyen bir hayvansa ilerleyen dönemlerde bir problem yoktur.ancak alınan hayvan kedi veya köpekse durum biraz daha farklıdır.ilk aylarda herşey yolundadır fakat daha sonra çocuğunuz hayvancığı bir oyuncak gibi görür ve ondan sıkılabilir.işte asıl problemin başladığı yer burasıdır.sabah ve akşam gezdirmelerinden,periyodik aşıların yapılmasından,mamaların alınmasından sorumlu olan kişi artık sizsinizdir ve hayvanı bir süre sonra o kadar benimsersiniz ki kimselere vermek(ki bir durum daha sözkonusudur ki hiç hoş değildir,sokağa terk etmek) istemezsiniz.o artık ailenin en küçüğü oluverir.
    (rockermanager, 14.03.2009 01:22)
  15. evde hayvan beslemek..

    16 yıldır yanınızda gezdirdiğiniz,yatağınıza aldığınız,bırakacak yeriniz olmadığı için tatile çıkmaktan feragat ettiğiniz,cebinizdeki son parayla ona yiyeceği bişeyler aldığınız,ben idare ederim o aç kalmasın dediğiniz,gözünüzün önünde çiftleşmesine izin verdiğiniz,kulağına kaçan pisi pisi otunu çıkarmak hedefli bir ameliyatta başını tuttuğunuz,o tuhaf kan kokusuyla bayılmakla ayılmak arasında gidip geldiğiniz,halıya,yatağa ,kıyafetinize işediğinde lanet olsun demekten başka çareniz olmadığını düşündüğünüz,kıyamadığınız,kıymaya hakkınız olmadığını düşündüğünüz,annenizin kardeşini(köpeğini) yanına al diyerek seslendiğine gülsem mi ağlasam mı tavrını gösterdiğiniz,hasta olduğunda onunla beraber uyuyamadığınız,ergenlik zamanını bacağınıza yapışık geçirmesine izin verdiğiniz,erkek arkadaşınızla sevişirken gözlerinizin içine bakması sayesinde gülme krizine girdiğiniz ,hep varmış gibi olan ama bir gün gideceğini bildiğiniz ve bu düşünceyle iç geçirdiğiniz bir canlının ..

    16 yıl sonrasında .. bir gece vaktinde.. salonun ortasındaki halının üzerinde.. kasılmış..hırlayan ve uluyan bir ses karışımı acılı bir ses çıkarırken .. yok oğlum bişey,geçecek derken ,acıdan fırlayan gözlerini kapatmaya çalışmak,ağzından akan köpükten iğrenmemek ve ölüyor mu ayılıyor mu arasındaki o ince çizgide verdiği sevgiyi ve yüreğinizde kapladığı yeri hissetmektir..

    evde hayvan beslemek hayatınızda sahip olabileceğiniz en yüce insani değerlere eş değer bir değer..yüreğinize konan ve nasıl oluştuğunu bilemediğiniz en güzel sevgidir..
    (shilem, 14.03.2009 08:57)
  16. (bkz: kedi hayvanı)

    kolaydır ama sorumluluk gerekir. evin eşyası gibi olmaz; ailenin üyesi gibi olur. iyi düşünülüp alınması ve canı gönülden sevilmesi gerekir ki bunu kendisi yaptıracaktır zaten.
    (hayvanat bahçesinde kuş olsam, 14.03.2009 11:16)
  17. yanlış olduğunu düşündüğüm tanımdır. evde hayvan beslenmez, bir hayvanla evinizi, hayatınızı paylaşırsınız ancak. o'nu sadece beslenen bir şey olarak görüyorsanız ya da görecekseniz asla bu işe girişmemelisiniz.

    başka bir canlıyla bir hayatı, evi paylaşmak herkesin harcı değildir, önüne koyduğunuz bir tabak yemek ve su değildir onun tek ihtiyacı çünkü. sevildiğini, düşünüldüğünü hissetmek ister, camlarda geleceğiniz saati bekler, başını okşadığınızda gözünüze sadece sizin görebileceğiniz duygularla bakar, konuşmaz, konuşamaz ama konuşanların anlattıklarından çok fazlasını anlatır kendi dillerinde.

    manen doyuramayacağınız bir canlıyı asla hayatınıza ortak etmemeli, beslenmekten çok daha önemli ihtiyaçları olduğunu asla unutmamalısınız.
    (just perfectt, 14.03.2009 11:18)
  18. hayvanına göre değişir. kuş türlerini kafeslerinden salmadığınız müddetçe çok fazla içli dışlı olmanız mümkün değildir. halbuki bir köpek ile ister istemez her türlü içli dışlı olursunuz. kedi de köpekle aynı kategoride olmasına rağmen, ancak kendi canı istediğinde sizle içli dışlı olur, siz isteyince değil.
    (neltharion the earth warder, 06.05.2009 12:18)
  19. yanlızlığı paylaştığı için çok güzel bir eylemdir. en güzeli balık beslemektir. kedi, köpek gibi tüy dökmez, ha belki onlar gibi kucağa alıp okşanmaz da ama cam fanusu kucağıma alıp elimle yem verince sanki aynı etki oluşuyor bende. bir de ben odaya girince hoplaya zıplaya bana doğru yüzüyorlar, çok hoşuma gidiyor. bak özledim şimdi balıklarımı, akşam olsa da kavuşsam yavrularıma.
    (çıtırpaneharcı, 06.05.2009 12:47)
  20. anlam veremediğim insan davranışıdır.
    tabi balık besleyene falan bi sözüm yok
    ona zaten hayvan da denmez bana sorarsanız
    saksıdaki çiçekle, akvaryumdaki balık arasında ne fark var ki
    dokunamıyorsun bi kere, öylece masada duruyor sende arada bi yem atıyorsun falan o kadar
    hayır saksıdaki çiçeği de suluyorsun arada bir, nedir yani
    diyelim ki kedi/ ya da köpek besliyorsunuz
    hadi kedi bi yere kada kabul edilebilir ama küçüçük 100-150 metre kare evlerde köpek beslenir mi hiç tanrı aşkına
    ha diyorsan ki benim triplex bahçeli villam var, o zaman besle amenna
    o hayvancağız koşmak ister, temiz hava almak ister
    öyle bi kaç günde bir iki saatliğine çıkarmakla olur mu hiç
    bunu da geçelim, bi kere apartman ve ya siteler toplu yaşanılan yerler
    yani uyulması gereken kurallar var
    neden ben gece 2'de senin köpeğinin havlamasını duymak zorundayım
    ya da neden asansörde köpek tüyleri görüyorum
    belki alerjim var, olamaz mı
    ha diyorsanız evdeki hayvan benim yalnızlığımı gideriyor
    onun da mantığını anlamam zor
    bi kere bildiğim kadarıyla hayvanlar konuşmuyor
    konuşsa da iki kelamını anlatsan, ama o da yok
    ha sarılıp uyuyorsan ona da benim diyecek lafım yok
    (moonlight, 06.05.2009 12:58 ~ 13:04)
  21. hayattaki en iğrenç şey olsa gerek.hele ki tüylü şeylere zafı olan kişiler için.tüy görünce kaşınanlardan bahsetmeme gerek yok herhalde.neresinden bakılırsa bakılsa hiç bir iyi yanını göremedim davranıştır.
    (buraya numaratör koyduk yılı kendi artırıyor artık, 06.05.2009 13:07)
  22. huzurla eve geldiğiniz bir yaz akşamında kucağınızda can verirse şayet ;beslemeyin evde hayvan yaşamayın bu acıyı dedirten durumdur.
    (shilem, 10.07.2009 20:58)
  23. yazıya başlamadan aralarda yazının vahşet içerikli olduğunu belirtmeliyim.

    evde beslediğim hayvanları sırasıyla, yapılması ve yapılmaması gereken davranışlarla anlatacağım.

    1.kuş: bir muhabbet kuşu alırsanız evde bir insan evladı ya da kuşun yanına bir yaren olsun. kedi, köpek gibi değiller yalnızlığa hiç gelemiyorlar. benim kuşumun sonu, bu yalnızlıktan geldi, kısacası sonunu kendi belirledi.

    2.balık: hayvanımsı akvaryuma (benim gözümde hayvanımsı akvaryum bir plazma boyutudur) sahip değilseniz, minik yuvarlağım olsun içinde balığım mutlu mutlu yaşasın diyorsanız, yapmayın canlar. o derece hareketsiz kalıyorlar ki, akvaryumun varlığını bile unutuyorsunuz herifi beslemiyorsunuz ki herif mi onu bile hiçbir zaman kesinlikle anlamıyorsunuz. sıkıntıdan balığı kaşıkla falan çevirirsiniz. aman diyim.

    3.köpek: gerçekten candır. dedikleri gibi dosttur. barınaktan bir yavru kurtayım diyorsanız yapmayın. gençlik hastalığı başta olmak üzere barınaklardaki yavru köpeklerin yüzde doksandokuzu hastadır. üçüncü aylarını bile göremezler. eğer barınaktan köpek almak istiyorsanız en az bir yıllık olsun. bunun hakkında da kötü bir anı sahibiyimdir. barınaktan kurtardığımızı düşündüğümüz papyon'u iki gün evimizde misafir edebildik. ancak üçüncü gün kakası, aşırı durgunluğu gibi sebeplerle gittiğimiz veterinere gençlik hastalığı isimli köpek ve kedilerin baş belası bir hastalıkla geri döndük. eve dönen biz, hastanede kalan papyon'du. papyon ömrünün son onbeş gününü serumla, kan testleriyle geçirdi. ardından malesef ki öldü. ki bu insanı gerçekten çok fazla üzen bir başka şeydir, hayvanınızı sadece o üzücü görüntüsüyle hatırlamak. kendinize bu kötülüğü yapmayın. ya da yapın! barınaktaki bir köpek, birilerinin farkındalığıyla dünyadan ayrılmış olur.

    4.kedi: bakımı köpekten çok daha kolaydır. kaka derdi yoktur. üç numara inşaat kumuna bile yapar. misafirlikte çok sıkışırsa bol kokuyla büyük saksıya da yapar. gübre olur der ve o eve bir kez daha çağrılabilme umudunu taşırsınız. kediler ishal olduğunda o kadar büyütmeyebilirsiniz. ancak benim gibi önceden hayvanınız ishalle gidip, büyük hastalıkla dönüyorsa ishal de sizin için önemli olur. bence herkes için olmalı da. çünkü ankara gaziosmanpaşa'daki 'lüküs' veteriner klinikleri bile bir kaka testinden 10 lira alıyor. bunu hayvanınıza yapmalısınız. en fazla 1 saat önceki kakayı götürürseniz size bu testi yaparlar. sonucu hemen de çıkar. sonucu parazitliyse, ishalden dolayı susuzluk, mineral eksikliği sorunları varsa hiçbir mama kedinizdeki bu açığı kapatamayacağından sizin minik sevimli susam'ınız birazcık hastanede yatacaktır. siz de sonradan itüsözlüğe bu nickle gireyim bari dersiniz.

    casper, alık, papyon anısına...
    (susam, 04.08.2009 01:26)
  24. hayal et, çok sevimli ve çok salak bir tipsin.

    irice yaratıklar gelip seni büyük bir araca bindiriyorlar, salak olduğun için zor olmuyor. yaşadıkları yere kapatıyorlar. sevimlisin diye. yemeğini suyunu falan veriyorlar. seviyorlar seni. masaj yapıyorlar. sevimlisin ya. hoşlarına gidiyor. senin de fazla kafan yok zaten, mutlu oluyorsun masaj yapılınca. bir yerlere gittiklerinde sıkılma diye bilgisayar yerine gameboy veriyorlar eline, bilgisayarı unutup gameboy manyağı oluyorsun. bir daha aileni, arkadaşlarını, doğduğun yeri, okulunu, kitaplarını, arabanı, bilgisayarını, e-posta kutunu göremeyecek olduğunu unutuyorsun yavaş yavaş. yıllar geçtikçe alışıyorsun yalnızlığa, garip oyuncaklarla zaman geçirmeye.

    ne kadar alışırsan alış, arada sevişmek istiyorsun. çoğu şeyi unutuyorsun ama bunu unutamazsın, çünkü türün homo sapiens de olsa nihayetinde bir hayvan olarak yegane varlık sebebin ve yeme-içmeden sonra en doğal hakkın sevişmek. hayvani bir içgüdü bu. büyük araçlarına bindirip bir yere götürüyorlar seni ve bir odaya kapatıyorlar. yıllar sonra kendi türünden biriyle, bir insanla başbaşa kaldığını farkettiğinde biraz kafan karışıyor. sevişme heyecanı bastırıyor o muhtemel iç muhakemeyi, ilk defa gördüğün ve bir daha asla görmeyeceğin o insanla deli gibi sevişiyorsun. aylar geçiyor, çocuk sahibi olma mutluluğunu tadıyorsun, tekrar farkına vardığın yalnızlığın azalacak diye seviniyorsun. birkaç ay sonra çocuklarını başka büyük yaratıklara veriyorlar.

    bütün bu iş onlara fazla zahmetli geliyor. uzun süre sevişme ihtiyacını yastıklara sürtünerek gidermek zorunda kalıyorsun. salak olduğun için elinden alınan çoğu şeyi unutuyorsun evet, ama bir hayvan olarak en doğal hakkın olan özgürce sevişme hakkını elinden almış olmalarına sinirleniyorsun. agresifleşiyorsun, masaj yaptırmıyorsun, yaklaşanı itiyorsun, yumrukluyorsun. sevimli değilsin artık. sonunda amacına ulaşıyorsun, tekrar büyük araca bindirip bir yere götürüyorlar seni. bu sefer birsürü insan var etrafta, aralarında çok seksi olanlar var. heyecanlanıyorsun, tahrik oluyorsun. sonra her şey kararıyor.

    uyandığında kasıklarında hafif bir ağrı ve sırtında masaj yapan kocaman eller hissediyorsun. hayal et.
    (ördeklerindomatestabanfiyatlarınaetkisi, 01.11.2009 21:26 ~ 02.11.2009 00:36)
  25. eyepet ile çok kolay ve zahmetsiz olan olay..
    (karizmatik, 02.11.2009 00:02)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil