ev aramak   

adana çık aradan

  1. aslında "öğrenci milletinin çektikleri" benzeri bir başlığa yazma niyetindeydim ama son günlerde bu konuya çok odaklandığımı fark edip buraya yazdım.

    her öğrencinin er veya geç karşı karşıya kalacağı işkencedir.

    ilk olarak yola "abi sahibinden bulalım da bi de emlakçıya para vermeyelim" diye çıkılır. ilk hatadır. öğrenci olduğunuzu anladığı andan itibaren, ev sahibi size evi beğendirmeye çalışmaz, siz kendinizi beğendirmek zorunda kalırsınız. burnu havada bir milyon tane soruyla karşılaşırsınız. "çalışıyor musun, dersler nasıl, dışarıda takılıyo musun?" (veya en azından benim bir aydır görüştüğüm 50 kadar ev sahibi bu tipteydi).

    ayrıca öğrenci olduğunuzu anladıkları andan itibaren, işi vampirliğe döken insanlar da yaygındır. bunlar da, utanmadan söylerler:

    + aileye 600, ama size 800
    - neden?
    + e, size nasılsa 3-4 yerden para geliyo, kişi başı hesaplayınca fazla bi para düşmez.

    karşılıklı küfürleşerek (hatta birini dövüp karakolluk olarak) ayrılınır.

    bir de özel bir durumunuz varsa, yani, asla olmaması gereken birşey yapmışsanız, örneğin ev arkadaşlarınızdan birisi karşı cinsse, olayın boku çıkar. iş tamamen ahlaksızlığa dökülür, iki erkekle aynı evde yaşayan bayana fahişe gözüyle bakılmaya başlanır.

    sonra vaz geçilir, ev sahibini kandıralım, üç erkek olarak tutalım, nerden haberi olacak denir. işte o anda, evde bayan istemeyen kişilerin ahlaksızlığı gözler önüne serilir. "eve kız falan gelmez değil mi?", "burası aile apartmanı", "ya öyle saçlar falan da uzun siz geceleri oturup gitarla falan takılan tiplere benziyonuz, aman ha!", vs. kim ne derse desin, bir başkasının evine gelecek kişinin cinsiyetini belirlemeye çalışmak, evde kaçta yatıp kaçta kılkılacağını öğretmek düpedüz ahlaksızlıktır.

    sonra da "ya ne yapalım, verelim biraz komisyon, emlakçıdan tutalım, bu saçmalıklarla uğraşmayalım" aşamasına mecburi geçiş yapılır.

    (bkz: bütün genellemeler yanlıştır)

    çeptır ikiye böyle başlamak uygun olur herhalde. emlakçılar hakkında genelleme yapmak yerine, emlakçılığın ne olduğuna bakalım. emlakçılık, hiçbir iş yapmadan para kazanmaktır. evet, hiçbir iş yapmadan! hiçbir iş yapmadan para kazanmak insanda ne gibi değişimlere neden olursa, benzerlerini emlakçılarda görmek de mümkündür.

    öncelikle, durumunuz, maddi sıkıntınız veya zamanınızın darlığı kimsenin umrunda olmaz. aynı "3-4 kişi işte, aralarında denkleştirirler nasılsa" mantığı hemen devreye girer.

    öğrenci olduğunuz için, kimseye kolay kolay kakalanamayacak en izbe evler sırayla gösterilir. hepsinde de "ya şu kapı sorunlu ama, öğrenci adamsınız idare edersiniz işte" benzeri güzellemeler yapılır. bu evler beğenilmeyince, "keşif ücreti" talep edilir. ödenmemesi veya itirazı, yeni bir kavga konusudur. soğukkanlı davranan kazanır.

    en nihayetinde, bir emlakçının gösterdiği bir ev bir şekilde tutma aşamasına gelir. orada da, evin birikmiş astronomik borçları ortaya çıkar. gevrek bir gülümseme ile "yav halledersiniz işte aranızda" dendiğinde, vazgeçilir.

    sonuç mu? bu sisteme karşı çıkamazsınız. ya değerinin 1,5 katı para ödeyip adam gibi bir evde oturursunuz, ya da izbe evlere mahkum kalırsınız.

    ama yine de, sonuç yerine, bir taraftan okul bitirmeye uğraşıp bir taraftan da para kazanmak için götünden ter akıtan birisi olarak:
    (bkz: senin amına koyayım orospu çocuğu)
    (bkz: bir takım şeylere çok sinirlenmiş yazar)
    (chaghdash, 27.07.2006 04:28 ~ 18:03)
... toplu gösterim ...