belki ilginizi çeker
  1. · örgüt panik içinde
  2. · bölücülük
  3. · kesinlikle türk değilim o konuda içim rahat
  4. · türkiye de şeriat özlemi duymak
  5. · şehit analarını değil terörist analarını ağlatın
  6. · kürdistan imamlar birliği
  7. · dtp ye kapatma davası açılması
  8. · kürt feodalizmi
  9. · vatan hainliği
  10. · pkk nın sol örgüt olduğunu zannetmek
gündem
  1. · 2012
  2. · dünyanın en seksi şarkısı
  3. · 21 kasım 2009 beşiktaş fenerbahçe maçı
  4. · itü yazarlarının evlenmek istedikleri ünlüler
  5. · giyotine yolladılar gitmedim
  6. · the twilight saga new moon
  7. · ugg düşmanı ezik kızlar
  8. · şarap ve kadın getir
  9. · şirinlerin eşcinsel olması

etnik kökene dayalı bölücülük  

  1. dağ kokulu romantizm sevdalılarının, etnik kökenler arasında ayrımcılık yapmasıyla başlayan, içinde her türlü ajitasyon ve dezenformasyon örneklerini barındıran, provakasyon teması üzerine kurulmuş faaliyetler zinciridir.

    ortaçağ feodalitesinden halen kurtulamamış, ağa ve aşiret sisteminin içinde boğulmuş bir etnik grubun, önce kendileri arasında toplumsal bir uzlaşmaya varması gerekirken, devletle halkın sorunlu olduğunu iddia etmek, dağlarda haince eylemler uygulamanın ne kadar etik olduğu uzaktan da belli oluyor.

    devletin halen doğu ve güneydoğu'da yatırım yapmadığını söylemek haksızlık olur. hiç mi karadeniz veya ege dolaylarında hizmet götürülmeyen yer yok merak ediyorum. devletin genel olarak kırsala bazı hizmetleri götürememiş olması doğrudur ancak burada bölgesel bir ayrımcalık yapılmamıştır.

    bu bölücülüğü incelediğimizde biraz da tarihsel gelişmelere bakmak gerekir. şeyh sait isyanı ile başlayan hareketlenmeler, ufak tefek birçok isyanla da devam etmiştir. isyanlar ile devleti eleştirmek ne kadar doğrudur, merak ediyorum. kaldı ki bölgede en az ağa kadar tehlikeli bir de şıh kavramı vardır. tam ortaçağ avrupası gibi. kontlar yerine ağalar, rahipler yerine şıhlar.

    cehaletin böyle pervasızca sürdüğü bir bölgede tüm bu olaylardan dolayı askerleri, devleti sorumlu tutmak korkaklıktır. eğer herkes kendisi ile yüzleşebilirse, türkiye'de bir iç güvenlik sorununun yaşanmayacağını düşunuyorum. iğneyi başkasına çuvaldızı kendilerine batırmaları gerek.

    konunun barış yöntemi ile siyasi arenada çözülmesi ise neredeyse imkansız gibi. bölgeden seçilen bağımsızların ve katıldıkları partinin bir türkiye programları yok. sadece bölgesel kısa vadeli çözümler üreterek ve provokatif hareketlerle toplumdaki insanları karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar. nerede halkların kardeşliği teoremi nerede!

    edit: imla hataları
    (dünyayı kurtaran adam, 01.09.2007 11:50 ~ 18:38)
  2. kısacası:

    (bkz: milliyetçilik)
    (rahatsız, 01.09.2007 11:59)
  3. kısacası;

    (bkz: vatan hainliği)
    (alpilan, 01.09.2007 12:08)
  4. artık kısası uzunu kalmayaıp, üzerinde ciddi bir şekilde tartışılıp nihayete erdirilmesi gereken mevzudur. ne yazık ki mecliste koltuk edinen bu etnik kökene dayalı bölücülük iddialarının hararetli savunucuları tarafından tsk asılsız ithamlarla suçlanmakta ve milliyetçi kesime karşı "bu memleket sadece sizin değil bunu unutmayın." şeklinde pervasız demeçler verilmekte. memleket gericelerin eline kaldı ama en azından bölücülerin sesi kesilip 50 yıl ileri de, geri de olsa tek parça kalsın bari.
    (maglor, 01.09.2007 13:20)
  5. godwin yasası`nı yakından ilgilendiren bir konudur.

    türkiye'de bu konu hakkında muhatap bile alınmaması gereken ne kadar siyasi partiyi ve terör örgütünü eleştirseniz, faşist, ırkçı, cuntacı, darbe isteyen cumhuriyetçi konumuna düşersiniz. lafları kıçlarından anlayan, söylemleri ile 1.500 km'den kendilerini belli eden, halojen ışıklı paltolarını üstlerinden çıkarmayan, sözde barış yanlısı insanların haline gülmemek elde değildir. bu deha insanların nasıl bir ideoloji ile bunu yaptıkları da ayrı bir tartışma konusudur. sol'un arkasına sığınıp, bu gibi eylemlerde bulunmaları türkiye'de sol kavramının içinin boşaltılmasına yol açmıştır. `
    (dünyayı kurtaran adam, 01.09.2007 19:01 ~ 19:08)
  6. önce barış deyip ateşkes ilan eden sonrasında bingöl katliamı ile adını duyuran şeref, hÂya, onur yoksunu kişilerin dış güçlerin de etkisiyle yaklaşık 150 yıldır yapmaya çalıştıkları olay. bir bakıma içerden zayıf nokta olarak kullanılma enayiliği.

    geçelim örneklerimize;

    bölücülük sadece silahla dağa çıkılarak mı yapılıyor, tabii ki hayır düz ovada yapmaya çalışanlar da var. gidip, tutarsız açıklamalar yapıp, milleti kışkırtmaya çalışanlar,[ arkamızda cudi var vb açıklamalar ] ile sırf provokasyon olsun diye halkın yüzde 99'unun türkçe okuma yazma bildiği bir ortamda internet sitesine " halk anlamıyor" diye değişik dil ayarları ekleyen kokuşmuş, saçmalamış bir zihniyet. bunların bir de 1 mayıs ve nevruz gibi günleri sahiplenmeleri vardır ki, akıllara yaş ortalaması 15 olan, ceza ehliyetine sahip olmayan çocukların ellerine verilen taşlar ve molotof kokteylleri gelir. siz çocukların eline taş ve molotof veriyorsunuz, ben sizin elinize ne vereyim?
    (dünyayı kurtaran adam, 19.10.2007 00:42 ~ 04:11)
  7. türkiye'de pkk tarafından terör olarak uygulamaya geçirilen, faşistler tarafından ise ellerinden gelse katliam olarak uygulamaya geçecek olan aktivite.
    (ehemöhöm, 19.10.2007 04:19)
  8. öyle uzun sosyolojik açıklamalar yapmayacağım. sadece bir gün içinde yaşadığım iki olay üzerinden genellemeye de gitmediğimi belirterek kızgınlığımı, kırgınlığımı ve en önemlisi utancımı cümlelere döküp bitireceğim.

    yaz tatilinde çalıştığım iş icabı bir firmanın müşterileriyle görüşüyorum. haliyle ortalama bir insandan daha fazla kişiyle muhattap oluyorum gün boyu. hani sözlükte çok geçiyor "bu önerme kaç denek üzerinde araştırma yapıldıktan sonra ortaya konmuş ? olur olmadık şeylerden sosyolojik tespit çıkarmayın." diye. tam da bu sebepten söylüyorum yüzlerce kişiyle görüştüğümü. yine de genelleme yapmak istemiyorum.

    bu sabah önce istanbul'un varoşlarında bir işyerine gittim, şivesinden doğu kökenli olduğu anlaşılan bir beyle görüşecektim, randevuyu da kendim almıştım ordan biliyorum. kapıda karşıladı sağolsun, "çay? " dedi, gülümsedim, "sülo, hanfendiye bir çay kap." dedi. sonra yine bana dönüp "buyur ablacım, nasıl yardımcı olabilirim sana?" diye sordu. ziyaretimin sebebini anlattım, sorularıma elinden geldiğince açık cevaplar verdi, firmayla ilgili sıkıntısını da hiç bir kaba söz kullanmadan anlattı. konuşma biraz uzayınca da "senin işin de zormuş be abla" dedi. "allah kolaylık versin." bir sonraki randevumun nerede olduğunu sordu, yolu tarif etti hiçbir zorunluluğu olmamasına rağmen. kapıya kadar uğurladı, teşekkür edip ayrıldım.

    daha sonra taksim'de bir iş yerine gittim. görüşeceğim kişinin odasına kadar sekreteri eşlik etti bana. içeri girdiğimde soğuk bir suratla "buyrun." dedi beyefendi*. soru sormaya başladığımda işi yokuşa sürmesinden anlayamadım tabii, serde sabır var. "ne var yani, herkes güleryüzlü olmak zorunda değil ki." diye düşünenlere birkaç cümle daha okumalarını tavsiye ederek adama bir soru daha soruyorum. "bu firmanın şu hizmetiyle ilgili bir şikâyetiniz var mı?*" işte bu noktada sinirlerimi alt üst eden cevaplar art arda geliyor. "bana bak kızım, öyle şeyleri kürtler söyler, bu şikayetler hep kürtlerin uydurdukları şeyler. zaten şu firma ermenilerin, şurası alevilerin vs." adamı durdurabilene aşk olsun, üç cümlede altı farklı ırk ve kültürü yerin dibine soktu aklınca. zaten daha önceki sorularıma garip hareketlerle neredeyse bağırarak cevap vermesi canımı sıkmıştı. tükürükler saçarak bildiği birkaç ırka saldırması sinirimi bozdu iyice. varlığından haberdar olsa hutu ve tutsi halklarına da hakaret ederdi herhalde. gerçi etnik kökene dayalı bölücülük yapanların düşünebildiklerinden emin değilim.bu eylemin sadece örgütlere mal edilmesini doğru bulmuyorum. görüldüğü üzere bireysel savunucuları da mevcut. kimse bana "hakaret ediyorsun." demesin, bir insanı sadece etnik kökenine göre değerlendirenlerin beyninin üç hücreden ibaret olduğuna inanıyorum. yerimde başka biri olsa ne yapardı bilmiyorum ama lafı ağzına tıkıp, konuşmayı yarıda kesip çıktım.

    yapılacak en doğru şey sorunu zihniyette aramaktı, o değil de aynı zihniyeti sözlükte de bulunca üzülerek yazmak istedim. daha kaç ayrı kişiden duymanız gerekiyor bilmiyorum. kaç kez anlatmam gerekiyorsa anlatırım elbet. yine de sizin varlığınızdan utanıyorum.
    (hüzünden bozma mutluluk, 26.08.2008 23:38)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil