sözcüklerin hem biçimsel, hem anlamsal tarihini ele alan dil bilgisi dalı
(guanoapes, 06.04.2004 21:17 ~ 30.05.2006 07:39)
(chete, 15.10.2006 18:33)
etimoloji dalıyla uğraşan kişilere etimolog ünvanını kazandıran petibörümsü bir bilimdir.
çok zevkli ve eğlencelidir. alıştırmalar yaptıkça formülünü çözüp eğlence amacı olarak kullanabilirsiniz.
örnekin:
alfabe: elif be (abc..)
star: ıstıranca, astra
perşembe: penç (5) -şanbe (gün)
bendeniz: bu sözcüğün ne "ben" adılıyla, ne de "deniz"le bir ilgisi vardır; ancak sondaki "-niz" eki türkçe'dir. "bende", farsça'da, "kul, tutsak" demektir. yani kişi kendini sunarken - eski dönemlerin aşırı nezaketiyle -, "ben kulunuz x kişi," diye sunar ya; bu da öyle konuşmalarla geçmişten günümüze gelmiş. bu açıklama gösteriyor ki, "ben bendeniz x kişi," demek doğru olur ve yalnız kendimizi değil başkalarını da, "bu da naçizane bendeniz y," diye sunabiliriz (tabii y'nin affına sığınarak). neyse, bu sözcüğe bu kadar açıklama fazla bile...
kaldırım: bunun "kaldırmak" ile bir ilgisi var gibi görünse de (otoyolun yükseğinde olması açısından), asıl kökeni rumca'dır. rumca'da "kali", "iyi" anlamındadır (kalimera: günaydın, iyi günler). "dromos" (sondaki "s" genelde okunmaz) ise "yol" anlamını taşır. yani kali-dromos: iyi-yol; yani yürümeye elverişli, taşsız, tozsuz, çamursuz yol...
sütyen: genelde ilişki kurulmasa da, bu sözcük "süt-meme" ilişkisini çağrıştıracak bir yapıda kullanılmaktadır. itiraf etmeliyim ki ben küçükken bu iç çamaşırının - isminden dolayı - sütün dış giysiye sızmasını engellemeye yaradığını sanıyordum. asıl kökeni fransızca'daki "sous tien"dir ("aşağıdan tutan" anlamında). okunuşu: sutien.
lahmacun: bu sözcüğün "macun"la ilgisi dolaylıdır. arapça'da "acin" yoğrulmuş (macun o kökten gelir), "lahm" ise "et" demektir. lahm-i acin: yoğrulmuş et...
boğa yılanı: bu yılan, avını boğarak öldürmesi ve belki de boğa gibi iri ve güçlü olmasından dolayı, ismi türkçe sanılmaya oldukça yatkın olan ilginç bir örnektir. oysa aslı, şimdi kesinlikle hatırlayamayacağım bir afrika dilinden geliyor: boa... sondaki "yılanı" sözcüğü gereksiz... kobra, piton der gibi, boa!..
vapur: ingilizce "vapour" (buhar) sözcüğünden geliyor. önceleri buharlı gemilere verilen ingilizce isimden... aslında, dilimizde batı dillerinden uyarladığımız sözcüklerin genelde fransızca okunuşunu kullandığımızdan bunu da "vapor"dan uyarlamışız.
anahtar: bu sözcüğün kökü, yunanca "anihto" (açmak) eylemidir. "anihtiri" ise "açmaya yarayan" anlamındadır; yani "anahtar"... yunanca kökenli sözcükler aslında dilimize anadolu'da konuşulan ("konuşulmuş olan," demek daha doğru olur sanırım) rumca'dan geçmiştir. gerçekte iki dil biririne çok benzese de, rumca'daki birçok sözcük yunanlar'ca bilinmez. bu yüzden bu sayfalardaki birçok grekçe sözcüğe "yunanca kökenli" demek yerine "rumca kökenli" demeyi yeğleyeceğim. bu durumda ise "anadolu rumları'nın dili" anlaşılmalıdır.
kilit: yine rumca'daki "kleo" (kapatmak) eyleminden türeyen "kleidi" ("klidi" diye okunur; "kapamaya, kilitlemeye yarayan" anlamında...) sözcüğünden gelmektedir.
safsata: yunanca'daki "sophistes" bilgili, bilgisi olan anlamına geliyor. türkçe ve arapça'da ise "gereksiz söz" anlamında kullanılıyor.
ayrıca ukala gerçekte akıllı manasına gelir anlam değişmesine uğramıştır.
ilgililerine
elifin öküzü ya da sürprizler kitabı isimli kitabı tavsiye edebileceğim bilim dalı.
(finch, 31.05.2007 00:01)
isminin etimolojik kökeni yunanca, 'hakiki' anlamına gelen, 'etymos' kelimesidir.
iştikak ilmi.
(bkz:
iştikakçının köşesi)