bu lafı söylemek kolay değil. elinizde geniş bir etiket dağarcığı bulunması lazım. her durumda, her tartışmada karşınızdakine basabilecek bir etiketiniz hazır olmalı ya da yeni etiketler üretmeye alışık olmalısınız. dinci, liboş, jakoben laikçi, elitist oligark, darbeci faşist, takiyyeci, amerikancı, kemalist elit, postal yalayıcısı benim aklıma gelen etiketler.
sistem şöyle işliyor: fikrini beğenmediğiniz, yanlış düşündüğü açıkça belli bir adam buluyorsunuz. eğer alaycı davranıyorsa ciddiye alıp tartışma olanağınız da yok demektir bu adamla. ama dersini de vermek lazım, ne yapmalı? işte o an etiketimizi basıyoruz: "komünist satanist darvinist ateist homoseksüel". artık duruma göre nasıl bir şey denk düşerse. ama iş bununla da bitmiyor. mesela tartışmadaki muhatabınıza jakoben laikçi etiketini bastınız diyelim, hemen ülkeden kendi yaptığınız tanıma uygun örnekler bulmanız gerek. "bu ülkede jakoben laikçi yoktur, diyemezsiniz!" argümanı en sağlamlarındandır. elbette aranırsa komünist satanist darvinist ateist homoseksüel dahi bulunur belki bunun karşınızdaki adamla ne ilgisi olduğunu sormayın, sordurmayın.
hâlâ bitmedi. sağlıklı ve başarılı bir etiketleme etiketler arası ilişkilendirmeyi de içerir. örneğin her jakoben laikçi aynı zamanda bir postal yalayıcısıymış gibi davranabilirsiniz. muhatabınız daha jakoben laikçi suçlamasının şokunu atlatamadan bir de üstüne postal yalayıcısı durumuna düşer. ne yapacağını iyice şaşırır.
eğer hâlâ konuşmaya devam ediyorsa gizli silahınızı çıkarın: onu ad hominemle suçlayın. işte hakkıyla etiketliyorum muntazaman diyebilmek için bunları bilmeniz gerekiyor.
bu lafı etmek kolay değildir demiştik. muntazaman etiketlemenin sorumlulukları ağırdır. baktınız birisi alnına basılan etikete karşı çıkıyor. mesela postal yalayıcısı dediğiniz adam size sert çıktı (@2463010) ne yapmak lazım? eski girilerini karıştırın. siz ona postal yalayıcısı dediyseniz illa ki öyledir. bulursunuz bir şeyler (@1418047). hemen onları sürün tartışmaya (@2463510). "bakın ben bu adam hakkında hiçbir şey bilmiyorken ona postal yalayıcısı etiketini basmıştım, ama sonradan hakkaten de bu etiketimi haklı çıkaran argümanlar buldum. buyrun." diyin. bu durum sizin bir insanın daha gözünden onun hangi etiketlere sahip olduğunu anladığınızı kanıtlar. sizi yüceltir.
ayrıca bulduğunuz suç delillerinin sizin etiketinizi destekleyip desteklememesi önemli değil. adam darbeyi "bizim ülkemizdeki darbe tehdidi ve rejim tartışmalarından tamamen bağımsız olarak" incelemeye çalışmış kimin umrunda. türkiye'deki darbe tehdidini değil de, "sopaya sahip bir kurumun demokratik bir ülkedeki sınırları nedir?" sorususunu incelemiş kimin umrunda? içinde türkiye'nin siyasal gündemine en ufak bir gönderme dahi barındırmayan, tamamen kendi keyfi için yazdığı teorik bir analiz onun postal yalayıcısı olduğunu göstermeye yeter de artar bile. adamın derdi karar alma mekanizmalarıymış, oyun teorisiymiş görmezden gelin. içinde yargı barındıran "yapmalıdır, etmelidir" gibi tek bir cümle olmayan bir giriden o adamın "ordu gerekirse darbe yapabilecek güce sahip olmalıdır." sonucunda vardığını iddia edin. dediğim gibi "etiketliyorum muntazaman" lafını etmenin sorumluluğu büyüktür, herkes taşıyamaz.
- bir turk olarak nelerden hoslanirsiniz ? neleri yapmayı seversiniz?
+hımm... evet ben de ülkemde herkese standart olarak verilen bir yetenekle doğmuşum. etiketliyorum. o böyle, bu şöyle, şunun ..... koyayım, onlar da kesin bundandır. biz etiketlemeyi seviyoruz, ayrıca etiketlenmekten de çok büyük haz alırız. evet etiketlemenin yanında bir de etiketlenmeyi çok severim, severiz. ister beğeneyim, ister beğenmeyeyim etiketlenmekten doğan tartışmalarla besleniyorum ve daha çok etiketliyorum, etiketleniyorum.
- e tabi doğal olarak belli ayrımlara yol açıyordur.
+aslına bakarsanız düşündüğünüz gibi kamplaşmalara yol açmıyor, çünkü ben bir etiket takıyorum, başkası başka bir tane, bir başkası da daha başka bir tane takınca, daha çok bireyselleşiyoruz. birayselleşiyoruz derken dansözler gibi yani, yanlış anlaşılmasın. etiketlemekten doğan kaypaklıklar da var tabi, insanlar her bir kılığa girebiliyor şartları göz önüne alınca. rant için katlandıkları sıkıntılar ve tabi yine ülkemdeki acındırma ve reklam manyaklığı ile iyice kaypaklaşıyoruz ve buna bireyselleşme, insanın kendini bulması falan diyoruz. belli bir çatı altında da toplanamıyoruz. e tabi doğal olarak oturmamış kişilikler ortaya çıkıyor, pek zevkli.
-anlıyorum, son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?
+evet, röportajın başından beri düşünüyorum da siz biraz orospusunuz galiba.
-ne!!!????? nasıl böyle?
-sıs lan işte, kes sesini aldın röportajını çek git mekanımdan. ağzını burnunu kırarım.