1. hastasıyım. valla bak.

    gözetimde olduğum dönemlerde haftada sadece 2.5 gün okulum oluyordu. geri kalan zamanda ise evde malak gibi yatardım. televizyonda iki şeyin bağımlısıydım. yemekteyiz ve esra erol'la izdivaç. çok ciddiyim. dalga geçmeyin. gündüz vakti evde vakit geçmiyor.

    gel zaman git zaman eğitim hayatımı nispeten düzeltince izleyemez oldum bunları. mesela bu dönem haftada 5 gün okul var. yarım gün bile boşluk yok anasını satayım. bir kaç zaman önce annemden duymuştum esra erol'un programının bittiğini. üzülmüştüm. ancaaak, geçen hafta okula gitmediğim bir gün öylesine kanal gezerken gördüm onu. yeniden başlamıştı. uzun zamandır aldığım en güzel haber olabilirdi bu. geri dönmüştü!!!

    garip bir kadın esra erol. güzel değil. ama sempatikliğinden midir nedir, kendine bağlıyor. her hareketi güzel ve sevimli geliyor. ağğbi, birader, ablam gibi kelimeleri bolca kullandığı jargonu da halkın acayip hoşuna gidiyor. işi biliyor kadın sonuçta.

    bir de dansı var onun. en sevdiğim olay. aşağıda madde madde yazıyorum.

    1- önce müzik. tercihen g.doğu anadolu yöresinden hareketli, oynak bir şey. en kötü ihtimal eski programının jenerik müziği.

    2- kıyafet. hiç önemli değil.

    3- omuzlar havaya kaldırılarak vücut dikleştirilir. kollar dirsekten itibaren yukarıya kaldırılır.

    4- müzik başlasın. önce yavaştan omuzlardan başlanır oynamaya. örnek teşkil etmesi için
    kafanıza şener şen'in dat diri dat dat filmindeki oynamasını getirin.

    5- havaya girdik sayılır. daha önceden hazırladığımız ellerimizde parmakları şıkırdatmaya başlayalım. bu esnada kolları hafifçe öne itebiliriz üst üste.

    6- bütün bu oynama esnasında kontrolü kaybetmiyoruz. hani aslında hiç sevmem oynamayı, çok zorladılar da oynuyorum imajındayız. kontrolü kaybedersek bir sonraki safha yıldız tilbe dansı olur ki bu durumu kesinlikle istemiyoruz.
  2. cipimle gezerken otobüstekileri görünce ağlıyorum gafından sonra geçenlerde de bir hikaye anlattı hatırladığım kadarıyla şöyle birşeydi;

    "küçüklüğümden beri hep bir arabam olsun isterdim, ayağımı yerden kessin yeterdi benim için, şimdi allah'ıma şükür olsun sahibim ve hatta hayalimdekinden daha iyilerine biniyorum"

    vay be gözlerim doldu valla sen ne mukaddes bi insanmışsın.
    prim yapacam diye söylemiştin değil mi?
    küçüklüğünde ne kadarda mütevaziymişsin, keşke hiç büyümeseydin.

    bence bunu canlı yayına çıkarmasınlar, bokun bile bok olması için bağırsakta bir evreden geçmesi gerekiyor.
    ilerde yaparlarsa türk malı cipe dingil diye bunu koysunlar.
  3. programında yapmacık ağlamalar sergileyen, reyting aldığı için kanaldan kanala transfer edilen sunucumsu.

    seyircilerine kudurmayın diye seslenebilen bir sunucudur.

    edit: ekleme
  4. eski sevgilime benzemesinden dolayı pek haz etmediğim şahsiyet. garip bir yırtıcılığı var.
  5. toplumsal 'homofobik baskı'nın sözcülüğüne soyunarak (ee haklı tabii kendi açısından) programına telefonla bağlanan bir lezbiyen özelinde, heteroseksüel olmayan herkese bir kez de kendisi 'hasta' muamelesi yapmıştır. işbu linkte görülebileceği üzere (bkz: http://www.facebook.com/...) bilimsellikten son derece uzak, aptalca açıklamalarıyla toplumun ahlakını(!) kurtarmıştır.

    tebrik ediyoruz kendisini. tam tersini yapsa şaşardık zaten. çarkını döndürmek adına, tersini yapması beklenemezdi elbette.

    telefonla bağlanan kişinin sahiden lezbiyen olup olmaması veyahut reklam yapmış olma olasılığı bile, esra erol'u aklamaya yetmeyecektir.