(bkz: victor hugo)
(bkz: notre dame de paris)
hikayede 16 yaşında bir çingenedir. aslen çingene de değildir; bebekken çingeneler tarafından annesinden çalınmıştır. çok güzeldir, dans eder, eğitimli tekesiyle yaptığı gösterilerden para kazanır. phoebus'e aşıktır, quasimodo ve frollo da ona.
ben imkansız aşklar için yaratılmışım tadında geçen bir öykünün baş kahramanıdır belki de. quasimodo (favorim) kambur, sakat ve tek gözü kördür ve esmeralda'ya aşıktır. phoebus asil ve yakışıklıdır ve bir çingene kıza aşıktır tıpkı hain rahip frollo gibi; esmeralda ise güzel bir çingene kızıdır mutlu bitmeyen bir hikayenin içinde.
bir prens bir rahip ve şehrin en çirkin adamı olan quasimodoyu bir esmeraldadan başka ne bir araya getirebilir? güzellik onunla başlar onunla tanımlanır...
esmeraldayı notre damme ın baş aktörü olarak görmem hiç nedense. o bir simgedir bende. gerçek aşkın simgesi. bir prensle bir dilencinin ortak noktada buluşabileceği tek şey: aşk. esmeralda aşkın sembolüdür.
"mourir pour toi n'est pas mourir"
"senin için ölmek ölüm değildir"
gibi güzel sözleri olan notre dame de paris parçası.
hiç böyle msjım olmadı benim (bkz: küçük emrah) ancak arkadaşın sevgilisi arkadaşın mesajlarını fransızcayla alakası olmayan arkadaşlara çevirmek şerefine nail olduk.
bütün bu sert yazılarımın altında duygusal, hassas biri yattığına bile bile bana "çok beklersin" diyerek kalbimi kıran yazar. entrylerine şöyle bi gez gezdirdim. benim söz ettiğim ab grubu hatun profiline uyabilme ihtimali çok fazla. gönlümü almasını bekliyorum. bi olay vardır bilir misin, hikaye demek istemiyorum çünkü gerçek. deniz kenarına vuran sahil yıldızlarını bi adam tekrar denize atıyormuş, bunu gören biri merakla yanaşmış yanına, "yaaa bunların hepsini denize atamazsın ki... hepsini ölümden kurtamazsın ki..." o da demiş ki, "kurtarabildiğim kadar... deniyorum..." ben de böyle biriyim işte. ve beklemiyorum. bana mesaj atacağını gayet iyi biliyorum. elin gidiyor şu anda, hayır hayır diyosun yapmayacağım, asla, asla ona yazmayacağım. belki şimdi yazmayacaksın. ama bi sabah nar çiceği kokuları eşliğinde uyandığında ya da bi gece yarısı sebepsiz nisyan yağmurlarıyla uyanıp bi sola bi sağa sonra tekrar sola döndüğünde, içinde deli gibi "naber kont" deme isteği uyanacak. bu senin suçun değil. destiny.
bana "kayser sozer" değil de "kayser sözer" diyerek art niyetli olmadığımı, sevimli, arkadaş canlısı, such a nice guy olduğumu kanıtlayarak biraz olsun gönlümü alan yazar. bilemiyorum belki de bu hitaba karşı zaafım olduğundan haberi vardı. belki de sadece hissetti. belki de hiç biri. tesadüf oldu. ismimin çocuk sesiyle yumuşatılarak söylenmesi çok hoşuma gider. biraz utandım. mahçup oldum. kusura bakmayın. herkesin bi zaafı oluyor işte. personal distance, private security olaylarına çok önem verdiğimden özelden devam edelim dedim. başka bir nedeni yok. zaten genel anlamda hatunlarla polemiğe girdiğim, tartıştığım, onları yazma anlamında bitirdiğim görülmemiştir. "çok beklersin" diyince üzüldüm sadece. yaaa işte böyle, sen git bütün sözlüğü elinden geçir, herkesi biat ettir kendine, şan şöhret her şeyi elde et, ama bi hatunun lafıyla çök, yıkıl. böyle de ince bi ruhum var işte. benim üzülmemi ister misin? hadi barışalım... lütfen...
lise hayatımın son iki yılını geçirmek üzere mecburiyetten, sevmeden ve pek de istemeden gittiğim okula adımımı attığım ilk günde güler yüzü ve cana yakınlığıyla bana kendimi iyi hissettiren, hiç kimseyi tanımadığım o korkunç ortamda hemencecik yakın arkadaşım olan, okulu sevmemek ve oraya gitmek istememek konusunda hemfikir olduğumuz, geç kalmak için çeşitli yollar aradığımız, bir lisede yaşanabilecek en dumur olaylardan bir kısmını (mesela @2500830) birlikte yaşadığımız, en acayip hocalardan bazılarını (mesela @2478210) birlikte tanıdığımız, derslerde birlikte güldüğümüz/sıkıldığımız/uyuduğumuz, boş derslerde çekirdek yiyip scrabble oynadığımız, harry potter/yüzüklerin efendisi/gormenghast durum kritikleri yaptığımız, bize türküler söyleyen, hatta müziğin m'sinden anlamayan bana solfej ve şan öğretmeye kalkışan, çeşitli insanları pencerenin önündeki mermerde ve sıralarımızın üzerinde karikatürize eden, (itiraf ediyorum) okula gelmediği günlerde hayatı benim için çekilmez hale getiren, yaptığı sevgili (ve platonik aşık olunacak insan) seçimlerine bakınca bir adet "manyak mıknatısı" olduğu anlaşılan...
...lise bittikten sonra ne kadar istesek de maalesef daha az görüşebildiğimiz bir döneme girdiğimiz ama aksaklıklara rağmen birbirimizden hiç kopmamış olmaktan ve son zamanlarda yeniden bir araya gelmeye başlamaktan dolayı mutluluk duyduğum...
...fransız filmlerine, fransız müziğine (aslında fransızların her şeyine) aşık, taksim kuşu, doğal ürünler fanatiği, mis kokulu, kaval hastası, annemin deyimiyle "türkücü kız," bir fransız erkeğiyle evlenip paris'e yerleşesi, nerede olursa olsun hep mutlu olası güzel insan.
gece gece beni çok duygulandıran usta kalem.
kendisinin gelecek hakkındaki hayallerini gerçekleştirebilmeyi diliyorum. tomasin tomasin!! hatta perrea! perrea!
victor hugo'nun "notre dame'ın kamburu" adlı eserinde yarattığı eşsiz karakterlerden biri. güzellikle özdeştir. ve bize gösterildiği üzere, erkeği cennetten kovduran hemcinsi gibi o da şeytanla işbirliği içindedir. özellikle rahip frollo'yu bile kendine aşık edebilmiş olması bize bunu kanıtlar. zaten müzikalin bir yerinde üç aşığı da tek bir ağızdan "ey şeytan! bir kez olsun elimi esmeralda'nın saçlarının arasında gezdirmeme izin ver!" diye şeytana yakarmaktadırlar. yine aşık rahibin sözlerinde okunan "o günahların en benzersizini taşıyor içinde. onu arzularsam günahkar mı oluyorum şimdi ben?" endişesi de esmeralda'ya ve onun özelinde kadın olana bakışı bize açık ve net olarak gösteriyor. yine genç aşığın, phoebus'un nişanlısını bırakıp esmeralda'ya gelmek istemesi, yani phoebus'u nişanlısını aldatmaya teşvik etmesi de esmeralda'nın, yani adına "güzellik" denen şeyin şeytani yönünü açık olarak gösteriyor muhatabına.
rahip, tanrı'sına ihanet ediyor "şeytan esmeralda" için, phobeus nişanlısına. o halde burdaki tek masum aşık quasimodo mu? esmeralda'nın şeytanla işbirliği içinde olan güzelliği quasimodo'nun masumiyetini bozamadı mı? evet bozdu. quasimodo'nun günahı da ölümüne çirkin olması. o da şeytanın yardımıyla esmeralda için öz saygısına ihanet ediyor. bu büyüleyici güzelliğin etkisiyle, haddini bilmeyerek aşık oluyor. hem de esmeralda'ya. işte bu diğer ikisinden de daha büyük bir günah ve tek sorumlusu esmeralda'nın şeytani güzelliği.
aşkı çok güzel anlatıyor esmeralda karakteri bize. zaman zaman ve her hatta her zaman kadını şeytanla bir tutsa da eser, gerçek aşkı anlatabiliyor okuyanına, seyredenine.
gördüğüm en gamsız, ruhsuz, tasasız insan. kaplumbağaları geçtim, 4000-5000 yıl yaşar. pinus longaeva ağacından bir farkı yok.
organizatör olduğu zirveye katılım kendisi dahil 4, organizatörler dışında 2 kişi gelmiş, onlar da tehditle, oturmuş döner yiyip bira içiyor. dünya umrunda değil, şimdi böyle bir canlıya ağaç dememek elde mi? tomruk demiyorum bakın, pinus longaeva...