terk eden veya edilen taraf olma durumlarına göre değişecek süre. tekmeyi yiyen taraf iseniz doğal olarak daha uzun sürecektir.
öte yandan bir an durup soralım kendimize... hangimiz gerçekten unuttuk değil mi gönül dostları.
t = eski sevgiliyi unutma süresi
ä = eski sevgili ile geçirilen süre
ñ = eski sevgili ile yaşanan anıların güzelliği/miktarı/önemi
ô = eski sevgili ile aradaki mesafa (şehirler arası, semtler arası)
k = sevme katsayısı ( katsayılar hep "k" oluyor bende öle dedim ve "k" kişiden kişiye değişir)
n = ayrılma sebebi katsayısı (boynuzsa filan çok yüksek oluyor bunlar)
t = [ (ä x ñ)^n x k] / 2ô
aha da budur isteyen verileri yerine koyup doğruluğunu görebilir. burada görüldüğü gibi denklemi sıfır yapabilecek bir değer yoktur, eğer azcık dahi sevdiyseniz unutmanız için belli bir süre geçer ha bu süre ô ters orantılıdır, ä , ñ, n ve k artıkça artmaktadır.hele hele " n" önemli bir parametredir.
önem sırasının değişmesi ile doğru orantılıdır. belki unutmak değildir, ama önem sırası değişmesi insanların unutmak dediği bir durumdur kavram olarak. şimdi şifa niyetine giriyorum sulara, mavisine değil denizin, sade tuzuna.
biten ilişkinin kalpte bıraktığı buruk ve acı tadın geçme süresi, kişinin saplantılı bir pesimist, veya güçlü bir optimist olması ile doğru orantılı olan bir süredir.
takıntılı karamsar aşığımızın aşk acısının geçme süresi, "bir daha beni kim sever, onun kadar güzelini bulamam, ondan iyisini bulamam, kimseyi onun gibi sevemem" gibi teranelerle desteklenerek, sakız gibi uzayacaktır. pesimist kendisini dış dünyaya kapayacak, resimlere bakıp gözyaşlarını sel edecek, uzanan yardım ellerini reddedecektir.
olgun ve rind bir kişiliğe sahip aşığımızın aşk acısının geçme süresi ise, nispeten daha kısa olacaktır, çünkü o, bu hususta gayretini esirgememektedir. sevgiliyle gidilen yerlere gitmemekte, resimlere bakmamakta ve "kısmet böyleymiş" diyerek hergün doğan güneşin tadını çıkarmaktadır. daha önceki hayal kırıklıklarını ve bunlardan nasıl ders çıkardığını hatrına getirerek, umudunu yitirmemektedir.
yine de ortalama olarak, aşk acısının geçme süresinin, bir yıl ve dolaylarında olduğu söylenir ve gözlemlere dayanarak, doğrulanabilir.
her türlü alışkanlığı bırakma evresinde ilk üç günün en önemli eşik olduğunun rivayet edildiği düşünülür ve bu sürenin de sadece kalp ağrısını biraz hafiflettiği göze alınırsa, ardından gelen ve acının tamamen sökülüp atılabilmesi için geçecek uzun, sıkıntılı, yorucu, tüketici, paranoyaklaştırıcı, düşmanımın başına bile gelmesin dediğim süreçtir...
globalleşmenin getirdiği hızlı değişimleri göz önüne alan insan evladının ülkenin coğrafik konum avantajını akli sermasiyle birleştirdiğinde süreyi kısalttığı gözlenmiştir.
kimilerinde ayrı kalma süresinin karesine eşit olan süre ki devamlı arttığı sonucu da çıkabilir. kimisi için ise daha "eski" olmadan başlayan süreçtir. yani elemanların etkili ya da etkisiz olduğuna bağlı olarak değişkenlik gösterir.
iradeye ve sevgiliyle yaşanmışlığın şahıs gözünde ki değerine, yani şahsın değer olgusuna bağlıdır.
acı çekmeyi seviyor ise kişimiz, bu süre çok çok uzayabilir. takıntılıysa, besledikleri duygudan çok takıntıya çevrilmişse durum içler acısı bile olabilir. yıllar harap olur, çöp tenekesi kaybolan yıllar ile dolar.
unutmak derken kastedilen nedir ona göre değişir biraz da. eğer sevgiliye gerçekten aşıksan ve ayrılırsan hiçbir zaman tamamen unutulmaz bir anda aklına geliverir olmadık bir yerde. ama unutmaktan kastedilen artık onun için acı çekmemek hüzünlenmemekse o süre pek de uzun sürmez en büyük aşklarda bile