belki ilginizi çeker
  1. · gönderilmemiş mektuplar
  2. · aşık olmak istemiyorum
gündem
  1. · zongul ducks
  2. · rasim ozan kütahyalı
  3. · sanal seks yaparken hamile kalmak
  4. · dünyanın en güçlü 500 müslümanı
  5. · aşkın yedi seviyesi
  6. · itü sözlük hiçbirimiz komiklik yapmıyoruz günü
  7. · erkekte ses tonu
  8. · güzel ikili
  9. · flight 123

eski sevgiliye yazılıp gönderilmeyen mektuplar  

  1. bir perşembe akşamıydı..

    öfkeden kudurmuş, siyah bulutların altında, yüzümü tokatlayan yağmur yağarken savunmasızca beklediğim gecelerde, senin düşüne sarılırdım hep.. postalları ayaklarından büyük o adamların parlak kemerlerine yansıyan gözbebeklerimden korkardım.. göz bebeklerimde ölümü görüp kalakalırdım.. suratımı örten avuçların, ne yapacağını bilmez halde bekleyen, donup kalmış göz kapaklarımın yükünü sırtlanırdı..

    oysa o perşembe akşamı sen pılını pırtını toplayıp defoldun gittin.. tüm şarkıların hala bende.. üzerinden binlerce yıl geçse de bozulmayacak cdlerinin parçalamayı bir türlü göze alamadığım silikonları kaplıyor yüzümü, bana nefes alacak ufacık bir delik kalıyor.. o delikten sızan havaysa senin parfümün gibi kokuyor.. nefes alıp vermeye devam edersem, bana seni hatırlatan kokularla yaşamaya alışmam gerek.. buna katlanmam imkansız.. bana, sensiz de bir hayat olabileceğini hatırlatana dek, senin hayaletinle paylaştığım tek kişilik hücremdeyim..

    salı, çarşamba, perşembe, cuma... şimdi ya da sonra, bende kalan neyin varsa gelip almanı ve beni son bir kez daha kurtarmanı bekliyorum.. bu defa senden kurtulmak istiyorum ve bunun için yine sana ihtiyacım var.. senin olmadığın çağlara ait, sarıldığımda içime dolan anne kokusunu geri istiyorum.. uyumadan önce yatağıma uzandığımda gözümden sızan suya, bana seni hatırlatacağı korkusu olmaksızın, yeniden "gözyaşı" diyebilmeyi istiyorum.. yıka, çitile, as beni.. kes.. şiddetini konuştur.. hazır elin değmişken, ördüğün şu çitleri de yık.. dans etmek için sana değil, özgürlüğüme ihtiyacım var..

    tüm hazırlıklarımı yaptım.. geldiğinde her yer mum ışığıyla aydınlatılmış olacak.. arkam dönük bekleyeceğim seni, sessiz ve sinik.. gölgeme bak.. tüm pencereleri örttüğüm halde hala titreyecek gölgem.. ne yapacağını bilememekten kaynaklanan titremeler bunlar.. eşyalarını al, eve sinen tüm sesleri, odaları dolduran kokunu da beraberinde götür.. gölgemi öp ve git...!
    (tanthalas, 03.12.2005 04:34 ~ 04:36)
  2. gönderilmeyecekse zaman harcanıp yazılmaması gereken mektuplardır.çünkü büyük ihtimalle yazarken insanı üzen,ağlatan hain mektuplardır.
    (böcek, 03.12.2005 18:30)
  3. genelde -bu mektubu okumayacaksın bu yüzden herşeyi yazacağım. şeklinde başladıkları için gönderilmezler ya da gönderilmek istenmezler.
    (karoten, 03.12.2005 18:34)
  4. eski sevgiliden sonra rehabilite olmak için yazılır bunlar, iyileştiğinde de yırtılıp atılır ya da silinir mutlaka dijital ortamdaysa. bir nevi "yazmasam çıldıracaktım" durumu.
    kendi kendine psikolojik danışmanlık vermektir kafayı yememek için.
    (kezban, 03.12.2005 19:04 ~ 19:11)
  5. namussuz! gerektiğinde ve arandığında hiç yerinde olmayanlar gibisin sen! hatta sen öylesin, ne zaman ihtiyacım olsa yoktun yanımda. hatta sen öyle değilsin, ihtiyacım yokken de yoktun yanımda. hatta sen öylesin, sana ihtiyacımın olmadığı tek bir saniye bile geçiremedim ben şu hayatta. hatta sen hiçbir şeysin, yoksun - "var"ın karşıtı, olmayan kimse, hayal ürünü, bir şizofrenin zihni yansımasısın sen, bana lazımsın.

    nesin sen? bir delinin günlüğündeki hayali isimlerden yalnızca biri mi? yoksa olanı biteni, tamamı mısın? yoksa ben mi göremedim vardın da, yoksa neden yazayım ki böyle?

    suya yazdıklarımdan okudum sana geceler boyu, su konuştu yer yer dile gelip de sen sustun, suskundun yıllar boyu her gece bir harf sessizliğinde. kırmızı dedim sana, evet; kırmızıydın sen. kıpkırmızı, kan gibi. belki vampir gibi emdin ruhumu ve ağzından akan kırmızıydım ben, kırmızı olan bendim sen değil, evet bendim, unutmuşum sen sadece bir delinin el yazısıydın.

    karanlıkta oyun oynayan bir gerizekalıyım ben. yer yer nerede uyuduğunu bile unutan, zaman zaman kim olduğunu bile anımsayamayan bir gerizekalı. kim benden daha acınacak durumda olabilir deme, sensin o. sen böylesine bir gerizekalının hayal ürünüsün. beyninin çalıştığı tek noktada ürettiğisin sen, haha! ve inan ki sen acınacak haldesin, acıyorum sana, bak, ben bile acıyorum sana. intihar bile edemezsin ben izin vermediğim sürece, ve intihar bile etmene izin verebilecek tek kişi benim gibi bir gerizekalıyken neden sırıtmaya devam ediyorsun? yoksa bir delinin ürettiği de ancak deli mi olur?

    delilerdi hep, hepsi deli, tamamı. sen onun bütünleyenisin işte. gözlerindeki feri görüyorum, deli yanıyor içinde; sapsarı ama turuncuya çalan alevler var orada ve aslında orada yanan da benim. senin için yanan benim, o kadar acınacak bir durumda olmana rağmen sana hala ve ısrarla yanan benim, ben.
    (gxix, 04.12.2005 18:26)
  6. herkeste en az 5-10 tane olduğunu düşündüğüm mektuplar...
    (obsession7, 04.12.2005 18:33)
  7. ileride bir gün okuduktan sonra sana hiçbir şey ifade etmeyen metinler
    (dolphin, 04.12.2005 19:57)
  8. ludving van bethoven 'ın yazdığı ve yollamadığı aşk mektubu genelde evli kadınlara aşık olurmuş ve sanırım bunu yazdığı kadın da evliymiş - bu sadece tahmin ediliyor tabi- bu mektup eski ingilizceyle yazılmışı değil sanırım yeni hale uyarlanmışı ben orjinalini okuyup çok beğenmiştim.. ama yine de fena sayılmaz. adı bir kere yıkmaya yeter 'eternally beloved'


    good morning, on july 7th

    even when ı am in bed my thoughts rush to you, my eternally beloved, now and then joyfully, then again sadly, waiting to know whether fate will hear our prayer -- to face life ı must live altogether with you or never see you. yes, ı am resolved to be a wanderer abroad until ı can fly to your arms and say that ı have found my true home with you and enfolded in your arms can let my soul be wafted to the realm of blessed spirits--alas, unfortunately it must be so --you will become composed, the more so you know that ı am faithful to you; no other woman can ever possess my heart -- never -- never -- oh god, why must one be separated from her who is so dear. yet my life in vienna at present is a miserable life --your love has made me both the happiest and the unhappiest of mortals -- at my age ı now need stability and regularity in my life -- can this coexist with our relationship? -- angel, ı have just heard that the post goes every day --and therefore ı must close, so that you may receive the letter immediately -- be calm; for only by calmly considering our lives can we achieve our purpose to live together -- be calm -- love me -- today -- yesterday -- what tearful longing for you -- for you -- you -- my life -- my all -- all good wishes to you -- oh, do continue to love me -- never misjudge your lover's most faithful heart.
    (yati elena yati, 04.12.2005 21:06)
  9. (bkz: dead letters)
    (neutral, 27.10.2006 22:26)
  10. daha başında eski sevgili için yazılmayan, içinizi döktüğünüz cümlelerden oluşan mektuplardır. arkadaşlarla dertleşme sonrası, gece yarısı yalnızlıkları sırasında yazılır. eski sevgilinize söylemeyeceğiniz gibi başkaları ile de paylaşamayacağınız duygular dökülür o sayfalara. diğerlerine söyledikleriniz hep klişe cümlelerdir ya, bu ikiyüzlülükten kurtulma isteğidir biraz da. sandığınız veya çevreye göstermek istediğiniz kadar güçlü olmadığınızın itirafıdır. yazması olduğu kadar ileride okuması da keyif verir insana.
    (jellicle, 13.02.2007 22:12)
  11. fıtır fıtır mesaj yazmak varken niçin yazıldığını düşündüğüm mektuplar.

    (bkz: ironi)
    (luminaire, 13.02.2007 22:16)
  12. benim, o mektuplardan birini yazıp da göndermişliğim var.
    (temize çekip göndermem tam 15 günümü aldı.)
    eline geçtiği gün, telefonda tam 1,5 saat konuştuk. hiç pişman değilim, kaybettiğim bir insanı sevgili olarak değil ama iyi bir dost, beni tanıyan ve anlayan bir insan olarak geri kazanabildım.
    siz siz olun, o mektupları çekmecenizde tutmayın.
    hem belki, o mektubun gelmesini bekleyen bir eski sevgiliniz vardır.

    ayrıca: @834219
    (dedi ki normal, 30.03.2007 04:35)
  13. yakınız efendim, göndermek ne demek. zaten gerek siz gerekse eski sevgiliniz, bir kaç yıla kalmaz, yeni eski sevgililerine mektuplar yazıp göndermeyeceklerdir. bu böyle devam eder gider (mi?).
    (kipti, 17.05.2007 01:34)
  14. sevgili eski sevgili,
    taş gibiydin hee. hakkaten nası tavladığıma şaşıyorum bak... sema da fena diildi aslında. bari ayrılmadan aramızı yapsaydın.

    not : iyi ki göndermemişim...
    (snitch, 27.05.2007 22:28)
  15. amacı bazen sadece iç dökmek olmaz. bazen öyle noktalara gelinir ki ilişkide eski sevgiliye değil mektup yollamak karşısına çıkacak yüzünüz bile olmaz.

    işte öyle zamanlarda oturulup yazılır bir mektup. kimseyle konuşamassın, kimseye açamassın derdini. bilirsin gelecek tepkiyi, yüzlerinde oluşacak o : "ee eden bulur" ifadesini. susarsın. sustukça birşeyler büyür içinde, yazmassan çatlarsın. oturur yazarsın aslında onu ne kadar çok sevdiğini, ne kadar pişman olduğunu.. gönderemeyeceğini bile bile yazarsın son aşk mektubunu. dersin ki içinden; bir gün ölüp gidersem aniden, odamı araştıran biri çıksın bulsun bu mektubu , versin ona. artık çok geç olsa da anlasın beni , hep onu sevdiğimi..
    ne sen ölürsün, ne o anlar, ne sen anlatacak yüzü bulursun kendinde. öylece gizli bir yara gibi durur o mektup eski bir kitabın arasında...

    (bkz: ah ulan ah)
    (kedikara, 27.05.2007 23:42 ~ 03.12.2007 01:00)
  16. ……

    gidişinin üstünden kaç çığlık geçtiği umurumda değil. nefes alıp vermediğini bilmiyorum şu an. morgda olabilirsin, ya da ruhu satılık herhangi bir kızın koynunda. ne fark eder? bu kez senden değil, benden söz edeceğiz. bu kez oyunun kuralını değiştireceğiz. belki sormayacaksın neden “parisienne moonlight” yerine “suspicious minds” dinlediğimi. eh, nereden bilebilirsin ki dün senin damlattığın yaşları bugün elvis’in silebileceğini? sen şimdiye dek benim hayatıma dair neyi bilebildin ki?

    burada işler biraz karışık. bazı ödevlerim var. çözümlemem gereken bazı sorular. sana, bana, hayata dair. artık sen, ben ve biz’de dışarı çıkabilmek istiyorum çünkü. eğer şu an, tam olarak şu an ölürsem, cesedimi soru işaretlerim kaldırmasın istiyorum. kırdığım kalp sayısı yokluğunla doğru orantılı olarak artıyorsa ve yapıştıramayacaksam bir daha hiç birini geri, en azından sayıları artmasın istiyorum. dünyada seni en çok isteyen hatun olarak, bu dünyada en çok seni unutmayı istiyorum. duyuyorum güldüğünü. nasıl kahkaha attığını duyuyorum. ama olduğum yere çöküp ağlamayacağım bu defa. çünkü ağladığımda sarılabileceğim birilerinin olduğunu biliyorum artık. sırf bana bunları hissettirdiğin için alnının orta yerine bir kurşun sıkabilecek birileri. nasıl emin olabildiğimi sorma. hiçbir zaman, hiçbir şeyden emin olmadım sana duyduğum o kutsal his dışında. hala da değilim. gerçekten sevilip sevilmediğimi, oyuncak yerine konulup konulmadığımı, ne denli öneme sahip olduğuma dair hiçbir eminlik duygusu yok içimde. ancak artık kime daha az güveneceğimi ayırt edebiliyorum. kimseye güvenmiyorum belki, ama en az güvensizlik duyduğum adamlardan biri sayesinde hiçbir işe yaramayacak bu satırları yazıyorum. hiçbir zaman okumayacak olman bir şeyi değiştirmez. nasıl ki hiçbir zaman sevmemiş olman, sevgimi değiştirmedi.. içimdeki hisleri gömmemin tek sebebi, seninle nefes alamıyor olmam. sensiz nefes alabileceğimi sanıyorum sadece. eğer başaramazsam, küreği kendi ellerimle uzatacağım sana. kendi ellerinle göm katline göz yumduğun bedenimi diye. eğer başarırsam, ardıma dönüp haline gülmeyeceğim bile. çünkü eğer başarırsam, adının hiçbir harfi yaklaşamayacak o günden sonra kaderime.

    tek başıma savaşmıyorum. içimde de, yanımda da kalabalık bir ordu var. fahişeler, sarhoşlar, şizoidler ve aldatılmış kadınlar. arkamda bir kovboy var. o ve ben, onun bir kovboy olduğuna inandığımız sürece dünyanın en güçlü kovboyu olmaya aday. karşımda sen, sağımda solumda görünmez bir ordu. arkamda beyazı gözümü alan, karanlığı kanıma karışan bir adam. eğer düşersem, o tutacak. eğer bir kere daha düşmeme sebep olursan, adımı toprağa senin kanınla yazacak! önümde, ardımda birer adam var şimdi. eğer tam olarak şu an tetiğe basabilirsem, hayat benim için çok daha farklı olacak.

    bazı insanlar kahkaha atarken gözlerimin kısılmasını, ağladıkça gözlerimin kızarmasına tercih ediyorlar. bazı insanlar gülümseyişimin rengini, gözyaşımın tadından daha çok seviyorlar. öyleyse devam etsin “sükût” çalmaya, belki bir gece olsun rahat uyurum. hüzünden daha çok yakışan şeyler de varmış bir kadına, son zamanlarda ruhumun nefes almasını sağlayanlar öyle diyorlar. sen, onların kim olduğunu asla bilemeyeceksin. çünkü sen bittiğinde, ben hayatımı onlarla paylaşıyor olacağım. göremeyeceksin.

    son ziyaretimde gözüme takıldı, odanın duvarına kocaman bir soru işareti çizmişsin. son geldiğimde aklıma takıldı, nasıl da fark edememişim, sen beni hiçbir zaman sevmemişsin. son günlerde kalbime kazındı, ben seni değil birilerini sevebilmeyi istemişim onca zamandır. şimdi bir silah olsa elimde, aynada sen ve ben, cinayeti intihara tercih ederim. bu ne işe yarar bilmiyorum ama en azından bir süre de bunu deneyelim.

    kovboylar siyah giyermiş, hatunları gök rengi. yeni öğrendim. matem rengi değil, güneş rengiymiş bana en çok yakışan. ondan öğrendim. beyaz giysem ne fark eder siyahımdan soyunup, ölüler de beyaz giyer. oysa o, ölümüme karşı çıkıyor. gariptir, o beni yaşatmayı benim istediğimden daha çok istiyor. hiçbir zaman kendim için yaşayamadım bu hayatı. uğruna yaşadıklarımsa hep bana ölümü layık gördüler. oysa bu defa, beni isteyen biri için savaşmak istiyorum. bu defa en azından onun için denemek istiyorum. gün gelecek, güneş salına salına kendini gösterirken mavi bir sonsuzlukta, ben başımda kovboy şapkam, pembe dudaklarım, sonsuza yürüyen ayaklarımı süsleyen çizmelerim ile gri ruhlu bir kovboyun kolunda yürüyor olacağım. gün gelecek, çok yakın, seni unutacağım.

    okunmayacak bir mektup için, haddinden fazla kelime öldürdüm belki. son satırları kazırken tırnaklarımla, şarkılar pansuman yapıyor yaralarıma. yine de, tekrar düşecek, daha çok kanayacak olsam bile tekrar deneyeceğim şimdi. james blunt dinlemeyeceğim, “goodbye my lover”.. biz birbirimize veda edeli çok zaman geçti. şimdi bu vedanın hayatımda bir nokta değil, olsa olsa bir virgül olabileceğine inanma vakti. şimdi asıl senin önüne koca bir nokta koyup, kendi adıma satırbaşı yapma saati geldi..

    mutlu kal demeyeceğim, hayat senin. ilgilenmiyorum. dediğim gibi, şimdi senin adının üzerini çiziyorum. söyleyeceklerim bitti. gidiyorum. masalım ise, hiç başlamamıştı zaten. şimdi görebiliyorum…



    bundan böyle senin gibi şerefsizlere karnım tok.

    hayat senin romeo, ama artık juliet yok.
    (sleeplessbeauty, 18.04.2008 01:29)
  17. ya çoktur ya da yokturlar..
    çoklarsa ya yola çıkarlar, ya da çekmece beklerler..
    yoklarsa hiç olmayacakları, asla yazılmayacakları gün gibi ortadadır..
    (dirtypain, 18.04.2008 01:31)
  18. (bkz: gönderilmemiş mektuplar)
    (asymmetry, 18.04.2008 01:44)
  19. dokuz sayfa halinde çekmecede duran mektuptur. gönderilmeyecektir.
    (juliette, 26.09.2008 21:41)
  20. (bkz: eski sevgiliye yazılıp gönderilmeyen e-mail) varmi hala mektup falan yazan yav?
    (amele mektebi, 26.09.2008 22:01)
  21. yazdıkça birikir bunlar, biriktikçe daha çok acıtır... "ortalıktan bari kaldırayım da her daim aklımda olmasınlar" deseniz bile işe yaramaz. geri çıkarlar her gün, tekrar okunurlar... mazoşist bünyelere ilaç gibi gelirler dolayısıyla, öneriyoruz evet.
    (yok, 26.09.2008 22:10)
  22. büyük umutlarla, büyük mutluluklarla, belki de kocaman bir özlem duygusuyla dile gelmiş, ancak kağıtta son bulmuş cümlelerin; yastık altında, gizli dosyalarda saklanan veya artık var olmayan çeşitleridir. kimisi yakılır, kimisi paramparça edilir. ki bu türler pişmanlık ve nefret simgesi olarak kendilerini belli ederler. kimileri de vardır ki, bir anlık hırsla yazılmış olanların okunulmaması için saklı tutulmuştur. her ne olursa olsun; kendine has hikayeleri vardır. önemli olan anlayabilmek.
    (elera, 26.09.2008 22:16)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil