genelde iyileri unutulan reklamlardir, ama bizi zivanadan çıkartan, filmin maçın en hararetli dakkasında karşımıza sürekli çıkan eski reklamları unutmayız.
mesela aç-kapa artema vardı, sonra maç sırasında cem yılmazın kafasını çıkarttığı reklamlar vardı.
şu an ödev konumdur kendileri eski reklamları yenileriyle karşılaştırmak eski reklamları görünce reklamcıların zekası gün gectikçe gelişiyor dememe neden oluyorlar
"müjde, müjde, müjde size. parizyenden müjde size; zarif, sağlam, esnek çorap, rahat çorap müjdeeeee" diye bir şarkısı olan ten çorap reklamı. (bkz: http://www.youtube.com/...) en çok aklımda kalan reklam budur benim çocukuğumdan. artık, akılda kalıcı melodisi ve sözleriyle mi, yoksa o dönem için en cüretkar reklamlardan birisi(bacağa zoom. bu kadar, fazlasını beklemeyin) olduğu için mi bilemiyorum.
ayrıca bu reklam nasıl unutulur, bahçıvan tulumuyla dans eden kişi de michael jackson'dır, masraftan kaçınılmamış yani, süper ötesi prodüksiyon.
"on yüz bin milyon baloncuk yuttum" diyen ve oyuncak ayıcığına gülümseyen bir kız vardı. yıllar sonra gülümsediğinin ayıcık olan aliş değil, ayı olan sevgilisi aliş olduğunu görmüştük.
kısa film tadında çekilen şeylerdir bunlar. misafirliklere gidilinir muhabetler edilinir hoştur açıkcası ama şimdi otuz saniyelik şeyler bile bir ömür gelirken bunların eski olarak anılması hoştur.
-bir bilmecem var çocuklar
-haydi sor sor
-çayda kahvaltıda yenir
-acaba nedir nedir?
-bisküvi denince akla
-tamam şimdi buldum
-hemen onun adı gelir
-eti eti eti