|
|
- eski kitap elinize bir kitabı aldığınızda herhangi bir sayfayı açıp hemen koklamaktır.
edebiyat aşkıdır.
bilginin kokusudur. her kitap yaşama bir bakıştır. yaşamı birçok açıdan görmek de bilgeliktir.
- bir zaman sonra bağımlılık yapma olasılığı yüksek bir kokudur.
(bkz: uhu kokusu)
(bkz: oje kokusu)
(bkz: benzin kokusu)
- ancak kitaba aşık insanların farkına varabildiği koku. bir de yeni basılmış kitap kokusu vardır ki okulun açılış zamanlarını hatırlatır. eskiye dairdir, hatıralar canlanır gözünüzde.
- kitabın saklandığı ortama göre değişir. kitap da peynir gibidir, daha ziyade mahzenden çıkarılmış kitapların kokusu cezbedicidir.
- ne zaman içime çeksem kitaptaki toz yüzünden hapşırırım ama yine de güzeldir o koku.
- edebiyat fakültelerinin "elyazmaları" bölümlerinde olanca ağırlığıyla hissedilen ve insana "her şeyin azı karar çoğu zarardır" diye düşündüren koku...
- sayfalarını hızla çevirip yüzüne gelen havayı hissetmek o sararmaya yüz tutmuş yaprakların arasında... o güzel hazinenin huzurunda...
- el arabasında kullanılmış kitaplar satan yaşlı amcadan 1 ytl ye rastgele eski bir kitap alırsınız. 1969 ilk baskı yazısı ile sizi karşılar, kalan sayfalarda duygu yüklü bir aşk hikayesi akıp gider, fonda hüzünlü bir şarkı vardır, bazı cümlelerin altı çizilmiştir, ki sizde çizmek istersiniz bir daha, bir an gözlerinizi kapatırsınız, kalan hikayeyi kitabın kokusu size anlatır sararmış yapraklarıyla, sonbahara komşu bir gecede.
(sade, 27.08.2006 01:14 ~ 01:14)
- altın kitapları, varlık kitapları vb. yayınevlerinin 196... yıllarında bastırdığı kitaplara has kokudur. öyle hoştur ki o kitaplar. birkere ciltleri has cilttir. tam saklamalık, kolksiyonluk ya da ne bileyim kütüphaneliktir. hal böyleyken onca yılın kokusunu da sayfalarda duymak ayrı bir zevktir. zaten o sayfalar sararmıştır, solmuştur. saman kağıdının daha kalın versiyonu haline gelmiş, daha orjinal bir hal almıştır. kitaptır, eskidir, kokar da. işte o kokudur bu, çok hoştur.
- '' keşke öyle koksaydım '' diye iç geçirtebilecek kadar etkileyici bir kokudur.
eski bir kitabı elinize aldığınızda, ki genellikle kırmızı bir ip şeklinde ayraçları bulunur bunların içlerinde, işte o ayracın ucundan tutup herhangi bir sayfayı açtıktan sonra, bir yandan da tek elinizle dokuna dokuna, tam o ayracın başladığı yerden başlayarak, aşağıya doğru yavaş yavaş koklaya koklaya koklaya indiğinizde, ve tam ortada durup azıcık beklediğinizde, en çarpıcı haliyle karşılaşırsınız bu kokunun genelde.(claritine, 08.06.2007 09:26 ~ 10.06.2007 12:19)
- (bkz: sahaf)
- insana mutluluk veren en doğal, en güzel kokudur. sarı sarı, yaprak yaprak kokar; "neler yaşadım ben!" der sanki bize.
- içinize çektiğinizde; acaba kimler okumuş , neler , düşünmüş gibi düşüncelere sevkeden.hemen ardından kenarında köşesinde yazılmış bir not yada altı çizilmiş bi kaç söz arayıp okuyan kimse hakkında tahminler yürümetnizi sağlayan gizemli bi' kokudur..
- yaşanmışlığın izleri. yer yer sepyaya kaçan rengiyle yaşayan bir anı yumağı, kırışmış sayfaları bazı bazı, ilk sayfaya düşülmüş bir tarih ve altında belki tanıdık belki bilinmez bir ismin imzası...
içinde alınmış ufak notlar, altı çizili cümleler belki. düşen küçük bir kağıt parçası. kokusuyla, eskimiş kapağıyla ya da zamana direnen ciltlenmiş haliyle eski ve tanıdık bir dost yüzü gibi. belki de yeni tanışılan, bir başkasının dününü sizin bugününüze taşıyan aracı.
eski kitap kokusu... yaşanmışlıklara ve size ait olsun olmasın bir tarihe sahip çıkma tutkusu...
- ben küçükken annemin evinde bulunan erkek kedi gibi kokuyorlar. psikolojik mi yolsa her eski kitap olan evde erkek kedi vardı ve de hepsinin en büyük zevki kitaplara boşalmakmıydı bilinmez.
- peynir, küf ve rutubet karışımı gibi bir kokudur. bir yandan rahatsız etse de, diğer yandan koklamadan edemezsiniz.
(bkz: yeni kitap kokusu)
(bkz: kendi osuruğunu koklamak)
- alacağım kitap özellikle eskiyse önce kesinlikle sahaflara uğrayan biri olarak alışık olduğum bir kokudur. ama ondan daha güzel bir duygu varsa şayet (bana göre) bir sahafın bir köşesinde unutulmuş, şimdiye kadar kimse keşfetmemiş, ilk sizin elinize ulaşmış bir kitaptır. eski basım kitaplar formaları birbirinden ayrılmamış oluyor ve siz keskin bir bıçak alıp tek tek sayfalarını ayırıyorsunuz.
sabahattin ali'nin 1965 yılının kasım ayında basılmış varlık yayınlarından çıkan kağnı-ses kitabının bir baskısı geçmişti böyle elime. muhtemelen yıllarca kitapçı gezmiş ama gittiği her kitapçıdan satılamadan dönmüş ve en sonunda bir sahafın tozlu rafları arasına sıkışıp kalmış kurtarılmayı bekleyen bir tutsakken onu o tozlu, kasvetli sahaf köşesinden (garip bi şekilde sahaflar hep böyle, havasız, yer altlarında) keşfedip ellerinize alıp yapraklarını birer birer açarak okumanın mutluluğu başka çok az şeyde vardır. ve o kitap en sevdiğiniz kitaplardan biri olarak kalır yıllar boyunca. çünkü onu, soba tutuşturulmaktan son anda kurtardığınızı bilirsiniz.
- "sevda"nın öteki adı.
- bu kokuyu özellikle duymak isteyince gidip sahaftan eski bir kitap almaktır.
- hiçbir şeye değişilmeyen, insanın içine garip bir huzur veren koku. o herkesin nefret ettiği loş sahaflardan çıkmamanıza sebeb olabilir.
- saman kağıdı ve kütüphane ahşabı karışımı muhteşemdir.
(retro, 23.08.2008 19:02)
- hapşırtan, baş ağrıtan, rahatsız edici bir kokudur.
- tarihte yolculuktur bir nevi.
|