eski dostum kertenkele şebnem işigüzel'in on altı yaşında bir oğlan çocuğu kahramanı olan romanının adıdır.
ayrıca küçükken bir arkadaşla karşılaşınca elimizi omuzuna atarak pat pat vururken (asker arkadaşı muamelesi denilen cinsten) diğer yandan da bu sözü söylerdik: eski dostum kertenkele, vur kendini yerden yere (ne demekse)
bildiğim kadarıyla roman da adını bu tekerlemeden alıyor.
(bkz: yanlışım varsa söyle)
sonradan öğrendim ki bizim masumane bir şekilde kullandığımız söz öbeği "eski dostum kertenkele, vur götünü yerden yere" olarak da kullanılıyormuş bazı terbiyesiz(!!) çocuklarca.
küçükken kertenkele görünce "aa, arkadaşım!" derdim. muhtemelen her seferinde farklı bir kertenkele görüyordum, fakat tepkim hiç değişmiyordu. tüm kertenkeleleri tek bir arkadaşta birleştirmiştim. sanki arkadaşım olan şey o ya da bu kertenkele değil de, kertenkele türüydü.
sonra büyüdüm ve pek kertenkele görmez oldum. görünce de heyecanla "arkadaşım!" demiyorum zaten.
tüm bu verilenleri birleştirirseniz, bu kitap başlığıyla durduk yere kurduğum bağı siz de kurabilirsiniz. diğer taraftan, size ne... o da ayrı.
itiraf etmeyelim ki küçükken bi tanesini yakalayıp, bir kadavra olarak esir alıp üzerinde türlü cerrahi müdahalelerde bulunmuşluğum, orta yerinden ikiye ayırıp iç organlarını uzun uzun inceleyip, gelecek güzel ve güneşli günlere dair parlak düşler kurmuşluğum ve dahası o düşlerin kahramanı olarak kendimi oldukça başarılı bir genel cerrah şeklinde tahayyül etmişliğim var. ondan sonra benzer bir eylemi ''henüz'' hiç bir canlı üzerinde denememiş olmama yani hayalini kurduğum düş hiç gerçekleşmemiş olmasına rağmen gördüğüm her kertenkeleye duyduğum naif sevgi, sempati ve yahut ilginin temelinde yatan tek neden bu olabilir. sonuç itibariyle hem gerçekleştirmiş bulunduğum eyleme hem bu eylem üzerinden düşlerime de malzeme ettiğim bu zavallı sürüngen hayvancağızı her daim eski bir dost olarak hatırlıyorum diyebilirim. dedim.