eskişehire 30 km ötede şekerpancarı tarlaları karşısında toz toprak içinde bir şantiyede arz-ı endam edip mühendislik görevimi ifa ettiğim için varlıklarına ihtiyaç duyduğum yazarlar.çok yalnızım çooook!!
yılda en az 7-8 gün onlardan biri olduğum yazar grubu.
eskişeihrin yerlisi olmak suretiyle bu gruba dahil olanların çekik gözlü olmaları muhtemeldir.
(bkz: tatar)
doğup büyüdüğü şehri ısrarla sevmesi nedeniyle işini de eskişehir'de ayarlamış olan tarzan kişisinin de aralarında bulunduğu kalburüstü itüsözlük yazarları topluluğu.
bir ara emirdağ da bulunmuştum her ne kadar eskişehir kabul etmese de emirdağ eskişehir'e bağlı gibi birşeydir. (malesef üzülüyorum eskişehir halkına allah tez zamanda kurtarsın emirdağdan)
geçtiğimiz haftasonu istanbul'daki yazarlarla aralarındaki farkı net olarak ortaya koymuş bulunan yazar tayfası. ne yazık ki, istanbul'a konuk olarak gelmiş eskişehirliler olarak hiç umduğumuz gibi bir ilgi-alaka göremedik. (istisnalar için bkz: @3586464 ve @3586549)
biz buradaki bir zirvede bir konuk yazarımız olduğunda, hepimiz onunla elimizden geldiğince ilgileniriz. bir ihtiyacı varsa karşılarız, canı sıkılıyorsa eğlendiririz, açsa doyururuz, bir yere gidecekse eşlik ederiz. ve baş köşeye oturturuz, herkesle diyalog halinde kalmasını sağlarız. biz türk evlatlarıyız, en büyük özelliklerimizden biri de misafirperverliktir. büyüklerimizden böyle gördük. nitekim bu misafirperverliğimizi de en son 3 gün önce, eskişehir kapanış zirvesinde gayet güzel bir şekilde sergiledik. umarım şehirdışından gelen tüm misafirlerimiz memnun kalmışlardır, elimizdeki imkanlarla onları mümkün olduğunca güzel ağırlamaya özen gösterdik.
istanbul'da ise, önceden bir şekilde tanıdığımız yazarlar dışında hiç kimseden öyle bir ilgi-alaka göremedik. disko kralı zirvesi için trenle istanbul'a gelmiş 8 kişilik misafir grubu olarak, disko kralı öncesi toplaşıp içelim zirvesi dahilinde itü sözlük'ün official zirve mekanı olan nevi'ye girdiğimizde öyle herkesin bizi alkışlamasını, sis ve lazer şovları falan beklemiyorduk elbette. ama sıcak bir merhaba'yı, insanların teker teker ayağa kalkıp tokalaşmasını kesinlikle bekliyorduk. hiç öyle bir şey olmadı; insanlar biz hiç gelmemişiz gibi, yokmuşuz gibi öylece oturup küçük gruplar halinde muhabbet etmeye devam ettiler. tek bir allah'ın kulu da kalkıp "kim acaba bunlar, dur bir gideyim de tanışayım" demedi. sonra servislere binme zamanı yaklaştığında, herkes ayağa kalkıp hızla mekanı terk etti. bir dönüp bize bakmadılar bile.
şimdi bu rezaletten dolayı kime kızmak gerektiğini inanın bilmiyorum. sadece şunu söylemek istiyorum; nevi'deki o karizmatik abilerden, derin göğüs dekolteleriyle arz-ı endam edip parlak rujlarıyla süsledikleri dudaklarının arasından çıkan kahkahalarıyla mekana renk katan ablalardan, ağızlarından salyalar akıtarak o ablalarla muhabbete girmeye çalışan yeniyetmelerden bir ricam var. eylül ya da ekim ayında yapılacak 2009 eskişehir açılış zirvesine gelin. ortamımızı görün. eskişehir hatunlarını görün. o hatunların takıldığı gerçek erkekleri görün. nevi'de hiç siklemediğiniz insanların size göstereceği sıcaklığı görün. sonrası size kalmış...
edit: çok dolmadım. sadece birinin bunları söylemesi gerekiyordu.
edit 2: dekolteli bağyanlar ile onlara sulanan yeniyetmeler kısmı komple ironiydi, bulunduğu mekana şehirdışından ayaklarının tozuyla gelmiş misafirlere adetten bir "merhaba" demeye üşenen yazarların düştüğü durumu gösteriyordu. daha detaylı açıklama yapmam istenirse yaparım, fakat ne demek istediğimin yeterince insan tarafından anlaşıldığını düşünüyorum. anlamayan az sayıda insan ise zaten uzun bir açıklamadan sonra da anlamayabilir, o yüzden şimdilik lafı daha fazla uzatmaya gerek duymuyorum.
sıcak bir merhaba'yı geçtim, meraklı bakışları bile görmemiş şahsımın içinde bulunduğu gruptur. nedir abi; bir mekana girersin ve şöyle bir ayakta dikilirsin. gelip zorla insanlara yavşayacak halimiz yok ya; bir süre öylece dikilip herkesin gözünün içine bakarsın. ama ı ıh, o gözlerin hiç biri sana bakmıyordur. alakaları yoktur. kendi aralarında konuşurken bizim muhabbetimizi de yapmışlar, “eaabi eskişehir’den onlar” cümlesi en az 2 yazar arasındaki diyalogda sarfedilmiş. o halde en azından bir gülümsemeyle o yazarların gözünün içine bakıp, hiç bir şey yapmasan başınla selam vermek orada ev sahibi olarak bulunan bir yazarın boynunun borcudur. yarım saniyelik bir olay yani, sadece gülümseyip başını hafifçe öne eğecek ve tekrar kaldıracaksın. senin o selamın alınmazsa bu bizim ayıbımızdır, ama sonuçta sen üstüne düşeni yapmış olursun.
görünen o ki; insanlar basit bir selamı vermek için bizden bir ilk adım beklemişler. biz eskişehir'deki evlerimizden kalkıp tren istasyonuna yürürken her birimizin kaçar adım attığını saymadım ama yeterince büyük bir rakam ortaya çıkmıştır herhalde. keza haydarpaşa'dan nevi'ye kadar da bayağı adım attık. nevi'nin kapısından üst kata kadar da hep adım adım geldik. bir tek orada birilerinin bize merhaba demesini beklerken öylece dikiliyorduk, bize doğru bir adım atıldığını görsek biz de yürümeye alışmış insanlar olarak yeterince adım atardık.
hint kumaşı değiliz, insanız. kimsenin selamına ihtiyacımız yok; ki gayet sıcakkanlı insanlar olarak zaten bir sürü yazarla taksim'de ve kanal d stüdyolarına kaynaştık. öyle bir kenarda "biz eskişehirlileriz, kimseyi tanımayız, kendi aramızda takılırız" şeklinde triplerimiz hiç olmadı. normalde bunlardan bahsetmenin de alemi yok, fakat birileri bizi öyle cins insanlar sanmış olmalı ki ben böyle saçma sapan şeylerden bahsetme ihtiyacı hissediyorum.
biz insanlara her zaman sevgi ve saygıyla yaklaştık, ama ilk karşılaşma anında bunu başkalarından göremedik. olay budur.
eskişehir'de okusam da çoğunu tanımıyorum eskişehirli sözlük yazarlarının. hatta geçen hafta bir zirve yapılacaktı , geleceğim dediğim halde gidemedim. sadece bir zirveye katıldım eskişehir'de o da fena değildi. konuştuk falan ama , katıldığım zirvedeki insanlar daha önce tanışmışlar bir şekilde , biraz yabancılık hissetmiştim.
-ironi başlıyor- lakin adamlar haklı arkadaş. disko kralı zirvesine ve öncesinde nevi' deki zirveye ben de katıldım. üstelik eskişehir' den de gelmedim, istanbul anadolu yakasından geldim. istedim ki bir kırmızı halı filan bir atraksiyon göreyim ama nerede arkadaş! inanır mısınız kimse yüzüme dahi bakmadı nevi' de. selam verdim almadılar. biriyle muhabbet etmeye kalkıştım diye tekmelediler beni. sonrasında disko kralı zirvesinde de devam etti bu. mağdurum.. ayrıca istanbul' daki yazarlar çok rererö evet. -ironinin sonu-
o koca 60 kişilik güruhtan en fazla 5-6 tanesiyle iki çift laf etmişimdir mesela bu iki zirve boyunca. ama bu biraz da benim yüzümden olabilir zira kimseye gidip de selam vermedim açıkçası. cool olduğum için belki de değil mi? ehe ehe şirin seni. zirveye gelirken tanıdığım bir kaç kişi vardı zaten sadece. genelde bir kişiyle takıldım hatta. kimse bana selam vermedi diye eve gidip ağlamadım ama. tercihtir bu, istediğimle konuşurum istediğimle konuşmam, istemediğimin yüzüne bile bakmam hatta. bu kadar basit.
genelleme sevmiyorum ben bir de onu belirteyim. tüm genellemelere kafam girsin.