|
|
- bahçeşehir'e özel konum itibariyle yakın olup fiziken alaksı olmayan semt.dvd 2 ytlye satılır herşey çok ucuzdur istanbul'da türkçe konuşulmayan özerk bir bölgedir sanki
- topkapıdan , mavi şapkalı minibüslerle gidebileceğiniz , güzide bir semttir. minübüsçülerin , kafayı yemiş bir şekilde , kafalarına taktıkları otobüs ya da arabalarla yarışmaları , hayatınızı bir çok kez gözünüzün önünden geçirir , genel bir tekrar yaptırır. tam para asla uzatamazsınız bu minibüslere , işiniz aceleyse mutlaka tercih edilir.
(bkz: esenyurt minübüsü)
- avcılar ve bahçeşehir arasında sıkışmış,çeşitli yakıştırmalara maruz kalan (bkz: küçük kars),(bkz: esengeles),(bkz: kars vegas),kürtçenin ana dil olduğu,alevilerin yoğunlukta olduğu,che posterlerinin asıldığı,formula 1 pistlerinden kopmuş gelmiş havası veren yarışsever ruhlu minibüsçülere sahip olan, tahminen 500 binden fazla insan barındıran, güzide bir beldemiz.
- deniz gezmiş caddesi'ne ve aynı cadde üzerine recep tayyip erdoğan parkı'nı kondurabilecek kadar ironik bir belediye başkanına sahip istanbul ilçesi..
- adı gürbüz çapan'la özdeşleşmiş ilçe
- okulumun bulunduğu semttir. bu yüzden azıcık da olsa tanırım çevreyi insanları... kimisi " taşı toprağı altındır" diyerek gelmiş istanbula uzak yurtlarından, ya da terörden kaçıp gelmişler. dolayısıyla çoğu aile ekmeğini taştan çıkartmaya çalışmaktadır.
bu yüzden yoksuldur esenyurtlular. aldıkları 400 ytl maaşla ailelerinin geçimlerini sağlamaya çalışmaktadırlar. burjuvazinin ve oligarşinin sömürüsünü gözlerinizle görürsünüz her sabah...
ve yoksul oldukları için, okula gidemeyip çalışmak zorunda kaldıkları için; esenyurt'ta oturmayıp, herhangi bir sebepten oraya gelen insanların alay konusu olurlar... esengeles der kimileri; kimileri de karsvegas der... kendi ezilmişliklerini, başkasını ezerek gidermeye çalışırlar...
ben ise utanıyorum esenyurt'taki okuluma giderken... neden utanıyorum biliyor musunuz? kar yağarken ayağında terlik, sırtında yün hırkayla annesiyle birlikte devrilmiş ağacı kesip, evine yakacak odun götürmek için soğuktan donmayı göze almak zorunda kalan çocuğu gördüğümde, ayağımdaki botlardan utanıyorum... yaşıtım gençleri üzerleri ve bedenleri incecik; fabrikaya çalışmaya giderken gördüğümde, sırtımdaki monttan utanıyorum...
esenyurtlularla yoksul oldukları için dalga geçen, evlerine, kendilerine lakaplar takan insanları gördükçe, insanlığımdan utanıyorum... ve her seferinde bu vicdansız, düşüncesiz insanların doğacak çocuklarının bu yoksulluğu çekmemesini; o vakite kadar yoksulluğun olmadığı dünya düzeninin kurulmasını umuyorum...
|