|
|
- hikayesini sunay akından mutlaka dinlemek gereken facia.
rahmetli barış manço'nun japonya ziyaretinde gördüğü büyük ilginin sebeplerinden biri; çünkü japonlar vatanlarının onuru uğruna çürük gemiyle fırtınaya dalmayı göze alıp sonra da kayalıklarda gemileriyle birlikte parçalanan, günlerce sahillerinden parçalarını topladıkları bu kahraman türkleri hiç bir zaman unutmamışlar, unutturmamak için bir de anıt dikmişlerdir; barış manço da bu kahramanları temsilen yurtlarına gelmiştir.
- ertuğrul gemisinin vazifesini bihakkın yerine getirmesini temin etmiş olan hadisedir. bu hadise ile japonya toprağına da türk naaşı gömülmüştür. ziya şakir'in abdulhamid ve mikado isimli eserinde anlatılır.
- (bkz: ertuğrul özkök)
- 19. yy da ikinci abdülhamit'in uyguladığı denge politikasının bir parçası olacakken asırlık tük japon dostluğunu meydana getiren hadise.
rusya ve ingiltere arasında dönüp giden siyaset sonrası ikinci abdülhamit, japonya ile ilişkiler kurarak hem japonların ruslara karşı baskı yapmasını, hem de ingiliz sömürgesi altındaki hindistanlı müslümanları halife himayesi altına alabilmek için japonya'ya deniz kuvvetleri tarafından bir ziyaret yapılmasına karar verir.böylece daha önce istanbul'a gelen japon heyetine nezaketen bir iade-i ziyaret yapılacaktır.
bu kadar uzun bir sefere dayanabilecek zırhlı geminin ihtiyacını karşılayacak kadar harcırah yoktur malesef.hazinedeki yokluklar yüzünden ahşaptan yapılma, yelken ve buhar gücüyle hareket eden ertuğrul fırkateyninin denize açılmasına karar verilir.
bu ziyaret tüm dünyaya japonyadaki sanayi fuarını gezmek amaçlı yapılan bir gezi olarak duyurulur.
albay osman bey komutasındaki gemi 1092 kişiyle yola çıkar ve sadece müslüman kentlerin limanlarına varmak üzereyken buhar gücü kullanması emredilir.her müslüman kentin limanına uğrayışta tüm halk, halifenin gemisi deyip gemiyi ziyaret etmek ister ve padişahın sefer çıkmadan önceki emrine göre halkın gemiyi gezmesine izin verilir.ancak bu da geminin yıpranmasına yol açar.
sefer boyunca denizcilerin en büyük baş belası ise farelerdir.nitekim hong kong limanına vardıklarında farelerden kurtulma yöntemlerinden birkaçını çinlilerden öğrenirler.örneğin fare deliğinin önüne alçılı yem konulur.fare alçılı yemi yedikten sonra susar ve susayan fare denize atlar böylece yediği alçıyla kaskatı kesilir.
geminin içinde bile su içse kaskatı kesileceği için hemen yakayı ele verir tabi.
11 ay süren yolculuk sırasınca aden, cidde, bombay, seylan adası, singapur, saygon, hong-kong limanlarının ardından gemi haziran 1890'da yokohama limanına varır.
japonlar heyeti çok sıcak bir şekilde karşılar, ancak denizcilerin harcırahı bitmek üzeredir.bu yüzden geri dönülmeye karar verilir ancak sorun şudur ki ertuğrul gemisindeki bazı denizciler koleradan yaşamlarını yitirmiştir.
daha önce kolera vakası yaşanmayan japonyada, tersane çalışanları gemiyi tamir etmek istemez.gemi karantinaya alınır ancak aceleyle yola çıkılması gerekmektedir.ancak yıpranmış gemi, gel-git olayları yaşanan okyanusta çok fazla yol alamaz ve fırtınaya kapılan geminin önce arka direği kopar sonrasında makine dairesine su dolmasıyla kayalıklara çarpıp parçalanır.
fırtına havasında japon köylüleri parçalanan gemiden yaralıları çıkarmaya çalışır ve 1092 kişilik denizci kafilesinden aralarında geminin komutanı osman bey'in de olduğu 587 yiğit denizci hayatını kaybeder*.
sağ kalanlar ise japon zırhlıları tarafından istanbul hükümetine teslim edilir.
bu faciya, türk japon dostluğunun oluşmasını sağlar ve türkler de minnet borcunu ırak-iran savaşı sırasında tahran'da mahsur kalan japonları kurtarmak için thy uçağının gönderilmesiyle öder.
*
|