çizimleri süper olan,yetenekli lombak ve penguen çizeri.sandık içiyle bizi eski günlere götürür.anlattığı şeylerin çoğu hepimizin birebir yaşadıklarıdır.samimi insandır.ayrıca lombakta da çoğu zaman ilgiyle okunası işler çıkarır.çok fazla tarama yapar.çizerlerin kanlarıyla çizdiklerini belirtmişti bi keresinde ayrıca.(bol tarama-bol kan)
çizimlerinde kendi ve çevresi hakkında yaptığı yorumlar nedeniye (bkz. sandık içi) hem erkekler hem de kızlar tarafından sempatik bulunan çizer. bahadır baruter'i tebrik etmek lazım. güzel bir pazarlama taktiği. fiziksel görünüşü kendinin de belirttiği gibi o kadar kayda değer değildir. hatta çizgilerdeki ersin karabulut gerçek halinden daha yakışıklı bile denilebilir. lombaktaki yeraltı öyküleri bölümüyle sandık içi (bkz. gülben ergen sandık lekesi) tam bir tezat oluşturur. yeteneğini takdir etmek boynumuzun borcudur.
2 hafta önceki penguen'de nokia 3310 çizimiyle bizi kendisine hayran bırakan ve şaşırma - hayal kırıklığı mimiğini mükemmel çizen yetenekli yeni kuşak çizer.
mimar sinan'da okuyan, sandık içinde çizdiği karaktere benzerliği nedeniyle görünce tanınması muhtemel çizer. çizdiği karakterlerde hep tanıdık yönler ve hayattan izler bulunan, "aaa! bu benim de başıma gelmişti." dedirten kişi.
istiklal caddesine karşı balkonda çırılçıplak şarap içtiğini söyleyen (ama 5. kattaymış) sıklıkla klan'a takılan,kendisini çirkin çizmesine karşın pek hoş bir şahsiyet,karikatürist,güzel sanatlar ögrencisi,yetenekli insan.
penguen'in okurlarına ücretsiz verdiği 2. yıl özel ekinin ön ve arka kapağında birleşik olarak çizdiği, dergi çizer ve yazarlarını muhteşem bir istanbul manzarası üzerine göstermiş, karikatür dergiciliği aleminde ahmet yılmaz ne kadar komikse, o denli başarılı olan ve iyi çizen yetenek.
son sayıda sandığı kapatmayı düşündüğünü söyleyen, bunun sebebini de güzelce açıklayan, beni yasa boğan süper çizer. hemen mail atmak için köşeye bakmama neden olan ancak bu haftaki dergide e-mail adresinin olmadığını farkettiğimde eski dergileri karıştırma zorunda kalacağımı farkettiren kişi. o pengueni bırakmasındır, herkes ona mail atsındır.
ilk okunduğunda kendinizden birşeyler bulduğunuz yada samimi yazım tarzı nedeniyle refleks olarak birşeyler bulmaya zorladığınız,beğenmekle rahatsız olmanın arasında bir yrlere koyduğunuz,sonraki haftalarda da sürekli ezik ifade,içsel buhranlar,çocukluk hezeyanları,korkularla "abi bu adamın hiç mi tutunduğu bi dal yok ya" mertebelerinde tepkiyle karşıladığınız sandık içi köşesinin sahibi şahıs.
bu ayki lombak'ta çizdiği aşk temalı hikayesiyle yıkmış dağıtmış adam. işin kötüsü kendine bu övgüyü yapsan büyük bir mütevazilikle "ya neyini beğendiniz ki altı üstü aşkı pamuk gibi bir şeyle anlattım" derdi.
pengueni alış sebebim...kendisini dün itibariyle kitap fuarında görmüş bulunmaktayım.hani tarkan konserlerinde "tarkaaaaaaaaaaaaaaan!!!!!" diye ciyak ciyak bağıran kızlar vardır ya bir an onu öylece görünce kızların hangi hisler içerisinde çığlık attıklarını anladım.hani imza kuyruğunda benden önceki kızlardan biri yapmamış olsa kalıbıma hiç bakmadan kıçımı yırtıp basıvericektim çığlığı oracıkta.neyse kısmetse seneye saklıyorum bu rezilliği, benzersiz olacak...
"ersiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiin!!!!"
edit:az önce ekşi sözlüğü okurken gördüm ki biri daha benimle aynı duyguları paylaşıyor.bigün toplaşıp ortalığı tarkan konserine çevirmek umuduyla...
ukala gözükmekten çok korkan, sürekli alçakgönüllü olduğunu vurgulayan biraz paronayak, çizimlerinin aksine acayip çekici, hep çizgili tişörtlü karikatürist.
sandık içinde anlattığı gibi altında esofman, elinde bir iki poşet meyve ile istiklal caddesinde yürüyüp insanlara "bakın ben burda yaşıyorum bu sokağın insanıyım" mesajı vermekten zevk duyan, aynen anlattığı şekilde de defalarca istiklalde görülen, çevresine yine bir bölümde anlattığı gibi bir kızla kesişme umuduyla arayan bakışlar atan, eğer bayansanız gerçekten de on onbes saniyeliğine kesişebileceğiniz istiklal caddesi insanı.
her hafta çizdiği sandık içi nde kendimden bişeyler bulduğum, okurken mütemadiyen utanıp kızardiğım kendini çiziş tarzıyla bile lombak çizeri olmayı hakeden sevimli lombak ve penguen çizeri. ayrıca yeraltı öyküleri de çok sağlam.
bi defa köşesinde ''bana karikatürist demeyin,çizerim ben'' gibisinden bi şey demişti zira doğrudur.yaptığı şey karikatür değildir. karikatür için (bkz: yiğit özgür) (bkz: met üst) vs.
mütevazılığıyla gönüllerde yer etmiş, başarılı çizer. bi defa depresif kızlarla ilgili bi köşe yapmıştı ve otobüs sırasında kıkır kıkır gülmeme sebep olmuştu. kendi tabiriyle sürekli üşüme halindeki bu kızlardan biri,köşedeki, kazağının kollarını çekmiş önüne bakar ve ersin'e hayatla düzenle ilgili bişeyler söylerken ersin kızın iç çamaşırını görmeye çalışıyodur.''kırmızı mı lan yoksa?''
çok severim köşesini. olmadığı zaman dergide bi boşluk olur benim için.ertesi hafta 2 köşe birden kapmasını beklerim hevesle.
bi kere taksim'de görmüş olabilirim,emin değilim hala ama oysa uzunmuş demek istiyorum.ben tıfıl bişey sanıyodum açıkçası.