her ne kadar sen anladım
desen de evladım
anlamamışsındır
aramızdaki dağlar
o kadar yüksek ki
aşamamışsındır
sözümüz kimseye değil
belki ters gelir birine
yalnızca bir şarkı yaptık
bu böyle biline...
----------------------------
varlık yokluk derdini şu kafandan sil
bırak densiz işleri de kendini bil
gerin şöyle bir güzel, oh derin nefes al
kaç nefes alacağın var ya hiç belli değil
öyle olmazsa böye olmaz, böyle olmazsa öyle olmaz felsefesini adamı, saykedelik müzik insanı, 41 doğumlu, yaşayan son türk müzik efsanesi... tanrı gibsonunu elinden eksik etmesin......
ilklerden olması nedeniyle herkesin el üstünde tuttuğu, bence abartılası bir yönü olmayan müzisyen. söylemlerine ve yaşam biçimine bakarak samimiyetsiz bulduğum kişi. (bu cümle erkin koray'ın söylediklerini saçma sapan bulduğum anlamında anlaşılmamalıdır.) ayrıca izmir'de yaşamasından dolayı, bir izmirli olarak üzüntü duymama neden olan insan.
türk rock müziğinin gelişmesine büyük katkılarda bulunmuş müstesna kişilik baba adamdır kendisi.psycodelic camiasının göz bebeği olan babamız bir çok genç müzisyene de destek olmuştur hala da olmaktadır.yaşanmaz olduğu için terk ettiği istanbula dageri dönüş yaptı geçen aylarda burdan bütün istanbullulara duyurulur kıymetini bilin haa.
bir arkadaş anlattıydı, bunlar cihangirde bir bakkala girerler şarap almaya ardından erkin koray gelir ve "iyi akşamlar gençler" diyerek bunların aldığı güzel marmara kırmızdıdan alır arabasına biner uzaklaşır. demek ki başarılı sanatçı geldiği yeri unutmayan taviz vermeden geçmişini unutmadan hitap ettiği kitleden uzaklaşmadan (bkz: blah blah) yaşayan sanatçıdır gibi bir izlenime kapılmama sebep olmuş sanatçı
bu girinin girildiği tarihte (kurban bayramının üçüncü günü) ibo show denen gudik programa katılmış, daha doğrusu bu günden daha önce yayınlanmış ama şimdi tekrar verilmiş olan bant yayınında görülmüştür. halen dinçliğini koruduğunu gördüm. tatlıses denen herif kendi çöplüğü diye babaya artislik yapıp durdu sürekli. babanın kendi şarkısını tatlıses söylemiş üstüne bir de arkada babaya çaldırmıştır. sonra da "erkin babanın şarkısını arkamda kendisine çaldırtıp programımda söyledim" pozlarıyla gerindi adam. neyseki ardından baba çöpçüleri söyleyince de stüdyodaki bir yığın insanın tatlısesin hayatında görmediği ve göremeyeceği kadar içtenlikle ayakta alkışlaması ( hem de görevlilerin uyarısı falan değil, ciddi ciddi) ile baba babalığını göstermiştir.*
eşsiz insan. hani müzik insanın parmaklarında değil ruhunda olur ya, erkin koray'dır bu tarif. kızını okula göndermediği doğrudur. eğitim sistemine karşı olduğu için sanırım kızını kendi eğitmiştir.
hakkında söylenen hiçbir övgü abartılmamıştır, hatta azıdır bile öyle bir insan için. hakkında yapılan olumsuz eleştriler de yeri geldiğinde doğrudur yeri geldiğinde ise onu ve onun hayatını yeterince algılayamamaktan kaynaklanmaktadır.
türkiye'deki hayranları kadar, hatta belki daha fazlası yurt dışında vardır. psycodelic rock'tır yaptığı. hiç bir uyuşturucu madde kullanmadan müziği ile kendinden geçebilir, müzikle kafayı bulabilir. ve hayranlarına da bunu yaşatabilir tabi.
kısa bir anım ise şöyle;
"erkin koray konserine gittim ve konser saati yaklaştı, kendisini beklerken sahne deki enstrumanlar dikkatimi çekti. 2 adet gitar, bir klavye bir de mikrofon. etrafta kolonlar amfiler. o an aklıma şarkıları geldi de bir an sahnenin perdesi açılacaktı ve süper bir rock konseri izleyecektik düşüncelerimde. kısa bir gecikmeyle sahneye biri çıktı. erkin baba'ydı bu kişi. saçları uzun ama oldukça beyazlamış, yaşlanmıştı yılların karşısında. müziğinin hala bu kadar genç olabileceğini tahmin etmek mümkün değildi. sahneye çıktıktan sonra bir kaç dakka konuştu. o kısacık gecikmesi için defalarca açıklama yapıp özür dilemesi ilginçti. yılların efsanesi erkin koray, küçük bir topluluk için, sadece bir kaç dakika... şarkıları kronolojik sıraya göre gitti adeta. müziğe başladığı zamanı anlattı, yaptığı müzikleri, kendi türünü derken bir yandan da bunları çalıyordu birer birer. klavyesi önünde, ritim üstüne çalıyor ve söylüyordu. yanında herhangi başka birini getirmediğini gitarı eline alıp döktürdüğünde anlamıştım. bir ritim üzerine şarkıların kimi yerinde gitar kimi yerinde klavye çalarak bir yandan da söylüyordu. öyle dinçti ki sahnede. elinden her iş geliyor, sahnede durdukça devleşiyordu. en sonunda bütün şarkılarını çalmıştı nerdeyse ki sahneden çıkar gibi oldu. ama her taraf erkin koray hayranlarıyla doluydu. yanımda oturan yaşlı teyzelerden arkamda oturan daha orta yaşlı insanlara kadar her yaştan hayranları. tabi ki bir şarkı eksikti ve o olmadan konser bitmezdi. akrebin gözleri. 60 yaşının üstünde olduğuna emin olduğum yaşlı teyzeler bile konserin o anında sahne önüne ilerleyip akrebin gözleri için erkin baba'yı tekrar çağırıyorlardı. ve geldi tekrar. eline gitarını aldı ve tek başına o mükemmel şarkıyı söyleyerek döktürdü. artık alkışlamaktan, bağırmaktan hal kalmamıştı. erkin koray'ın gerçekten dinlenmesi, izlenmesi şart bir müzisyen olduğunu o an kavramıştım."
geçen senelerdeki bir galatasaray lisesi konserinde, 50'lerin sonlarında yine galatasaray lisesi'nde sahne aldığına değinmiş ve "o zaman sizin olduğunuz yerde bir kardeşimiz vardı. barış kardeşimiz." diyerek gözlerimizin dolmasına sebep olmuş babamızdır.
enteresan bir o kadar da kırık bir adamdır.gibson les paul(les paul o zaman ki yani erkin korayın ilk adlığı zamanki adı şimdi sg serisi) kullanır.önünde klavyesi durur.pedallarla gitarı ve klavyeyi kontrol eder.boss gt5 pedalı ve modelini hatırlayamadığım bir roland klavyesi vardır.
anarşisttir.düzene eğitim sistemine karşıdır.istiklal marşının çok kaliteli ve harika bir bestesi olduğunu ama aralığı geniş bu eseri türk halkının layığıyla söyleyemediğini bu yüzden yanlış bir beste olduğunu söyler.haklıdır.türkiyede 10 insandan 9 u hatta 100 insandan 99 u detone olmadan söyleyemez istiklal marşını.kızını okula yollamadığı için şikayetçi olmamıştır.eğitim sistemi benden fazlasını veremezdi demiştir.ama şikayetçi daha doğrusu pişman olduğu bir nokta vardır.her kötü şeyin önüne erkenden atlayarak kızına karşıdan göstermemiştir bile.ve bu yüzden kızı hayatı karşıdan karşıya kendi başına geçemeyecek kadar tanımamaktadır.bu abartı değildir.bizzat kızı ile katıldığı bir programda söylemiştir.ve kızının okula gitmemesinin en büyük eksisinin okula gitmeyip te televizyona alışması olduğunu söylemiştir.
erkin koray ilk konserini galatasaray lisesinde bir çoğumuzun babası doğmadan ya da bebekken 1956 da vermişttir.müzik eğitimine piyano ile başlamış sonra gitarla benliğini bulmuştur.albümlerinde gitar ve klavyeleri de kendisi çalar zaten.sayısız plak albüm yapmıştır.son iki albümü gün ola harman ola ve devlerin nefesi gerçekten çok başarılı produksiyonlardır.
erkin koray garip bir adam olduğu gibi türkiyeye birçok şeyi de o sokmuştur.türkiye de ilk rock barı erkin koray açmış bağlamayı elektro yapmış üç hürelin türkiyeye ilk soktuğu elektrik gitarı insanlara o tanıtmıştır.
ama son zamanalarda son derece huzursuz yaşamaktadır.çünkü sıranın kendisine geldiğini düşünmektedir.giden fikret kızılok , barış manço , cem karaca dan sonra...