|
|
- inceleyelim efendim, tarihte tanıdığımız tüm ünlü simalar; matematikçiler, ressamlar, müzisyenler, fizikçiler, kaşifler... tarihe yön veren herkes erkektir, ya da en azından ezici bir çoğunluğu erkektir. bunun sebepleri, gözlemlerim kadarıyla, erkeklerin daha zeki, duygusal, süper varlıklar olmaları falan değildir.
çok basittir, sadece toplumun dayatmasıdır.
örnekle destekleyeyim şık dursun.
sophie germain, matematiğe ilgi duyan bir hanım olarak, matematik alanında ün yapmış bir üniversiteye girmek için başvurmuştur. çevresi de çok geniş olmasına rağmen bizim sophie sadece erkeklerin okuduğu bu üniversiteye alınmamıştır. bunun üzerine matematik aşkıyla erkek kılığına girmiş ve başka birinin ismiyle üniversiteye girmiştir. burada dehasıyla dikkat çekmiş, ilgi odağı olmuştur. erkek olduğu çok geçmeden anlaşılmış fakat hocaları fazla ses çıkartmamıştır. seviyesi artarken kendisini sayılar kuramına ve fermat'nın son teoremine yönelirken bulmuş, bir yıl bu teorem üstünde çalışmıştır ve gelmiş geçmiş en büyük sayı kuramcısı olan gauss ile irtibata geçmenin zamanının geldiğine karar vermiştir. gauss, sophie'nin çalışmalarını görünce onunla tanışmaya karar vemiştir. böylece sophie'nin erkek olmadığı herkes tarafından resmen öğrenilmiştir.
en büyük buluşunu 5. dereceden denklemlerin çözüm ispatı ( bilgim tam olarak ne ile uğraştığını açıklamaya yetmemektedir düzelten çıkmazsa ileriki yıllarda bir yanlışlık varsa düzeltirim) ile ilgili yapmış, dönemin en önemli matematikçilerini geride bırakmıştır. hayat hikayesine gerek yok, daha sonra ölmüştür.
peki sonra ne mi oldu?
gauss o zamanki matematik topluluğuna "biz bu kadını hayatta iken matmatikçi olarak görmedik, bari öldükten sonra matematikçi olduğunu kabul edelim çünkü hepimiz biliyoruz ki bu salondaki pek çok kişiden daha çok matematikçiydi" dedi. amma ve lakin cümbür cemaatin hiç hoşuna gitmedi bu iş. sophie germain'ın mezarına, işsiz kelimesi kazındı.
bir kelime çok mu önemliydi? sorusu, adını bilen kaç kişi var? sorusuyla cavaplanabilir. eğer yaptığı şeyleri bir erkek yapsaydı çok ünlü olurdu eminim. işte bunun sebebi de toplumun dayatmasıdır, aslında toplum değil, erkeğin dayatmasıdır. bu şekilde şeklillenmiş bir dünyada, sadece erkek kılığına girerek sesini duyurabiliyorsa bir kadın, bu işin zorluğunu siz hesap edin. ne beyinlerin ikinci sınıf insan sıfatıyla eriyip bittiğini siz düşünün.
peki nasıl oldu da erkekler böyle bir baskı kurabildi? muhtemelen taş devrinden gelen kas gücü, savaşların ve dövüşlerin erkekler tarafından yapmasına sebep olmuş, insanımsı topluluklar, nasıl kas gücü üstün topluluk diğerine söz geçiriyorsa, aynı şekilde kas gücü fazlalığı ile dişiye söz geçirilebileceğini keşfetmişlerdir. işte o zamanlardan gelen böyle bir baskının sonucudur bu. kas gücünün gölgesi ile beyin gücünü hor görmektir, bir tane çükün farkıdır bu.
şimdi böyle bir baskı var mıdır? din etkenini saymazsak kadınlar üstünde hiçbir baskı yoktur.* peki neden hala dünyayı erkekler geliştiriyor? çünkü kadınlar kolaya alışmışlar ve yataklarından kalkmak istemiyorlar. "eşitlık yok, baskı var" diye bağırmak şimdilik yeterli görünüyor onlar için. ayrıca, (bkz: @2216362)
bir de şöyle bir şeyler var,
(bkz: erkeklerin daha yetenekli olması)
(bkz: kadınların erkeklerden üstün olması)(hopeless, 16.06.2007 01:10 ~ 19.05.2008 01:16)
- konu hakkında en güzel açıklamayı virginia woolf yapmıştır efendim.
(bkz: kendine ait bir oda)
kendisinin bu kitapta william shakespeare'in en az kendisi kadar yetenekli bir kızkardeşi olsaydı onun sonunun nasıl olacağını anlattığı bir bölüm vardır. dönemin -hatta bazı yerlerde ve bazı koşullarda hala genel olarak toplumun- kadına ve erkeğe verdiği rollere göre davranmak zorunda kalan kızcağızın akıbeti pek de hoş değildir ve o bir shakespeare olamamıştır. zira yazmak yerine dikiş dikmesi gereken anlar olmuştur. "eşitlik yok, baskı var" diye bağıramamıştır bile.
- başarı diye tanımladığımız eylemlerin istisnasız tümü (siyasette ilerlemek, akademik hiyerarşide yükselmek, ödül almak, rakipleri yenilgiye uğratmak) erkek eylemleridir. bunu farkedersek erkeklerin kadınlardan daha başarılı olması gibi bir lafı ediyor olmamızın dahi sorunun kaynağına işaret ettiğini görürüz.
başarı kıstaslarımızı erkek egemen topluma göre seçersek bütün dayatmalardan kurtulup da "başarılı" olan kadınların ne yazık ki sadece erkek gibi kadınlardan çıktığını görürüz.
- bir yandan cins baskısı, bir yandan ulusal baskı, bir yandan sınıfsal baskı, bir yandan feodal pederşahi gelenekler etkisi altında olmakla beraber, kadının çalışkanlığı, vefası ve aile birliğine olan inancı ile o her şeyi karşısına alarak var olamayacağının bilincinde. bu nedenle yeni oluşan dünya ve değerlerini var olanla halvete sokuyor.
bugün tartışılan kadın kimliğiyle yaşamak konusunu kendince çözüyor. üstelik çok zor koşullarda. hem kadın, hem anne, hem aileyi yediren içiren ve para kazanan üstelik. parasız aile işçisi olmaktan para kazanan bireye dönüşmekte. kendi işini kuran girişimci artık .
toplumun veya erkeklerin görmek istedikleri yerde tutunmaya çalışmaktan sıkılan kadın istatistiksel değerlendirmelerden de sıkılmıştır.. yapılan değerlendirmelerde kendini üst noktalara taşıyabilecek kadar hırslıdır.. tarihin tekerrürden ibaret olduğu inancını yıkıp tarihi teğet geçirecek kadar inançlıdır.. sadece biraz daha zamana ihtiyacı vardır.
_orni: hocam nasıl?
_erkek hoca: otur 1
- kadının erkek egemen bir toplumdaki yeri, her anlamda bastırılmışlığı, olanaklarının sınırlılığı, başarı elde edilebilecek konum ve ortamlara ulaşmadaki sayısal sınırlılığı, hadi bunları geçtim, erkeğe nazaran üstlendiği sosyal rollerin ağırlığı düşülüp, bir olasılık hesabı da gözönünde bulundurulduğunda, erbakan hocanın deyimiyle "hadi ordan be! hadi ordan be! " denilesi önerme...
- (bkz: varsayımlar)
(bkz: hayaller)
(bkz: keşkeler)
(bkz: yanlış genellemeler)
(bkz: stereotyping)
- tartışma; cinsiyetlerarası farka ya da erkek beyninin kadınınkinden büyük olduğuna dair o çok bilimsel (!) çalışmalara atfen yapılıyorsa, önce bir zemin temizliği yapmak gerek derim. çok daha toplumsal ve ekonomik sebepleri var bu hadisenin zira.
"aslan" oğluna her türlü olanağı sağlayan eşitlikçi (!) aile ve toplum düzenimiz, ablasını erkek kardeşinin getir/götür-yemek-temizlik işlerine koşturup, kadını layık olduğu yere yani mutfak tezgahına yollamıştır. işin garibi ataerkil bakışın en ateşli savunucularını da yine kadınlar arasından çıkarmıştır. zira düzen savunulmaz ise , kapsanmayabileceğinin korkusu zerk edilmiştir...
eksik eteğin hamurlu elleri gün gelmiş ucuz emek deposu olarak görülmüştür, hala da böyledir. cinselliğinden, işgücüne, seçimlerinden, reddiyelerine dek toplumsal çarkın öğüttüğü kadının karşısına geçip "başarısızsın" demeden evvel tüm bunları hesaba katmakta fayda vardır. eşit işe eşit ücret dahi alamazken, eşit koşullarda ipi erkek göğüslemiştir demek haksızlıktır. sorun asla yalnızca bir toplumsal cinsiyet sorunu değildir. altını biraz kazımak gerekir.
karnımızdan sıpayı, sırtımızdan sopayı eksiltmeyi deneyin hele, bir de o zaman konuşalım ...
- daha derine, daha derine ve kaynağına.
şöyle bir şey düşündüm, ya da duydum, ya da esinlendim.
tüm hayvanlar doğduklarından kısa süre sonra koşabiliyorlar, beslenebiliyorlar. bir tanesi hariç, tembel hayvan.
heh şaka len, insan tabii değil mi?
çok çok gerilere gidiyoruz şimdi...
insan doğduğu anda üst düzey bir ilgiye ihtiyaç duyuyor. bu yüzden onu doğuran kişi uzun süre bebekle ilgilenmek durumunda kalıyor. bu süre zarfında avlanma görevini üstlenen dolayısıyla "doyuran" ünvanını alan erkek böylece kadın üstünde bir üstünlüğe kavuşuyor.
bu üstünlüğü kas gücüyle birleştirince ortaya çıkan, dayatma gücü karşı konulamaz tabii. bu bastırılmanın sonucunda kadının neyi öğrenip neyi öğrenemeyeği uzun yıllar erkeğin kontrolunda kalıyor.
şimdi bu yazının sonuna şunu ekleyip, (bkz: @1577738)
üstüne şu cümleyi okuyup "kuran-ı kerim ortaya çıkınca bu dayatma gücü daha bir artıyor." daha sonra da (bkz: @1588220) buna bakmanız daha sağlıklı olur.(hopeless, 07.02.2008 02:16 ~ 09.02.2008 01:32)
- doğru bir tespittir. çünkü;
-lise/üniversiteyi yaşadıkları şehir dışında okuma olanakları bayanlara göre daha fazladır.
-gidilen iş görüşmelerinde, görüşülen kişi muhtemelen erkek olduğundan (tecrübeyle sabittir) muhabbet uzadıkça acaba beni taciz eder mi diye bir düşünce geçmez akıllarından.
-uzun iş toplantılarına eşleri/kız arkadaşları çokta fazla ses çıkarmazlar
-seyahat engelleri genelde yoktur.
-bedeninden faydalanmak isteyecek, onları duygusal anlamda taciz edecek yöneticileri yoktur.
-görünüşleriyle yada hareketleriyle durumu irdelemeden yakıştırılacak orospu sıfatı olanak dahilinde bile değildir.
-çocuklarının olması onların kariyerlerine ara vermelerini gerektirecek bir unsur değildir.
-çamur at izi kalsın durumu bayanlara göre daha az olumsuz etken yaratır.
-muhtemel olumsuzlukların duygularına yansıyıp onları demoralize etme olanağı yok denecek kadar azdır.
ancak ;
(bkz: erkeklerin daha yetenekli olması) gibi bir durum söz konusu değildir...
- karşılığı en gereksiz cümledir. işin gücün yok kim kimden daha başarılı onu düşün,ölç.kalbimde tatlı bir kırık gözlerimde sevgi dolu gözyaşları... ayrıca başarı nedir ki. insanları tanımadan,yaptı ama niye yaptı lan bunu,niye...
- (bkz: tanrı her şeyi yarattı sonra kendi haline bıraktı)
- (bkz: erkek kadın kardeştir amerika kalleştir)
- recai pengül'ün getirdiği bakış açısına paralel olarak söylüyorum ki; kadınların etkilemesi gereken karşı cinsler olmamasındandır.
seinfeld'in bir şovunda vurguladığı gibi, erkekler kadınları etkilemek için çalışırlar, üretirler, bir yerlere gelirler, para kazanırlar, kitap yazarlar, müzik bestelerler, gökdelenler dikerler, köprüler yaparlar, mekikler fırlatırlar, uzaya çıkarlar. bunların hepsi "gördün mü bebek? nasıl yaptım?" demek içindir.
kadınların normal şartlarda tüm bunları yapmak için bir motivasyonu yoktur. o yüzden erkekler kasarken onlar şahane takılırlar.
- (bkz: çamaşır)
(bkz: bulaşık)
(bkz: çocuk bakımı)
(bkz: ev temizliği)
(bkz: makyaj)
kaç sene önce kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi yada hala okula gönderilmeyen kız çocuklarımız var ki erkek egemen bir toplumda siyaset,eğitim,spor vs gibi alanlarda erkeklerin daha başarılı olması kaçınılmaz olmuştur. erkek niçin renklilerin kaç derecede yıkanacağını bilmemez. çünkü toplum bu görevi erkeğe vermemiştir. doğal olarak erkeklerin başarılı olmasını sağlayan toplumlardır. eğer toplum erkeğin çocuğun altını temizleme konusunda başarılı olmasını isteseydi muhtemelen o konudada başarılı olacaktı olacaktı.
(bkz: istisnalar kaideyi bozmaz)(eleyasi, 07.02.2008 23:01 ~ 23:02)
- ev işlerinde kadınların daha iyi olması genellemesine rağmen, erkeklerin aşçı'lıkta number one olması durumu.
- kadın ırkının tek kaybetme nedeni hırsıdır.. ne alaka demeden önce şöyle bir düşünelim; bir ortamdaki kadınlara bakıldığında onların sürekli birbirleriyle rekabet içinde olduklarını görürüz.. okul, iş vs.. bu hep aynıdır.. erkeklerin genel mantığı paradır.. hep daha fazlasını kazanmak isterler... ama bunu isterken neden bir başka erkek değildir.. kendi zevklerini hayallerini gerçekleştirmek içindir.. budur..
- (bkz: peygamberlerin hepsinin erkek olması)*
(night, 18.05.2008 04:02)
- eğer erkek, başarılı bir kadını bile, kendi role modelleri gereği baskılayabiliyorsa, ve kadınlar da bu baskılamaya direnç gösteremiyorsa, bu da erkeklerin hanelerine kadınların baş edemediği bir durum olarak yazılır. şayet erkeklerden daha başarılı olduklarına bu denli inananlar, daha azimli-çalışkan ve nihayet başarılı olsaydı, bu baskıya direnç gösterir ve bugünkü sonuçlarına ulaşmazlardı.
- eğer genelleme yapılmak isteniyorsa,doğru;bireysel olarak bakıldığında oldukça yanlış önerme.
çünkü sayıca okumuş veya çalışan erkek kadından çok daha fazladır.ve bu nedenle içlerinden başarılı olan daha fazla çıkacaktır.
kadınların erkeklere oranla daha düşük bir yüzdesinin ev dışı bir hayatı vardır ve çok daha düşük bir yüzdesi yaşamında kendini gerçekleştirebileceği bir alan seçip şansını dener.
fakat burda unutulan,kadınların doğaları gereği daha sabırlı oldukları (acı toleransı yüksek varlıklar).
isteyen kadın başarır.eğer başarısızsa bu bir tercihtir,aptallık değil.(sophia, 18.05.2008 10:38 ~ 10:39)
|