cinselliği erkeklerden daha sık düşündükleri ve hatta bazıları "kızların daha fazla zevk aldığını" iddia ettiği halde, cinselliğin tabu olmasının sonuçlarından biri olsa gerek, kimi kızların "en iyi savunma saldırıdır" mantığıyla sarf ettikleri cümle.
eğer doğal dürtülere dayanarak açıklama yapılmaya kalkılırsa "kadınlar aşık olmaz" önermesi de en az bunun kadar yerinde olacaktır ki, sonunda varılacak nokta "aşk yoktur, biz de hayatta kalma ve soyunu sürdürme içgüdülerimizin esiri olarak çiftleşip duruyoruz. aşık olduk diye kendimizi ve birbirimizi kandırıyoruz" olacaktır.
kendisine hiçbir cinsel faydası kalmadığı halde (örneğin) hastanede yatan sevgililerinin başında bekleyen erkekler ya da maddi durumu (= gücü + sonraki kuşakları koruma ve besleme yetisi) yetersiz olduğu halde sevdiği erkeğe sarılıp birlikte yaşama mücadelesi veren kadınlar hatırlandığında bu yaklaşımlar sıçmaktadır. bu yaklaşımların açıklayamadığı sihirli sözcük "sadakat"tir.
erkeklerden yana kuyruk acısı olan bi bayanın söylemesi daha olası olan cümle.erkekler kadınlar gibi aşık olmaz demek daha mantıklı olsa gerek dedirten genelleme.
her türlü duyguyu hormonlarla, cinsel dürtülerle açıklamaya çalışmanın sonucunda ortaya çıkan cümle. ortada bilimin bir cevap bulamadığı bunca soru varken aşkı bilimsel bir zemine oturtup saçma sapan saptamalara girmek abes bir eylemdir.
ezik bir bayana ait olduğunu sandığım düşüncedir.aşkın erkeği kadını olur mu ya ne saçma bir söz.istisnalar hariç erkek kadına kadın erkeğe aşık olmaz mı zaten.ne yani kadın deli gibi sever erkek de deli gibi seviyormuş gibi mi yapar.aşkı için dağları delen kadın var mı?ya da kaç tane kadın şairin dünyaca ünlü aşk şiirleri vardır ki?erkek de aşık olur kadın da.hiç boşuna hormondu yok güdüydü kasmamak gerek.ya da genellemeye girmemek gerek.tamam belki birkaç tane erkek vardır aşık olmayan hayvani dürtülerle hareket eden ama eminim bir okadar da kadın vardır.
erkekler veya kadınlar denerek yapılan tüm genellemeler gibi bu da yanlıştır. ayrıca aşk denilen duygunun genelgeçer bir tarifi yoktur. herkesin aşkı algılayışı, onu gösterişi, onu kendinde hissedişi farklı olması sebebiyle bir erkeğin tavrına bakılarak doğrudan aşık olup olmadığı bilinemez ya da ne kadar aşık olup olmadığı. hatta bu tip olaylara felsefede öteki zihin sorunu "the other mind problem" derler ve tartışırlar feylesof amcalar.
evet erkekler aşık olmazlar. bir bakışa, bir edaya, hale, tavra vurulmazlar. sonra adını bile bilmedikleri, kişiliği hakkında en ufak bir bilgiye sahip olmadıkları o kızı günde bir kez görebilmek için potansiyel yerlerde saatlerce beklemezler. hayallerinin kişisi olarak görmedikleri gibi o kişiyi, onun sadece vücut hatları ile ilgilenirler, zira tek istedikleri sekstir. maşuk ile her daim beraber olma, onunla sürekli konuşma, gezme, görme, kısacası hayatı paylaşma isteği olmaz erkeğin. bazen de aşık oldukları kişi ile beraber olamayacağını, zira dünyanın o en güzel kızının başkası ile beraber olduğunu öğrendiklerinde, gönüllerini zaten kaptırmadıkları için geceler boyu ağlamazlar, dert ortağı bulup içkiye, sigaraya sarılmazlar, bunalıma düşmezler. aşk acısından kendi çaplarında şiirler yazmaya kalkmazlar.
evet biz aşık olmayız, biz böyleyiz.
erkeklerin ve kadınların aşk algıları çok farklıdır diye açıklar bunu büyüklerimiz. ve bu durumda bir kadının bu lafı söylemesi çok normaldir çünkü ona göre aşk o değildir. aynısı bir erkeğin bu lafı bir kadın için söylediğinde de geçerlidir. yine bir büyüğümüz de, aşıksan kimse yüzüne bakıp sana aşıksın diyemez yalnız sen bunu iliklerinde hissedersin der, doğru der. aynı şeyleri hissetmeleri aynı şekilde bunu dışa vurmaları gerektiğini göstermez, göstermemelidir.
prenses hikayeleriyle büyümüş olan kızların hayal kırıklıklarından sonra vardıkları sonuç. erkekler aşık olur ama kızlara yetmez daha doğru bi önerme sanki. kardeşim sen adamı öpünce bi anda prens olcak mı sanıyorsun kusurlarıyla kalcak böyle sevmesini öğrenemez misin? tabii bi de şu var: (bkz: ben çok becerebiliyorum sanki)