giriş:
bu uzunca yazımda erkeğin kadına üstün olmadığını, bilakis kur'an'a göre tam bir eşitliğe sahip olduklarını göstermeye çalışacağım. ben bir erkeğim, amacım herhangi bir şekilde sözlüğü karıştırmak ve polemik yaratmak değildir. kesinlikle. öncelikle bunu belirtmek isterim. sadece aramaya inandım ama bu konu hakkında bir şey bulamadım. yazmanın iyi bir fikir olacağını düşündüm. yazı gayet uzundur fakat zannedersem okumaya değerdir. sabrınızı istirham ediyorum.
gelişme:
yanlış bir kanıyla, kur'an'ın dolayısı ile islam'ın bir kuralı gibi gösterilip üzerinden son derece itibarlı siyaset malzemeleri çıkarılabilecek bir yanlış anlamadır bu mesele. şöyle ki;
erkeklerle kadınların karşılaştırıldığı mesele şahitlik meselesidir. şimdi bundan bahseden ayetleri inceleyelim:
" ...erkeklerinizden iki kişiyi şahit tutun. iki erkek yoksa, kabul edeceğiniz şahitlerden bir erkek ile iki kadın da olabilir. biri yanılırsa öteki hatırlatır. şahitler çağrıldıklarında gelmezlik etmesinler. borç, ister büyük, ister küçük olsun, vadesi ile birlikte yazmaktan üşenmeyin. böylesi allah katında daha doğru, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha uygun olur..." ( bakara suresi 282.ayet.)
içimizden sabırsız olanlar "aaa, erkek için bir kadın için iki şahit diyor işte..."diyebilir. fakat kur'an'ın indirildiği dil ve başka ayetler bize sabırsızlanma demektedir. devam edelim;
yukardaki ayette "...böylesi şahitlik için daha sağlamdır..." ifadesine nazar-ı dikkatinizi celbetmek isterim. bu ifade, borcu yazıyla tespit etmeyi olduğu gibi şahitlik meselesini de nitelemektedir. "daha sağlam" sözü "sağlam" ifadesinin yükseltilmiş, değer verilmiş türüdür. arapça'ya göre bu böyledir. buna ism-i tafdil denmektedir. sağlam olan iki şey karşılaştırılınca birine daha sağlam diyebiliriz. demek ki "bir erkek ve iki kadın'ın şahitliği"ne daha sağlam demişse allah, bu şarta uymadan yapılan şahitliğin "sağlam" statüsünde olması gerekir. kur'an arapça'dır, anlaşılır bir kitap olması zorunludur, çünkü tüm insanlığa gönderilmiştir. bu ayet böyle anlaşılmaktadır.
böyle düşünmemizi sağlayan ayetlere geçelim. kur'an'da ayetler birbirleri ile bağlantılı olarak incelenmeli, tembellik edilmemelidir. çünkü vasiyete şahitlikle ilgili ayetler konuya açıklık getirmekte, yukarıdaki hükmün, yazıyla tespit yanında şahitlik ile de ilgili olduğunu göstermektedir. allah şöyle buyurur:
"mü'minler! sizden biriniz ölün döşeğinde vasiyet edeceği zaman içinizden güvenilir iki şahit tutsun. eğer bir yerde yolcu iken ölüm gelip çatarsa sizden olmayan iki kişi de olabilir. ( şahitliği yerine getirdikleri zaman) şüphelenirseniz, onları namazdan sonra alıkoyarsınız. şöyle yemin ederler : 'vallahi, isterse en yakınımız olsun, buna karşılık hiçbir şey almayız. allah için yapılan şahitliği gizlemeyiz. öyle olsa biz elbette günaha gireriz.'
eğer günaha girdiklerinin farkına varılırsa, ölenin hak sahibi iki yakını onların yerine geçer, şöyle yemin ederler:' vallahi, bizim şahitliğimiz onlarınkinden daha doğrudur., biz haksızlık yapmayız. öyle olsa elbette zalimlerden oluruz.' " ( maide suresi 105 ve 107)
bu ayetlerde kadın erkek ayrımı olmaksızın güvenilir iki müslüman şahit öngörüldüğü çok açıktır. yolculukta vasiyet yapılacaksa, müslüman olmayan iki kişinin de şahitliği yeterli görülmüştür. yolculuğun özel şartları sebebiyle şahitlerin tamamının kadın olması mümkündür. o halde ne olacak madem erkek de şart? işte böyle bir kural yok. yolculuk şartlarında şahitlerin hepsi kadın da olabilir erkek de . hem ölenin yakınları için de aynı şey geçerlidir.
şimdi gelelim esas delil alınması gereken fakat hep gözden kaçırılan ayete: "böylesi, şahitliği gereği gibi yapmalarının en alt seviyesidir." ( maide suresi 108 ) bu cümleyi lütfen en üstte belirttiğimiz bakara 282'deki "böylesi şahitlik için daha sağlamdır" ifadesine teşmil edelim, onla beraber değerlendirelim. böylece elde edeceğimiz sonuç, şahitlerin bir erkek ve iki kadın olmasının kural olmadığıdır. kur'an hep kurallar ortaya koymaz, daha çok güzel işleri tavsiye eder. bu da onlardan birisidir.
peki, neden iki kadının şahitliği daha sağlam görülmüştür. birazcık ekonomi bilgisi olanlar için mesele gayet açıktır. kadınlar hep eskiden beri borç, vasiyet, ticaret gibi işlerle pek içli dışlı değillerdir. ekonomi ile ilgilenmeyen kadınlar fazlalıktadır. kur'an ise onlara hitap eder bu ayetlerde. elbette bu konuda ömürlerini tüketmiş, binlerce kadın ekonomist vardır. bilakis, bir kişi belli bir konuda uzmanlaşmışsa kur'an o kişinin uzman olduğu konuda fikir beyan etmesini tavsiye eder. bu nedenle kur'an sözkonusu hukuki işlere ilgi duymayan kadınların iki kişi olmasının eğer biri yanılırsa diğeri düzeltsin diye daha sağlam görmüştür. şimdi onlara karşı bir aşağılama sözkonusu mudur burada? bence hayır.
eğer bu konuda içlerinde şüpheden biraz kırıntı kalanlar lütfen nisa suresi 15 ve nur suresi 6-9. ayetleri bir arada incelesinler. çünkü bu ayetlerde kadın ve erkeğin şahitlik konusunda tam bir eşitliğe sahip olduğu görülmektedir.
sonuç:
kur'an'dan açıkça anladığımıza göre kadın ve erkek birbirine eşittir. erkek ve kadının sosyal hayattaki farklı görevleri ayetleri de farklı anlamamız gerektiğini göstermez. kur'an kimseye zulm edilmesini istemez, tavsiyeler verir. bu tavsiyeler farklı zamanlarda farklı şekillerde uygulanabilir. geçmişteki alimlerimiz yukardaki ayetleri böyle yorumlamamış olabilirler. fakat allah kur'an'a uymayı emretmektedir. o alimlerin de çabası belli bir değeri hakediyordur. ama onların görüşlerini islam'ın temel ilkeleri diye sunmak büyük hata olur.