mahallenin muhtarlarında temel karakterini canlandırarak ünlenen ve uzun yıllar oyunca gerçekten o ağızla konuştuğu sanılan oyuncu. dar alanda kısa paslaşmalarda ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu da kanıtlamıştır.
hiç bir zaman değeri anlaşılmayan türkiye standartlarının çok üzerinde bir oyuncudur kendisi.ilk olarak çağan ırmak ın -bana old and wise ı çal-adlı kısa filminde izlemiştim orda geceleri romantik programlar yapan radyo programcısı adamı oynuyordu ve oldukça başarılıydı.sonra dar alanda kısa paslaşmalar ve gemide geldi.gemide filminde gerçekten cigara çektiği üzerine yoğun rivayetler vardır.serdar akar ile arasının çok iyi olduğu söylenir her daim,erkan can a daha çok film gerekir nitekim.
kelimelerin yeterince anlam ifade edemeyecek şekilde yetenekli,yıllarca kendini saçmasapan dizilerde hırpaladıktan sonra çıplak halde önümüzde duran gerçekleri gemideyazıtura gibi filmlerle bize hediye eden nacizane varlık..bekliyorum yeni eserini
(bkz: takva)
ergenlik çağlarımızda sohbetlerimizde herzaman söylediği birşey vardı.''birgün mutlaka aktör olucam''.bir-iki denemeden sonra belediye konservatuarını kazandı. şimdi çevirdiği flimlerde gerçekten istediği gibi aktör oldu. gurur duyduğum arkadaşım.
pamuk prenses 2 adlı kısa filmiyle oyunculuğu hakkında hiçbir araştırma yapmaya gerek kalmadan gerçekten çok iyi oyuncu denilebilecek kapasitede bir insan...
genç kısa filmcilere ve amatörlere verdiği destek ile takdir toplayan, özellikle yer aldığı filmleri izlerken 'bu adam bu oyunu oynuyor mu yoksa rolünü yaşıyor mu?' diye soru sorduran, türk sineması için bir gurur abidesi ve kilometre taşı olarak nitelendirilebilecek eli öpülesi oyuncu, her daim birlikte çalışabilme fırsatı arzulanan bir usta, yeni sinemacılar'ın gözbebeği.
gemide ve dar alanda kısa paslaşmalar'ın ardından takva'da gösterdiği performansla kendini ispatlamakla kalmamış, türk sinemasının mevcut oyunculuk anlayışına müdahale ederek çıtayı yükseltmiştir.
tabii, harikalar yarattığı filmlerin izleyici sayılarıyla değerlendirmek ve diğer sahipleri düşünülürse altın portakal gibi ödüllerle hakkının teslim edildiğini söylemek zor. ama sinemanın kalıcılığına güvenmek gerekiyor bir yerde ve takdir makamının sonuna kadar şaşırmayacağına. hakkında ayrıca içi boş övgü cümleleri sıralamak, herkesin birbiriyle gurur duyduğu bu yerde zaten yersiz.
gemide filminde ki oyunculuğuyla aklımda yer etmiş oyuncu. sanki o filmde rol yapmamakta kendisini oynamaktadır. işte bu hissi verebilmek gerçek oyunculuktur.
mahallenin muhtarları zamanlarından gıcık olduğum, gemide ve yazı tura'yı izledikten sonra tekrar değerlendirmeye aldığım ve takva ile zihnimdeki gelişimini tamamlayarak favorilerime eklediğim saygı duyulası oyuncu. kıvırcık saçlarının arasındaki küçük beyaz saç topluluğunu da boya sanırdım önceden, değilmiş..
bu adam bizden kesinlikle bizden.inanılmaz yetenekli bir oyuncu olduğunun kaç bin defa haykırmam gerekiyorsa haykırırım.insanın içine işleyen birşeyler var sende erkan can.hani bazen bir an için de olsa durursun "ulan noluyo nereye gidiyorum kim çekiyo beni nerdeyim " dersin.başka diyarlara sürüklenmişsindir.alır çeker götürür seni.izledikçe daha da hipnotize olursun mest olursun o an bitsin istemezsin takdir etmek bile kifayetsiz kalır ya işte bir insana bunu yaşatabilcek yegane adamlardansın sen erkan can.çok büyük oyuncu derler ya işte bu adam o adam ya.gurur duymamak elde değil.el oğlunun edward norton'ı kevin spacey'si neyse benim gözümde de erkan can odur.kalitesiyle önplanda olmayan eseri bile kendi oyunculuğuyla fazlasıyla izlenebilir kıldığını kim inkar edebilir?farkettim de ben erkan can holiganıyım sanki.
bu adam bizden gerçekten.hiç mi dikkat etmedik?o otu içişi* kaleci eldivenleriyle o güvensiz duruşu* sobada mağrur ve mahcup kahve pişirmesi*.türk sinemasını mehmet ali erbilyeliz yeşilmen ve kapıcı gaffur tekelinden ancak erkan can ve benzerleri kurtaracak kanaatindeyim.