ataerkil geçiş dönemiyle birlikte mitolojik anlatımlarda korkutucu bir hava verilmiş tanrıçalar. aslında kadınlara yanlış yapıldığında devreye girdiklerini, sırf
klytaimestra'nın baş rolünde olduğu trajediye bakarak dahi anlayabiliriz. troia seferine çıkmadan önce kendi kızını yolculuk iyi geçsin diye kurban eden rezil herifin tekidir
agamemnon. klytaimestra olayı duyunca çılgına döner, senelerce bekler, troia'yı kana bulayan agamemnon evine döndüğünde, sevgilisiyle bir olup onu öldürür. aslında adi bir cinayet işlememiş, adaleti yerine getirmiştir. ülkenin en güçlü adamına işlediği cürümlerin hesabı başka türlü de sorulamazdı zaten. bu hikaye aktarılırken, her normal insan klytaimestra'nın katil olduğunu ama asla suçlu olmadığını teslim eder. ama ataerkil dönemin ahlak normlarına göre, yalnızca sadakatsiz bir kadındır. nitekim
odysseia'da, haklılığı göz ardı edilerek defalarca lanetlenir. çocuğunun intikamını almış bir anne olduğu gerçeği yok sayılır, sevgilisiyle birlikte komplo kurup, kralı deviren kötü bir kadına dönüştürülür. sonra hikayeye başka hikayeler eklemlenir. çocukları
elektra ve
orestes ona düşman olur. elektra, orestes'in annelerini öldüremesine yardım eder. bu ikisi agamemnon sütten çıkmış ak kaşıkmış gibi onun intikamını alırlar ve yaptıkları övgülere konu olur. agamemnon'u aklama çabası öyle bir hal alır ki hikayenin bir yerlerinde iphigenia, agamemnon'un gözünü kırpmadan öldürdüğü kızı, sağasağlam karşımıza çıkar. daha güçlü bir tanrı olan apollon bu korkunç anne katillerini kutsamasına rağmen; erinyes devreye girer, orestes'i delirtir.
bu hikayeden sonra, sembolize ettikleri şeyler iyice hiçleştirilir, insanların sağlayamadığı bir adaleti yerine getirdiği varsayılan, kötülere korku veren varlıklar olmaktan çıkarılıp ne idüğü belirsiz korkunç yaratıklar olarak tasvir edilmeye başlanırlar.