rahmetli
kenan onukun radyo'da sunduğu her gece çalan klasik müzik programında her hafta tekrar eden programın içine koyduğu
gnossienne ve
gymnopedie adlı eserleri ile saygı duyulması farz olan müzisyen.
(skuba, 27.08.2005 03:51)
bestecinin "je te veux" isimli piyano valsi, az biraz klasik müzik dinlemişlere bile hemen tanıdık gelen bir temadır.
(naevius, 29.04.2006 04:43 ~ 04:44)
eserleri
minimalizmin,
ambientın ve
film müziğinin başlıca esin kaynağı olarak gösterilir. özellikle gymnopedie ve gnossienne onlarca modern kompozitör tarafından emüle edilmiştir.
yirminci yüzyıl müziğine avangart duruşuyla bayağı bir nefes alma noktası açmış fransız besteci. çalışmalarının arasında armut formunda parça adlı bir bestenin bulunmasından da (hatta daha da vardı bunun gibi) afacan bir bünye olduğunu çıkarsayabiliriz bu kişinin.
bir de, reklamlarda, cep telefonu melodilerinde falan duyduğumuz gymnopedie no. 1 yorumlanma biçimiyle eserin bir katli imiş, dinleyenler parçayı bir bütün olarak daha rahat anlayabilsinler, yani işin türkçesi sıkılmasınlar diye gerektiğinden çok daha hızlı çalınıyormuş. gymnopedie 1'in o gerçeküstümsü, kayıp giden ama yine de hacimli ve bu özellikleriyle bir rüyayı andıran havası da, parçanın minimal yapısı da bu en güzel gymnopedie'nin hakikaten de "aheste" bir yorumu gerektirdiğini doğruluyor gibi.
1866-1925 yılları arasında yaşamıştır. annesi ingiliz asıllı bir piyanist, babası paris'in tanınmış bir nota yayıncısıydı. 1883'te paris konservatuvarına giren satie, bir yıl sonra okulu bırakmış ve genç yaşta kabarelerde piyano çalmaya başlamıştır. bu yılların paris kabareleri, genelde toplumla yabancılaşma içinde olan yeni tip küskün aydınların buluşma yeriydi ve böyle bir ortam için yapılan müzik, uyumsuzluğu, alayı, bohem yaşamı temsil ediyordu. satie de özgür ruhlu, alaycı ve rastgele yaşayan bir kişiydi. kendine özgü bir üslupta ve debussy ile ravel'in daha sonra gerçekleştirecekleri uyum anlayışına benzer yolda ilerici piyano parçaları yazıyordu.
kırk yaşına kadar bu yaşam biçimini sürdüren ve yazdığı piyano parçalarına şaşırtıcı görünmek için op.62 gibi yüksek sayılar veren satie, 1905'te scola cantorum'a girdi ve roussel ile kompozisyon çalışmaya başladı. 1908'e kadar süren bu öğrenimin yanı sıra paris'te ressam, yazar ve müzikçilerle dostluklar kuran satie debussy, picasso, jean cocteau'nun hayranlığını kazanmıştır.
eserlerinin bazılarının adları şöyledir: kurumuş cücükler (piyano için, 1913); armut biçimli üç şapka (iki piyano için, 1903); pörsümüş üç prelüd (piyano için, 1912); otomatik betimlemeler (piyano için, 1913). gençlik döneminde yazdığı gymnopedies adlı piyano parçalarından 1. ve 3.yü debussy orkestraya uyarlamıştır.
satie'nin asıl önemli yapıtları bale müzikleridir. 1917'de bestelediği geçit adlı balenin öyküsünü jean cocteau yazmış, dekorları pablo picasso hazırlamıştır, koreografi ise leonid massin'e aittir.
satie, izlenimciliğin açtığı kural dışına çıkmak eğiliminin ilginç kişiliklerinden biridir.
(ahmet say-müzik tarihi)
insanı yaşamından ölmeden uzaklaştırabilen.
(heidi, 07.01.2009 14:58)
eserleri rüzgar adama çok yakışmış kompozitör. (bkz:
http://www.youtube.com/... )