|
|
- "ve niye bizim ülkemizde islami bir cemaat ısrarla polis istihbarat, yargı, askeriye ve mit'te örgütlenmek için bu kadar çaba harcamaktadır?
kendi grubunu korumak için mi, liderinin yaşadığı ülkenin çıkarları uğruna mı?
soru çok."
- sabah gazetesinde genel yayın yönetmeni olduğu dönemde çok mutlu birisiydi.şimdi sadece köşesinden sesleniyor bize.avrupa birliği yazıları dikkat çekiyor.
- an itibariyle sabah gazetesinin genel yayın yönetmedir.
- ergun babahan en doğru genel yayın yönetmenidir.hayırlı uğurlu olsun sabaha ve vatanımıza.
- her üç yazısının ikisinde sivilleşme ve demokrasi sevdasını belli eden izmir'li gazeteci.
- birikimi ve olayları değerlendirip yorumlama tarzı ve en önemlisi cesareti takdire değer.
- okunmaya değer yazıların sahibi.
- (bkz: son baskı)
- genelkurmay'ın 30 ağustos resepsiyonu için davetiye göndermediği ve bu yüzden de kendisine genelkurmayca ambargo konuldugu iddia edilen sabah gazetesi genel yayın yönetmeni.
(ozerk, 30.08.2007 19:02)
- genelkurmayın bu akşamki resepsiyonuna davet edilmeyen sabah'ın yayın yönetmeni.dinci basınla aynı kefeye konmuştur resmen.
- ahmet hakan'a ayarı vermiş akp'li profesör.
http://www.haberturk.com/...
- 9 kasım tarihli yazısıyla "lan bizi ayakta mı sikiyor bu adam" dedirtmiştir. "aydın doğana açık mektup" isimli yazısının başlığını görenler, "vay amına koyim ne diyecek acaba doğana?" diye soran gözlerle etrafa bakınıyor, ama yazının harcının "aydın doğanın sigara üretimine el atması"nın ne kadar kötü olduğunu, "gencecik çocukların zehirlendiğinin" belirtilmesi olduğunu hayretle görüyorsunuz.
demek "iliştirilmiş", "otosansürcü" gazetecilik böyle oluyormuş.
- (bkz: @1133996)
ve sonra
(bkz: vay anam vay)
o giride yazanları kaleme alan adam, sabah tmsf'nin eline geçince omurgasından birkaç omur kaybetti, gazete akp'nin olunca ise yok artık dedirtecek bir jöle kıvamı aldı. ah be ergun babahan. diyecek kelime bulamıyorum. eski yazılarını çok net hatırlıyorum, yeni yazılarına hayret ediyorum.
eskiden önce barlas'ı sonra özkök'ü okurdum, ecnebinin "who not to be"si hesabı. şimdi ergun babahan performansıyla bu tahta oturdu.
ben aynı benim, fehmi koru aynı fehmi koru, yıldırım türker ona keza her daim, peki ya ergun babahan?
vakti zamanında bir alıntı yapmıştım yine bir alıntı yapayım. şaşırmayın, aynı kişi bunu yazan. başlık "bitmeyen 28 şubat"*
"28 şubat'a sonuna kadar sahip çıkanlar, bu dönemin uygulamalarını aynen sürdürmekte kararlı. normalleşmeye yönelik her adımı, siyah-beyaz netliği içinde gösterip "türkiye bir uçurumun kenarında" hissi vermeyi başarıyorlar.
aslında 2002'den beri tüm öngörüleri yanlış çıktı. ak parti'nin önünü kesmeye çalıştılar, yapamadılar.
tayyip erdoğan'ı siyaset dışı bırakmaya uğraştılar, başarısız oldular.
kendilerince bir parti oluşturtup iktidara getirmeye soyundular, yüzlerine gözlerine bulaştırdılar.
abdullah gül'ün cumhurbaşkanlığı yolunu kesmeye uğraştılar sonuç ortada.
türkiye'nin yarınının ne olabileceğine ilişkin gelişmeleri onları izleyerek kesin bir biçimde kestirebilirsiniz.
onlar ne diyorsa tersi olacaktır çünkü.
görüldüğü üzere demokratikleşme, hak, hukuk gibi kavramlar yok defterlerinde.
daha çok "yasaklar"la ilgililer. herkesin yaşam biçimini tayin hakkını kendilerinde görebiliyorlar.
sistemin biçiminden çok kendi güçlerini koruma derdindeler. aba altından sopa gösterme konusunda da ustalar.
ama çabalarının boşa olduğu da ortada. türkiye değişiyor. üstelik onların direncine rağmen değişiyor.
daha yaşanası koşullar istiyor türkiye'de insanlar ve her fırsatta bu konudaki kararlılıklarını gösteriyorlar.
gittikçe daha fazla sorgulayan, tartışan, hakkını arayan bir kitle var. onların varlığı 28 şubat ve artçılarının devrinin artık tamamen kapanmak üzere olduğunun en büyük kanıtı zaten. "
- biraz önce tmsf tarafından görevinden alınan sabah'ın genel yayın yönetmeni.asıl ilginci ise bir kaç gün sonra fiilen gazeteyi alacak olan çalık grubunun bu hadiseye karşı çıkmasıdır.
güncel edit:yazar olarak kalmaya devam edecekmiş.çalık gazeteyi alınca da pozisyonu yeniden değerlendirilecekmiş.(mücrim, 18.02.2008 23:03 ~ 23:16)
- nihat özdemir'i konu edip adalet hakkında bağıran çağıran yazar..
halbuki her sanığı* suçlu zannediyor kendisi anlaşılan, hukuk adalet algısı da gösterdiği kadar demek..
enteresan..
ekleme,
yazısının linkini de verelim de okunsun..
nihat özdemir, fenerbahçe ve adalet
bir maç oynandı; galatasaray kazandı. siz bunu fenerbahçe'nin kötü oyununa veya hakemin kötü yönetimine bağlayabilirsiniz.
fenerbahçe yönetimi olarak hakeme ateş püskürebilirsiniz.
bu hakkınız.
ama itirazınızı seslendirmek için nihat özdemir'i öne çıkaramazsınız.
çünkü o bir sanık.
sıradan bir sanık da değil.
29 yıl hapsi istenen bir sanık hakkındaki suçlama o kadar ağır ki, dolar milyarderi listesine giren ortağı türkiye'ye gelemiyor, firari.
yani, fenerbahçe hakkındaki adaletsizliğe itiraz eden yönetici, ihalelerdeki adaletsizlikle ilgili soruşturmanın ciddi bir sanığı.
türkiye komik bir ülke olduğu için herkes bunu normal kabul ediyor.
eğer, fenerbahçe yönetimi galatasaray maçıyla ilgili olarak hakem hatası suçlamasında bulunacaksa, bunu dillendirecek insan nihat özdemir olamaz.
olursa ben inanmam.
eğer fenerbahçe hakkı, hukuku arayan bir kulüp olmak iddiasındaysa, hakkında 29 yıl hapis istenen bir insanı asbaşkan mı, başkan yardımcısı mı neyse, o konumda tutamaz.
ben, koyu bir fenerbahçe taraftarıyım.
ama cüneyt çakır'ın yönetimine isyan eden isim, hakkında rüşvet iddiasıyla dava açılmış bir fenerbahçe yöneticisi ise hakem sonuna kadar haklı diyorum.
çünkü ben fenerbahçeli olmakla, yolsuzluğa karışmayı ayrı tutuyorum.
böyle bir iddia ile yargı önünü çıkan biriyle aynı yönetim kurulu üyeliğini kabul eden herkesi kınıyorum.
onların, hakemin haksız olduğunu iddia eden nihat özdemir'e, "kardeşim senin ortağın niye firari. niye türkiye'ye gelemiyor?" diye sormasını istiyorum.
ben yargı kararı ile aklanmamış, ortağı firari bir insanın kalkıp fenerbahçe adına konuşmasını kabul edemiyorum, etmiyorum.
ben hâlâ nihat özdemir'in dava sonuçlanana kadar yönetimden çekilmesi gerektiğine inanıyorum ve özdemir'i yönetimde tutan bir kulübün hakem hatasından yakınmaya hakkı olmadığına inanıyorum.
özdemir aklanmadan önce yönetimden ayrılmazsa, her fırsatta bu konuyu gündemde tutacağımı da buradan ilan ediyorum. ve buradan diyorum ki, özdemir'in kulüp yönetiminde kalmasına destek verenler de onun kadar sorumludur.
http://www.sabah.com.tr/...
ekleme: link değişikliğe(!) uğramış onu düzelttim..(dirtypain, 29.02.2008 20:49 ~ 10.03.2008 01:01)
- ergenekon konusunda pek dişe dokunur habere yer vermeseler de, babahan'ın ergenekon medyası gibi bir ithamla yazı kaleme almasını doğru bulmuyorum. ayrıca, bugünkü yazısı üslup itibariyle de hayli sorunlu bir yazı olmuş. mesela bir gazetenin değerini sanki onun trajı belirliyormuş gibi bir algı ortaya koyan şu sözleri;
" peki, sabah neden akşam'ın hedefi?
tiraj yarışı desek, mümkün değil çünkü tiraj olarak bizi yakalamaları ancak rüyalarında mümkün olabilir.
reklam pastası desek o da mümkün değil, çünkü reklam piyasasının oyuncusu da değil."
şimdi bu tür gazete trajlarıyla konuşulacak ve hakkaniyetli olanın yüksek trajlı gazeteler olduğu söylenecekse, posta'nın bu konuda eline su dökemez kimse. reklamsa reklam, pastadan paysa pay. ama gel gör ki, ergenekon konusunda posta da tutuk. yani şimdi sabah'ın rüyasında göreceği traja posta ulaştı diye, babahan'ın deyimiyle, posta gazetesi haklı mı olmaktadır? bunu mu ima etmektedir babahan? e böyle bir şey söylemek istemeyeceğine göre, neden bu tür ajijatif olaylara müracaat etme gereği duyuyor?
babahan bence son derece gereksiz bir noktadan yaklaşmış olaya, hem de somut haberler üzerinden akşam'ın ne menem bir gazetecilik anlayışı olduğunu ortaya koyabilecekken.[(olmamış diyoruz ve hakkaniyet noktasından böyle serbest ve derdest atışların da, bir altın vuruş olmadığı müddetçe gereksiz olduğunu düşünüyoruz)(biz kim ya?)]
http://www.sabah.com.tr/...
- ingilizce konusunda aşmış yazardır. "asker ve basın"* isimli kitabın orjinal isminin "the military ve the press" olduğunu aktarmıştır bugünkü yazısında.
http://www.sabah.com.tr/...
görsel: http://www.itusozluk.com/...
- (bkz: utangaç kalemler)
|