|
|
- 2006'ya damgasını vuracak mükemmel bir anime. hem çizimleri hem kurgusu ile mest eden yeni çağın "ghost in the shell"'i.
biyonik androidlerle içiçe yaşayan görünüşte barış ve huzur dolu bir toplumun otoritesi "proxy" denen insan ötesi varlıkların ortaya çıkışı ile sarsılır. sistemin gizliden gizliye bu proxy'leri kullanmak istemesi ile dönülmez bir süreç başlar. ancak kaçınılmaz olarak ölümün gerçek yüzü: "ergo proxy"'nin uyanışı gerçekleşir.
raw'ları "shinsen-sub" ve "ani-jiyuu" grupları tarafından çevrilip yayınlanmakta.
http://www.flickr.com/...
http://www.flickr.com/...
http://www.flickr.com/...(atropos, 02.06.2006 13:17 ~ 13:17)
- kurgusuyla beni yaran anime. dünya üzerinde olabilecek herşeyi, karmaşıklığı, göçmenliği, makinelerin günlük yaşama etkisini bir üst boyutta sıkmadan işlemiş. güzel de yapmış. death note'tan sonra favori animeler arasına girebilecek bir yapıt.
2. sezonda çıkacakmış gibi duruyor. öyle bitti en azından...
bu arada real karakteride ayrı bir güzellikte yapılmış.
- gits* ile neden karşılaştırıldığını anlamadığım, süfer anime dizisidir. gits'in derdi başka, ergo proxy'nin başka (ergoo praxşii[japon aksanıyla]). illa da "kim döver" diye bir karşılaştırmaya girecek olursak gits! diye haykırmak istiyorum ama japon abiler bunu da çok sağlam yapmış. ben susayım, siz izleyin en iyisi.
- kurgusu ve içindeki küçük detayları, üzerinde çok düşünüldüğü belli olan anime. biraz iç karartıcı olduğu gözden kaçıralamaz. karmaşıklığı, hayal gücüyle karıştırıp bölük pörçük sunuyor. baştan sona tam bir konuya sahip değil..
karakterlerinden re-l mayerin çizimi mükemmel..
- real karakterinin tamamen gothic kıyafetlere bezenip evanescencein vokali amy lee' ye benzetilmesi haricinde her tarafı sofistike kokan animedir. ne var ki tek eksiği çok karanlık ammına koyim.bilindik japon anime serilerinden farklı olarak hiç bir jest mimik ya da komedilik bulunmaz bir yandan da küçük autorav* pino'nun şirinlikleri bunu telafi etmekten de çok uzak
yaratılan ütopik şehir tam anlamıyla sir thomas more'un utapı'sına nazirelerini göndermekten geri kalmıyor. baştan başa kusursuz ve iyi vatandaş adı altında yetiştirilen insanların hayatlarını konu alması ayrıca bu kadar kusursuz çarkı yaratanların ölümsüzlük peşinde koşup proxy*' lerin peşinde koşması ayrıca vekillerinde kendilerini bulma arayışında olmaları vs vs vs. güzel bir anime lakin dediğim gibi çok karamsar çok karanlık sadece 16. ve 19. bölümler biraz daha eğlenceye yönelik olmuş.
- episodelar sonunda geçen ek bilgiler ve notlar, dubber grubun güzelliği mi, animenin kendinden mi var bilemiyorum ama izlediğim 23 bölüm boyunca zevk aldığım tek konu bu oldu malesef. kasılmış konu, kopuk hikaye, dünyaya mal edilen olaylara rağmen 3 köy artı manzarasız çölde geçen macera malesef tad vermedi bana. aceleye gelmiş son bölümün de güya deus ex machina olmasına rağmen bağlayıcı bilgileri tam olarak ver(e)memesi ayrı bir tiksinti konusu. bir de her bölümde ap ayrı yerlerden başlıyoruz hikayeye, cins cins olaylar oluyor; kim, niye, nasıl derken kurguyu çözemiyorum arkadaşım. ya o sahneleri anlamak mümkün değil "niye" oradayız evladım? mistik ve gizemli hava katma uğruna, konuları bölük pörçük vermelerini, "vincent* baba da öyle bölük pörçük yaşıyor zamanı, ondan öyle, çocuğun halini anlayın diye öyle yaptık" diyorlarsa da yemem ben baştan söyleyeyim.
- benim adım cemil!
evet, bu kaliteli çizimlere ve felsefik ögelere sahip animeyi malesef "complete failure" olarak mark eyliyorum. ayh zamanıma yazık oldu resmen.
edit: real mayar çok güzel. beni seçsin. pino da çok şeker bu arada, onu seslendiren de rachel hirschfeld ismindeki bir ablamız imiş, not ettik.(azureel, 22.04.2008 22:02 ~ 22:07)
- nightmare quiz show bölümünde aklımıza takılan kimi soruları kısmen cevaplandırmış anime. gene de kurgu pörfektlikten uzak. acaba diyorum neon genesis evangelion'dan mı kaptılar bişi? yok, sustum.
- 8 bölüm boyunca ''noluyo burda amınakoyim?'' diye izlenen, dahası hikayenin odağındaki adam vincent law'ın da aynı ifadeyle ortalıkta dolaşması sonucu izlenebilirliği çok düşen anime. dayanılıp 9. bölüm izlenmeli. zira 9. bölümde açılıyor hikaye baya.
önemli not: pino pek tatlı,pek şirin.
edit: noldu lan bunun sonunda şimdi?
bir kaç tespitte bulunmak istiyorum müsadenizle.
re-l mayer karakteri amy lee'ye benziyor,bu doğru. ancak, unutmamak gerekir ki, re-l 19 yaşında. yani sırf gotiklik artizlik olsun diye bu kılığa sokulmamış kanımca. re-l'in o havası sadece o yaşlarda kendini şekilden şekle sokup imaj yaratmaya çalışmasıdır. bunu makyaj malzemelerinin pino'nun eline geçmesi sonucu olanlardan anlamak mümkün.
serinin en büyük eksikliği ise aksiyon. hem bu kadar kaliteli kurguya hem de böylesine aksiyon potansiyeline sahip animeler az geliyor. ortamda proxyler var ama hepi topu 3-4 tane aksiyon sahnesi. tamam animenin her yanından referans akıyor ama hepsi bu.
neon genesis evangelion kadar izleyiciyi iç dünyasına baktırtmıyor, death note kadar bile aksiyon yok neredeyse. ama potansiyel hepsinden yükseklerde. ayıp. içimde kaldı yeminle.
- her proxy dövüşü sonrası etrafta termonükleer patlamavari bişiler oluşan anime. anladık proxy patlıyor ya da enerjisi dötünden bi biçimde çıkıyor da, tamam da abicim etraftaki re-l mayer, pino veya kim varsa nasıl kurtuluyor ergo proxy dışında? her bölümün sonuna referans koymayı biliyorlar da bunu neden mantıksızca yapmışlar anlayamadım.
- türkiye'de snek tv'de yayınlanan anime imiş.
http://www.anime.gen.tr/...
- 8. bölümü az önce izleyip bitirmiş olmama rağmen hala vekillerden, öldürülenlerden, büyükbabalardan, kaçanlardan hiçbir halt anlamadığım anime. hiçbir şey anlamıyorum, bu yüzden de o kadar kişi boşu boşuna öldürülüyor ona yanıyorum. ama çözücem olayı, benim hala umudum var.
flash gelişme; 9. bölümle birlikte aydınlanmaya başladım. evet.
- ergo prakşi.. animasyon kalitesi genel olarak düşüktür... bu da olaylara, diyaloglara daha fazla dikkat edilmesini sağlamıştır... bu bakımdan çok doğru bir karardır kanımca... gits ile karşılaştırmak hatalıdır bana göre, girdikleri kategoriler ayrıdır... ha illa karşılaştıracağım dersem, gits her açıdan daha kalitelidir...
müzikleri için ;
(bkz: yoshihiro ike)
kendisi karas' ın müziklerini de yapmıştır...
ayrıca (bkz: pino gibi cocugu olsun istemek)
ek: ilk bolumlerden birini hafif bayilmis bir sekilde izlerken. arada tanaka atsuko' nun sesini duyunca insana direk "shousa!..." dedirtmistir.... kolsuz asker yelegini omuzlarina koyabilmek icin evde yelek arattirmistir.
|