yayın yasağı getirilen operasyon. geçen temmuz ayında istanbul ümraniyede bir gecekonduda çok miktarda silah ve el bombasının ele geçirilmesinden sonra operasyon genişlemiş. bugün(22 ocak 2008) bu operasyonun devamı niteliğinde aralarında çok yakından tanıdığımız isimler de dahil 60 kişi gözaltına alınmıştır. sorguları sürmekteymiş.
her ne kadar çok adil bi yargılama süreci yaşanacağından ümitli olamasak da, bu işin bu kadar sansasyonel olması en azından birilerini uyandırır. ülkede hala biraz da olsa hukuk var demektir.
içimden bi ses bu işin ucunun hrant dink cinayetine kadar uzayacağını söylüyor. bu giri edite gebedir.
edit: tutuklanan sayısının 60 olduğundan emin değilim. yanlış bilgi olabilir.
kamu vicdanında mahkum etmeyle başladı. şahıslar serbest kalıp, aklansa dahi hukuğun üstünlüğünü kimse önemsemeyecek.
diğer taraftan vatandaşın takdirinin hediyesi kırmızı plakalı aracın uyuşturucu ticaretinde kullanıldığı bizzat emniyet müdürü ve içişleri bakanınca açıklanıyor. çok net ve kesin bir ifadeyle ellerinde kesin ve kati deliller ve telefon görüşmesi kayıtları olduğu açıklanıyor. değil göz altı, bilgisine başvurmak üzere davet bile mevzubahis değil. dokunulmazlık zırhlarına dair gerekli açılımlarsa hak getire.
istanbul cumhuriyet başsavcısı'nın bildirdiğine göre 33 kişinin gözaltına alındığı operasyon.haziran'da yapılan operasyonda da 15 kişi tutuklanmıştı.dolayısıyla 48 kişinin soruşturması devam ediyor.yayın yasağı olduğu için, bunların kimler olduğunu yazamıyoruz.ancak henüz iki gün önce ulusalcı art televizyonunda bangır bangır bağıran bir tanesi vardı ki, o kodesten hiç çıkmaması en büyük temennimiz.
ülkem adına umutlandıran operasyon... gizli birimlerin hegemonyasının sona erebileceğinin belirtisi olacak sonuçlandırılırsa...
şemdinli olayından sonra bu çok zor görünüyor ama...
bekleyelim ve görelim...
birileri yakalanır, birileri salını verir ve birileri tekrar doğar. bugüne kadar yaşadıklarımız, gördüklerimiz bu değil mi? halk olarak biz bile bu kişilere aşina olduk. hangi taşı kaldırsan altından çıkan isimler. emniyet nihayet uyandı, sırayla tutuklamalar başladı. emir verenler, kullandıranlar birbir açığa çıkacak. ama önemli olan birkaç gün sonra, ifadelerinden sonra, bunların yarısından fazlasının serbest kalacağı olması. hep böyle olmadı mı? dileğim bu değil tabiki. yüce yargıya güvenmemiz şart. dinler bile bu işin içine girdikten sonra işin ciddiyeti biraz daha fazla önemseniyor gibi. yeraltı artık yeryüzüne çıkmak zorunda. canımız pamuk iplğine bağlı kalmamalı. yasalar herkese bir olmalı ve böyle işlemeli. umudumu yitirmek istemiyorum. daha fazla demokrasi adına, kalemini tutan, düşüncelerini ortaya koyan canlar yok olmasın adına, suçluların ortaya çıkmasından yanayım.
akp'nin kürt sorunu çözümünde taviz verme yöntemine gideceğine, hatta ve hatta uzun dönemde ülkede parlamenter rejimden ziyade federal rejime kayacağına dalalettir.
böyle bir komplo teorisi ürettiğimizi farz edelim. bu teoriye karşı en radikal eylemleri yapacak, en şiddetle karşı çıkacaklar kimlerdir? evet, bu vatansever çeteler. bunlardan bu aşamada kurtulunursa, ileride pek sorun çıkaramayacakları da aşikardır.
sonuçta komplo teorisidir, kaynak da kıçımdir, ama kim bilir belki de doğrudur...
bağımsız türk ortodoks patrikhanesi basın ve halkla ilişkiler sorumlusu sevgi erenerol ve jitem in kurucusu veli küçük ün de aralarında bulunması düşündürücü olan 33 kişinin gözaltına alındığı operasyon. operasyonla ilgili emniyet, kesin açıklamalardan uzak duruyor.
haberlerde söylediğine göre bir müddet kayıt dışı sohbetler edilmiş sahıslarla.neden kayıt dışı tutuluyor bilinmez(!) tabi ki bir de üstüne yayın yasağı koydular ekmeğimizi suyuna banar banar yeriz artık.ayrıca haberlerde süregelen türban tartışmasının bir erken seçim hamlesi olabileceğine dair söylemler de vardı keza bu operasyon da aynı yolun yolcusu olabilir.memlekette hiçbir zaman bir çete çökertilmemiştir.olsa olsa çeteciktir onlar ve onlar da yol yordam bilmeden onun bunun pastadaki payına saldırmıştır ondan çökertilir.büyük patronu rahatsız etmiştir yani...
yargıya güvenmek de güzel bir hayal ama önceki örnekleri düşündüğümüzde yine umutsuzluğa kapılıyoruz.neyse umarım yine bir gündem değiştirme maddesi değildir bu operasyon da biraz huzurlu yaşayabiliriz.
ana muhalefet partisi chp tarafından yapılan bir açıklama silsilesiyle birlikte, chp'nin kendisi tarafından geliştirilen ve tarafımca her an ve saniye şaşkınlıkla yeniden keşfedilen tazecik "neo- muhalefet" -külliyen uydurma bir akım olup uydurma faaliyeti tarafımca yerine getirilmiştir- modelinin bir örneğini daha görmeme ve tekrar hayretlere garkolmama neden olan hadisedir.
ortada, temeli belli ki hrant dink suikastine kadar uzanan bir oluşum vardır (bu uzanma mevzuu, kişisel kanaatimdir). bu oluşum epeydir dikkat çekmekte iken ve hükümet ve emniyet birimleri bu oluşumu farketmişken ve bir şekilde bu duruma müdahale edilmişken, yapılması gereken, bu operasyonun dayanakları, amaç ve faaliyetleri saptanana kadar susmaktır. "muhalefet" edilecekse de, hükümet açısından varsa eğer bir hata, yanılgı, bu yanılgı ortaya çıkana kadar en azından, yıkıcı eleştiride bulunmamak, bence, gereklidir. zira artık faaliyet, bir yerde hükümetin denetiminden çıkmıştır ve artık iş emniyet'in alanına girmiştir.
amacı ne olursa olsun, burda "olası bir suç örgütünün üzerine gitmek" vardır ve kamu güvenliği gereği, operasyon, nedeni ne olursa olsun, yapılması gerekendir.
fakat, "neo- muhalefet" akımı gereği, ana muhalefet partisi chp yapması gerekeni yapmış, anında ve hiç düşünmeden, sözkonusu operasyonun mevcut türban tartışmalarını örtbas etmek için akp'ce düzenlenen bir nevi "perde operasyon" olduğunu iddia ve ilan etmiştir.
operasyonun gerekçesi nedir bilinmez.
ancak burada, eleştirilmesi gereken bir şey olduğu kanısındayım. "muhalefet etmiş olmak için muhalefet etmek" şeklinde özetlenebilecek "neo-muhalefet" modelinde, "öküz altında buzağı aramak" deyimi tam anlamıyla karşılığını bulurken, anlamaktayızdır ki akp, "ağzıyla kuş tutsa" yaranamayacaktır.
akp'yi bir çok faaliyetinde eleştiren biri olarak, arada bir de olsa haklarını teslim etmek gerektiğini de hatırlatmak isterim. bir çok uygulamalarına karşı da olsam, bazı konularda bu güne kadar atılması dahi düşünülemeyecek adımları attıkları için, onları takdir de ediyorum. yani, sırf akp'ye oy vermedim diye -valla vermedim- , onlara muhalifim diye onları ölümüne eleştirme hakkını kendimde görmüyor, yeri geldiğinde bazı icraatlarını takdir etmek gerektiğini de savunuyorum.
bir küçük kavram açıklaması: muhalefet, iktidarın aksaklıklarını gidermek içindir ve muhalefet bir nevi "yönetilenin sesi" dir. sistemin işlerliği için, demokrasinin gerekleri korunmalıdır ve bu koruma işi, muhalefetin görevidir; muhalefetin kendisi bir görevdir.
diliyorum, gün gelecek, bu ülke muhalefet etmeyi de öğrenecektir.
pek çok faşizan eylem ile birlikte ismi anılan kişileri yargı önünde görmek güzel olacak bu operasyon sayesinde.
her şey iyi güzel. ancak beni rahatsız eden bir detay var ki o da şöyle. yanlışım yoksa eğer atv haberlerinde olayla ilgili bazı şeylerin lansmanı idi.
"ulusalcı örgüt", "yakalanan ulusalcılar" vb. tanımlara bolca yer verildi. "ulusalcılık" sıfatına kasıtlı bir zarar verme güdüsü sezdim ben açıkçası.
bizim köyde ulusalcı denilince "atatürk milliyetçisi" diye anlaşılır bu. milletini üstün tutan gibi bir anlam çıkar.
ümmetçilik nasıl şeriatçılık ile teğet geçiyorsa ulusalcılık da atatürkçülük ile teğettir benim bildiğim.
atatürk' ün altı ilkesinden bir tanesi ulusçulukdur. haklı bir operasyon bu kadar çirkin ve kanımca amaçlı bir şekilde sunulamaz.
daha önce susurluk operasyonları nasıl sonuçlandıysa öyle sonuçlanacak operasyondur. mesut yılmaz'ın sahte mağrurluğuyla çıkıp "susurluk'u çözdük" demesi daha dün gibi geliyor bana. ne oldu dağ fare doğurdu, o zaman şiddetli bir infial uyandırabilmiş bu skandallar silsilesi unutturuldu. şimdiye dönersek, susurluk'un devamı sayılabilecek bu ulusalcı çete operasyonları, son zamanlarda sürekli damardan milliyetçilik pompalanmış kamuoyunda coşkuyla karşılanmış değil. şeffaf devlet temiz toplum diyenler zaten yılgın. buna derin devletin tasviyesi diyebilmek için epey bir pollyannacı takılmak lazım bence.
al işte suç bağlantılarını gösteren telefon kayıtları, danıştay'ın kararına takılmış. (bkz: http://w9.gazetevatan.com/...)
operasyon kapsamında göz altına alınan ve sonrasında tutuklanan isimlere şöyle bir bakıldığında; biliyoruz bu isimlerin temiz olmadıklarını, vatanseverlik kavramının arkasına sığınarak yemedikleri halt kalmadıklarını. hukuğun bundan sonra adil bir şekilde işlemesi, suç ve suçlunun yüceltilmediği bir süreç olmasından yana umudumuz; her ne kadar yayın yasağı gelmiş olsa da, zor olsa da bu iş.
jitem kurucusu olan emekli tümgeneral veli küçük -jitem'in istihbarat toplamadan öte eylemleri zaten bilinmekte-; orhan pamuk, elif şafak gibi yazarlara şu ne idüğü belirsiz 301. maddeden suç duyurusunda bulunan, bir de bu davalarda şoven gösteri ve provakasyonlarla gündemde olan avukat(!) kemal kerinçsiz; susurluk davası hükümlülerinden sami hoştan; kuvayi milliye derneği başaknı emekli albay mehmet fikri karadağ gibi isimlerden bahsedilen bir operasyon. isimlerin önlerindeki nitelemelerine bakıldığında bile bir kendini bilmezlik sezinlenmekte. bir nevi derin devletle hesaplaşma olacak olan operasyon ve yargı sürecinin sekteye uğramaması geçmişle hesaplaşma/yüzleşme adına önemli bir nokta olacaktır hiç şüphesiz.
ayrıca devletin derinlerine doğru inen bu gibi çetelerin çok sayıda cinayet işledikleri ya da bulaştıkları, provakatif eylemlerde bulundukları, demokratikleşme çabalarına ket vurmaya çalıştıkları, savaş rantından yararlandıkları, milliyetçi ve militarist yapılanma içinde statükolarını koruma amaçlı girişimlerde bulundukları gibi yorumlar, söylenenler hep ortalıklarda dolaşmaktaydı.
birden bire böyle bir yapılanma ile yüzleşilmesi, bertaraf edilmesi belki biraz imkansız gibi görünmekte; ancak yayın yasağına rağmen böyle bir operasyonun gündeme taşınması kamuoyu oluşturulduğu takdirde sürecin kamunun lehine sonuçlanması umut edilmeli; umut ediyoruz; umut edeceğiz.
hiçbir şekilde hakkanıyetli bir biçimde sonuçlanmayacağından emin olsam da, kerinçiz insanını, iki polisin arasında kafasını paltosunun içine saklamak için eğmiş bir şekilde gördüm ya...
bir devletin içindeki bazı "taşaklı" adamlar vatanseverlik, milliyetçilik duyguları etiketleriyle ve daha önemlisi "devlet" adına, yani yaptıkları iş devlete maledilecek şekilde hareket ediyor ve devletin yapması gereken hamleleri misyonerliğe karşı papaz öldürme, sözde ermeni soykırımına karşı gazeteci öldürme gibi "operasyon"lara indirgeyebiliyorlarsa devlet olabilme konusunda önemli bir zaaf vardır bana göre burada, devletin "derinliğinden" değil, yokluğundan sözedilebilir.
şimdi bu adamlardan bazıları tutuklandı, olumlu bir gelişme tabii ki bu. (fakat halihazırdaki ergenekon isminin yanına bir de milliyetçi-ulusalcı terör örgütü yakıştırmalarını koyup ülkedeki "her milliyetçi faşist değildir ama her faşist milliyetçidir" zihniyetine koz versin diye değil.) önceden bu kişilere ulaşmak kolay değildi, şimdi hepsi patır kütür alındı içeri fakat ben bunun da yeterli olduğuna inanmıyorum. biraz komplo teorisyenliği olacak ama bu ergenekoncuların arkasında asker, polis, bürokrat, işadamı kim varsa, yani bu tutuklananların "üstleri" her kimse onların da durdurulması gerektiğini düşünüyorum.
oksijen tüpü olmaksızın "derin" bir devletin karanlık sularına dalamazsınız. kapitalizm doğası gereği sistemin sıkışma anlarında, sınıfsal çelişkilerin derinleştiği ve kristalleştiği zamanlarda bir yedek kuvvet olarak kontrgerillaya başvurur; yoksa yaratır, varsa palazlandırır. bazen de korku siyasetinin bir çıktısı olarak kendi yarattıklarını dizginleme ihtiyacı duyar. her coğrafyada farklı farklı resmedilse de özü birdir.
sovyetler birliği ve komünizm korkusuna afganistan'daki yeşil kuşak projeleri ile bin ladin'leri bizzat kendi elleriyle yaratanlar, nikaragua'da, kolombiya'da cıa destekli "vatansever" militanları sol hareketin karşısına koyanlar, türkiye'de solun yükseliş dönemlerinde eli silahlı mhp cengaverlerine eğitim kamplarında dövüş sanatı öğreterek onları birer baskın, ölüm ve provakasyon makinesi olarak solun karşısına çıkaranlar, kahramanmaraş da, 16 mart'ta istanbul üniversite'sinin önünde, 7 tip'li gencin öldürüldüğü bahçelievler'de, faili meçhul cinayetlerde hep aynı suretleri beynimize kazıyanlar da bu sistemin aktörleri.
pre-moderninden post- modernine ülkemden cinnet ve kontrgerilla manzaraları ! susurluk'u, şemdinli'yi, ergenekon'u, meclis araştırma komisyonlarını, resmi ve gayri-resmi demeçleri de buraya koymalı. yalnız bugün yaşananları ülkedeki bir "temiz eller" operasyonu olarak değerlendirmeden evvel, kiri-pası temizlemeye niyetlenenlerin ellerine bakmalı ! siyasi geleceğini abd minvalinde çizen bir "kukla-el"in yani neredeyse tüm dünyadaki darbeler ve kontrgerilla mirasının altından çıkan abd'nin bir nevi küçük biraderi olan akp hükümetinin gözcülüğü altında hangi temizlikten bahsediliyor merak etmeden duramıyorum. ülke tarihimizdeki "inatçı lekeler" için önerileri ne acaba ? peki ya iç hizmet kanunu uyarınca canı sıkıldıkça ülkeyi kurtaran nato ve abd ordusu tsk hangi sesi dillendiriyor ? köy boşaltma, yakma ve baskınlardan, tanıdığı "iyi çocuk"lara dek uzanan "derin" bir kurtarma algısı !
bugün ahkam kesip temizlikten bahsedenlerin tamamı, inatçı lekelere karşı savaşan ace kadını inandırıcılığına sahip gözümde. zerre gerçeklikleri yok. zorlasan zorlasan tasfiye operasyonu denebilir. "temiz eller", gladio, çete, kontrgerilla deşifresi falan da hikaye. yeni bir sıkışma anında tekrar tekrar kullanılacak olan ve isimleri zikredilmeyen diğer "derin" abiler nerede peki ? kerinçsiz de dahil olmak üzere üç-beş zibidiyi göstermelik ortaya saldıklarını görüp, hem nalına hem mıhına savaşan demokrat akp, yaşasın şeffaflık naraları atmak da fevkalade gülünç !
kaçak güreşmeye gerek yok ! ne demiştik, oksijen tüpü olmaksızın "derin" bir devletin karanlık sularına dalamazsınız. aradığınız temiz havaya da bu sistemde ulaşılamıyor. lütfen tekrar deneyiniz !
ilginçtir; bu meseleye dair hadi uluengin bir yazı yazdı bugün. "böyle pespaye kontrgerilla olur mu" sorusunun etrafında dönen bir "devlet aklama ayarı" çekmişti hadicik. gariptir; ama hadinin bu yaklaşımını benimsiyorum. hatta, hayatımda ilk kez hadinin bir yaklaşımını benimsedim. kendimden utanıyorum.
ama buraya kadar. demek asker partisi, 28 şubat süreci diye bilinen restorasyonda, kontrgerilla süprüntülerini geriletirken, akpye yol açıyordu. şimdi buradayız. devletin "kale"lerini teker teker düşüren akp, başka bir kale, amerikancı faşistlerin yuva yaptığı kontrgerillayı ele geçiriyor. bunun emarelerini görmüyor değildik. emniyet teşkilatı, bir parti haline gelmiştir; kendi istihbarat aygıtı ve bağlandığı nokta itibariyle akpcidir. şimdi, eski şekliyle devam etmesi mümkün olmayan, başka koordinatlarda kurulan faşist odakları toplayıp içeriye alıyorlar. buradan en son çıkacak olanın "demokratikleşme" olduğunu göremeyenlere ise, hadi uluengin yetmeyebilir. 1 mayıs 2007ye belki bakarlar da "gören gözler için apaçık" olur.
bu bir hesaplaşmadır. eskinin faşistleri, iktidarlarını kaybediyorlar. devlette kaybettiler, "derininde" de kaybediyorlar. böyle kalmasını bekleyemeyiz. kan da dökülür. aslında, belki bizim açımızdan, bu kontrgerilla meselesinin ortaya döküleceği, daha öncesinden- örneğin sol gazetesini okuyanlar, yurdakul er'den-biliniyordu. "bu adamlar dökülecek" diye boşuna yazmadı. eskinin tetikçileri, oral çelikler, mehmet ali ağcalar, ismini daha bilmediğimiz avrupadaki "vatanseverler" dökülecekler. çözülen türkiye cumhuriyetine, bir tekmeyi de "vatanseverler" vuracak. asker partisi ve başkanı büyükanıt ise sessiz kalmıştır. demek, amerikan barışının bir ayağı da kontrgerillanın akpye devriydi. asker partisi ve akp, şiir gibiler. kol kırılmış, ama yen içinde kalmıştır.
bunların "sol"dan destekçileri de, artık, akpye karşı çıkanları, "bakın akp kontrgerillayı, faşist eskilerini içeri tıkıyor, daha ne istiyorsunuz?" diyerek "milliyetçilikle" suçlayacaklar. bunların aldıkları kadro zaten bu işe yarıyor.
herkes, "bunlar değil, bunların üstleri önemli" diyor. aynı şey susurlukta da oldu. şemdinlide de oldu. farklı olacağını düşünenler, bu devletin hakikaten kontrgerillasız yapabileceğini mi zannediyorlar?kürt illerinde kontrgerillasız operasyon mümkün mü?bu, ideolojik mücadeledir. akp, kontrgerillanın kanadını kırıp hazırda var olan kendi kadrolarını piyasaya sürüyor. siyaset boşluk kaldırmıyor. "vatansever çeteler"in yerine, "tarikatçı çeteler".. biraz karikatürize etsem de, olacak/olan budur. bunun demokratikleştireceğini düşünenler ise, tarikatların sivil toplum örgütü olduğunu düşünenler olsa gerektir. bir de, hrant dink anmasından sonra, karakolda yenilen sopaların hesabını "vatansever" çetelerden mi, akpden mi sorulması gerektiği hususunda kafası karışık olanlardır. su testileri, su yolunda kırılıyor.
sanki böyle bu tutuklanan, gözaltına alınan adamlar/kadınlar aslında gözaltında falan değillermiş gibi, sanki böyle sorguya girip de sorgulayanlarla/ üst düzey bilmemnevekilleriyle oturup gülüşüp çay içip de bizim" vay be, sonunda birileri yargılanıyor demek ki, demek ki türkiye'de de güzel şeyler oluyormuş" diye rahatlamamıza bakıp, bizim bu halimize,hallerimize bakıp keh keh gülüp, bizimle dalga geçiyorlarmış gibi, sanki adı yine sadece"operasyon" olan bir "şey" gibi... kısaca hepsi yine dışarı salıverilecekmiş gibi, orta yerinde kesip "operasyon" u "tamam bu kadar bitti sorguladık,buyrun devam edin bombalara, öldürmeye, göstermeliklere" diyeceklermiş gibi... yani çünkü bu memlekette böyle şeyler olmaz ki, böyle esaslı, gerçek suçluların yargılandığı gerçek yargı süreçleri yaşanmaz ki, yada yaşanmazdı ki...eğer gerçekten böyleyse, gerçekten halimize bakıp gülmüyorlarsa, eğer gerçekten hesap veriyorlarsa yaptıklarıyla ilgili işte o zaman ben de adnan bostancıoğlu nun dediği gibi bütün söylediklerimi yerim... hem de seve seve...memnuniyetle...
(bkz: http://www.birgun.net/...)
uzun soluklu çalışmanın, içinde bulunduğumuz dönemdeki en önemli operasyonudur. belki bilen bilir, youtube meraklıları daha iyi bilebilir, başbakanın uğur dündar ile geçen yaz yaptığı röportajında çetelerin, 'derin devlet'in nerelere sızdığını sayarken; 'yargının içine sızmış' diyecekken 'yargının içine sıçmış' diyor, pek tabi kimileri ki özellikle şahsen tanık olduğum sözlük kitleleri ve sokaktaki ayyaştan bir farkı olduğuna inandığım gençler ve yetişkinler bu söze güldü geçti. o süreçte ülkenin yaygarayı şiar edinen azınlığı başbakanı, hükümeti topa tutuyordu, her köşede bir uzman, ülkenin ekonomisinden hukukuna her konuda güneş misali olanca çabasıyla ortalığı yakmaya ve kavurmaya çalışıyordu, kimilerini ise tehlikenin farkına vardırabilme merakı sarmıştı, o yüzden başbakanın bu sözleri bir kulaktan girdi diğerinden çıktı diyeceğim ama sanmıyorum ki kulaklara girmiş bile olsun.
bu yazının amacı bakın bu hükümet böyle güzel, şöyle güzel de demek değildir ancak gözardı edilen emeğe hakettiği değeri vermek gerek diye düşünüyorum. son genel seçimlerde bütün partiler değişik, tuhaf ve gerçeklikten yoksun icraat vaadleri sıralarken; şu anda iktidarda bulunan parti 'derin devleti bitireceğiz.' diyordu ve halktan destek istiyordu, bu vaadin de gerçekçiliği tartışılır ancak bu ve buna benzer operasyonlar bir nebze insanı tatmin etmeye yetiyor. ancak pek tabi bu vaadi de o zamanlar afacan uzmanlar iplemedi. iplemeyen iplemedi fakat bu hükümet her alanda kademe kademe bu amaç uğruna uğraş verdi, ha yanlışı olmadı mı? elbette olmuştur ancak ameller niyetlere göredir, bu mevzuuyu da ona göre irdelemekte fayda vardır. ilk iktidar olduklarından beri bu adamlar yargıdan, polisten, askerden, bürokrasiden bu 'derin' lekeyi çıkarmak için uğraş veriyorlar. sen ben gözardı edebiliriz, yemişim operasyonunu mantığını da güdebiliriz belki ama bu işin ucu çoktan dokunması gereken yerlere dokundu. en azından bu konuda yani 'derin devlet' konusunda ki ben buna 'derin pislik' demeyi daha uygun buluyorum; memleket daha sağlıklı, daha huzurlu yarınlara doğru yolalacak gibi duruyor.
iş bu operasyon ise her ne kadar devlet ayağı yok gibi gözükse de başlı başına 'derin devlet/pislik' operasyonudur. kısaca özet geçmek gerekirse bu memlekette yıllar yılı her kesim tutturduğu yerden kaymağı yiyordu, musluk kapma yarışı gibi; musluğu kapan, kaptırmamak için yatay ve dikey yayılmaya başlıyordu. bu sebepten dolayı, 'derin devlet/pislik' denen mefhumun tek bir kimliği yok, kimin gücü nerede yetiyorsa, orada güçlü oluyor, musluk akıtmaya devam ettiği müddetçe sorun da yoktu. bankalarda, uyuşturucuda, bin türlü kaçakçılıkta başrolü oynayan bürokratı, yargısı, askeri, polisiyle çeşmenin sahibi olan devlet gücüne göre herkese musluk temin ediyor ya da tam tersi gücüne göre herkes kendine musluk ediniyordu. ancak iki kez üstüste hiç beklenmedik bir şekilde ak parti iktidarı planları bozdu. hiç beklenmedik diyorum zira muslukçular pek de ihtimal vermiyorlardı. bu işin ucu ta cumhuriyet mitinglerine kadar gidiyor da şimdi oralara girmeyelim. bu beklenmedik ak parti iktidarlarıyla her muslukçu kendine yeni bir plan çizmeye başladı. bu operasyona da konu olan, şimdilerde belli ölçüde sorguya alınan faşist cephe diyebileceğimiz kesim ise belki de en aptal muslukçu zira en çok kullanılan ama her yeni durumda şamar oğlanına dönen bir tek bunlar var. güçleri belli ama çok göstermelik zaten o yüzden bu kadar geniş bir kitle bir hamleyle aynı anda içeri alınabiliyor. en zayıf halkadan gösteri başladı diye düşünüyorum.
botaş'ı, ergenekon'u, hatta antep'teki el kaide'si hepsi olması gereken operasyonlar, devamı gelecektir. umudum şemdinli'lere de el atılması yönünde ama her önüne gelen 'rejim tehlikede asker haklı' deyip pohpohlamaya devam ederse daha çok iktidar değişir daha çok musluk da akmaya devam eder.
komediden başka birşey değil. tanım budur. neden komedi diyorum koca koca adamların yapmış olduğu bu operasyona? çünkü bu kadar bariz hataların yapıldığı operasyondan bir sonuç çıkacağını beklemenin başka türlü açıklanması mümkün değil. dinleme yapılmış aylarca, dinlemelerin tamamı yasadışı olarak niteleniyor. yani resmi kanıt değil! çünkü danıştay bu yönde örnek teşkil eden bir karar vermiş daha evvel.bir iş yapıyorsun ve bunu aylarca yapıyorsun, sonuç?sıfır!!
şimdi anlı şanlı basınımızın olaylara getirdiği türlü açılımlar var, onların durumları emniyetten de beter. ben şimdi bu basına güvenip "vay amuuuğa goyyim! hacı olaylara bak lan neler olmuş" demeli miyim? "türk" basınının kafası karışık ortalığında kafasını bulandırmak için acayip acayip yayınlar yapıyorlar.bulanık suda balık avlamak nasıl olur işte açmaz bu...
misal ;
bir gazetede örgütün "eşcinsel bir tetikçiyi ayarladığı ve suikast hazırlığında olduğu" yazılıyor. öbür gazeteyi açıyorsun hoooop "örgüt suikast yapacakmış ama glock marka tabanca bulamamış!!" yazısını okuyorsun...bir başkasını açıyorsun orhan pamuk'u öldürmek için 2 milyon ytl den bahsediliyor...ulan bu nasıl iş arkadaş anlamadım ki...ortadoks kilisesi "terör" örgütünün merkezi çıkıyor ama o kilisenin basın sözcüsü olan dolayısıyla kiliseyi onlara tahsis eden kadın serbest bırakılıyor. hani örgütün yuvası buraydı? madem orası örgüt merkezi içeri atılanlara "yardım ve yataklık" eden bu kadın niye serbest?
aynı şekilde patrikane üzerindne 50 milyon ytl aktarıldı örgüte deniyor. kadın serbest bırakılıyor. eğer bu iddialar doğruysa bu kadın ne ayaktır ki serbest bırakılıyor? sonra aklıma gelen başka bir hadisede şu ;
kilisenin adı bağımsız türk ortadoks kilisesi olduğu içinmi paldur küldür basılmasına avrupa ve amerikdan gık çıkmıyor? fener rum patrikanesine aynı muameleyi yapmak bu cesur insanların maçasını mı zorlar?
her halukarda bu işin içinden bu insanlar sıyıracak paçalarını bunu görmemek için aptal olmak ya da türkiyeyi tanımıyor olmak gerekir. artık hangisine yanarsınız bilmem.
hala bir ortadoğu ülkesi olduğumuzu bizlere hatırlatan olaylar zinciri.
üç buçuk yaşındaki kızımın saçlarını okşarken onun nasıl bir ülkede yaşayacağını, hangi çetelere, örgütlere tanık olacağını düşünüyorum.
evet korkuyorum.
bulanık sularda derinleri göremezsiniz. derin ve karanlıktır oralar. keza bu memleketin ne çetesi biter ne derinlerdeki devleti. çoktur bu memleketi sahiplenen
kendi halkından başka...
ama şunu hiçbir zaman çıkarmayın aklınızdan bu memleket herkesin fantezilerini süsleyen ve düzmek için can attıkları bir orospu değidir! herşeye ve hepinize rağmen namuslu kalma savaşı vermeye devam edecek.
devam edeceğiz.
hep beraber kardeşçe ve el ele.
ve siz karanlık kafalar;
çetelerinizi, planlarınızı, terör örgütlerinizi toplayın ve siktirip gidin bu topraklardan!