gençliğe adım atmanın heyecanıyla gelen bağımsızlık aşkına hormonsal değişikliklerin ağır yükü eklenince ortaya çıkan ve bazıları cinayetle sonuçlanabilecek davranış bozuklukları bütünüdür. örnek vermek gerekirse:
1)ev gezmelerinden sıkılmaya başlama
2)anne babayı beğenmeme, küçük görme : "ya olum bizimkiler daha metallicayı tanımıyolar ya uff. hiç bi şey bilmiyorlarr yaa"
3)hiç bir şeyden memnun olmama : dış görünüş(haksız değiller bunda gerçi), aile, arkadaş çevresi, kıyafetler vs vs vs vs...
4)ottan boktan bunalıma girme: "kaç kere dedim yumurtayı rafadan seviyorum diyee>! uf hiç beni dinlemiyorlarki kimse beni anlamıyorr kimseee" ya da
"-çöpleri atsana oğlum"
"-uufff bu evde her işi ben yapıyorum zaten bıktım artıkk!" (deyip odaya gider cool cool, akabinde müziğin sesi sonuna kadar açılır.)
5)aslında sevmediği müzikleri dinleyip seviyormuş gibi yapma bir de üstünde ahkam kesme
6)ne olduğunu anlamadan solcu,sağcı,dinci,ateist,metalci,hiphopçı,rockçı ya da muhtelif zamanlarda hepsini birden olma
7)bir sürü yalan kahramanlık,kavga,kız arkadaş,hocaya laf sokma hikayesi uydurup herkesin de bunlara inandığını düşünme
- burnundan kıl aldırmama. kendisine hiçbir şekilde eleştiri yapılmasını istemez. eleştirildiği zaman şiddetle kendini savunur, hatta savunması o kadar abartılı noktalara gelir ki bazen, neyi savunduğunu bile unutur.
- her şeye küserek* tepki verme. "yavrum yumurtalı ekmeğini neden yemedin?" ya da "bugün olmaz ama yarın alırız o ayakkabıyı." desen, hatta ve hatta "aa, elbisene sos bulaşmış." desen bile küserler. lambasının üstündeki on parmak tozdan, keremcem'in yeni albüm çıkarmamasına varana kadar geniş bir yelpazedeki olaylara, küserek tepki gösterme eğilimleri vardır.
- ben bir bireyim ayakları. her konuda söz sahibi olmak ister. dikkat! fikir belirtmek demiyorum, söz sahibi olmak diyorum. sadece onun söylediği yapılsın ister. çünkü kendi iç dünyasında o hep haklıdır ve en iyi fikirler ondan çıkar.
- tarz yaratma çabası. nedense ergenlik döneminde herkes kendine bir "tarz" yaratmaya çabalar. genellikle dinlenilen müziğin etkisi büyüktür. gotik, bohem, cadde kızı/çocuğu...vs. sadece kendi tarzlarına bağlıdırlar, diğerlerini şiddetle kınar(!) ve reddederler. iyi bir iş yapılmış olsa bile kendi tarzında olmadığı için çöp muamelesi yapar. fakat belli bir yaştan sonra bu tarzların hayatları üzerindeki etkileri bitmez ama azalmaya başlar.
- anne ve babanın dediği her şeyi reddetmek. çünkü onların dünyadan bihaber olduğunu, hiçbir şey bilmediklerini zanneder. yazık kadıncağız/adamcağız, "bak sana sevdiğin grubun t-shirtünü aldık." dese bile. "bu benim istediğim değil, neden bana sormadan iş yapıyorsunuz, ben giymem bunu...." gibi isyan cümleleriyle memnuniyetsizliğini bildirir.
not: şu an bu yazıyı okuyan ergenlik çağında biri varsa, eminim, "ne alakası var be!" diyip, eksiyi basacak ve bir ergen tribi örneği sergileyecektir*.
ergenlik dönemi herşeyin tersine döndüğü benim herkesin aksine kuzu gibi geçirdiğim bir dönem idi.ailemi çok sever daimi gurur duyar,anne bugün iyi çocuk muydum diye sorar ve ona göre vicdanımı rahatlatırdım.
-sen anlamazsın yeaa. ne bileceksin.
-aşığım. çok seviyorum. her gece ağlıyorum.
-atlarım lan aşağıya. getirin o kızı.
-çok güzelim. herkes bana aşık.
vb.
bebekken gece ağlayıp anne-babasını uyutmayan, çocukken herşeye "bu ne?" diye atlayan çocuğun bir üst level eziyetlerine verilen isimdir. bu level diğerlerinden daha zordur.