gral bir müzisyen.
en başta ağırbaşlılığı ve mütevazi tavırlarıyla dikkat çeken biri. şöyle ki, tanışıp da "ne güzel bir insanmış" demeyene rastlamadım.
bağlamayla tanışması küçük yaşlarına denk gelen müzisyenin kulvarında nasıl ilerlediği, geçen zamanda kendisini nasıl geliştirdiğini gözlemlemek için bugüne dek çıkardığı albümleri sıradan dinlemek yeterlidir. töre, garip, gurbet yollarında, anadolu, al mendil ve kervan isimli solo albümlerini sırayla dinlerseniz bağlamasına her geçen günde ne gibi değişik lezzetler kattığını, tekniğini nasıl geliştirdiğini görür ve dudağınıza bir uçuk kondurursunuz.
çoğu insanın "şelpe" deyince aklına erdal erzincan'ın gelmesi kanımca yetersizdir. çünkü kendisi tezenesi ile de harikalar yaratmayı, insanı kendinden almayı becerebilen bir üstattır.
bağlama elinde dile gelir. bir anda sessizleşir, bir an sesi kısılır, bir anda da haykırır. kâh yavaş, kâh hızlı koşar. kâh yorulur durulur, kâh coşar. üstelik bunların hepsi ezgi içerisinde o kadar iyi ayarlanır ki, dinleyen insanı kendi temposuna uydurur.
sesini de iyi terbiye etmiştir. hisli okur, güzel okur, sesini türküye uydurur. gırtlak oyunlarını ekseri olarak son iki albümünde iyice belirginleştirmiştir; bu da türkülerine ayrı bir lezzet katar.
her eve lâzım müzisyenlerden biri. arada "çal abi" diyeceksin, çalacak, kendinden geçeceksin.
not: bir de kendisi koyu bir
neşet ertaş hayranıymış. oradan da +5 puanı kapmıyor değil. adam "iyi"den anlıyor.