"asmayalım da besleyelim mi" düsturu ile hareket eden kan emicilerin kural tanımamazlığının göstergesidir kendisi. 18 yaşından küçük olmasına rağmen "kemik yaşı 18'in üstündedir" gibi bir raporla asılmıştır kendisi..
2 şubatta göz altına alınıp 19 mart'ta asılmıştır kendisi.. memleketimde istenildiği zaman yargının ne kadar hızlı işleyebileceğinin bir örneğini de teşkil eder yattığı mezarda..
asılmaması için dünya çapında eylemler yapılan ama eli kanlı cuntanın dinlemediği sırf birini öldürmek adına çeşitli entrikalar çevirip astığı 17 yaşında ki güzel çocuk. amaç sadece birini cezalandırmaktıi, suç işleyip işlemediği önemli değildi ve o talihsiz piyango maalesef 17 yaşında ki bu yaşı küçük yüreği büyük çocuğa çıktı. adına yakılan bir şarkı da sözleri aysel gürel'e , müziği onno tunç'a ait olan ve sezen aksu'nun yorumladığı son bakış adlı şarkıdır.
(bkz: http://www.tarihvakfi.org.tr/...)
sağcı solcu dinlemeksizin insanlara hayvan gibi muamele edip 17 yaşında çocukları asan darbeci zihniyetin en ünlü ve en değerli madurlarındandır kendisi.bu çocuğu asarken kendisine acımadınız tamam da annesine de mi acımadınız be insafsızlar.
dağların uğultusu
suların şırıltısı
halkının halkının onuruydu o
işçinin köylünün yüreğiydi o
denizim yusufum inanım
tohum saçtınız çorak topraklara
ulaşmak istediğiniz hedefe varmak için
şimdi o toprak elif elif işlendi
ve çelik su vere vere sertleşti
yıkacağız darağaç
seni kurduranları
kavgamız kavgamız kavgamızla
işçimiz köylümüz halkımızla
asılma bahanesi ise okul koridoruna(lise) eylem amacıyla çatpata benzeyen duman çıkaran birşey atmasıdır. okul jandarma tarafından bir hafta ablukaya alınır, öğrenci ve öğretmenler alıkonur. akabinde bilindiği üzere yaşı büyütülüp asılır, cunta kelle istemektedir. erdal eren'in o dönem öğretmeni olan babam bu utanç verici vakayı her defasında gözleri dolarak anlatır.
solcularla sağcıların arasında sokak çatışmalarının yaşandığı yılları takiben yapılan 1980 darbesinden sonra idamlar yaygındı. sivil mahkemelerin yerini alan sıkıyönetim mahkemeleri, çoğunluğu solcu militan 50 kişiyi idam sehpasına gönderdi. idam edilenlerden birisi de, bir ilkokul öğretmeninin oğlu olan erdal eren'di. erdal eren, lise son sınıfta tutuklandı ve solcularla güvenlik kuvvetleri arasında çıkan bir çatışmada bir askeri vurarak öldürmekle suçlandı. sıkıyönetim mahkemesi erdal eren'i, avukatı nihat tokay'ın balistik incelemelerin erdal eren'in silahı ateşlemediği iddialarını bir kenara bırakarak, üç duruşma sonucu idam ceazasına çarptırdı. 1980 yılı 13 aralık gecesinde polisler, yalnızca bir kaç saat önce haberdar ettikleri toktay'ın kapısına geldiler ve onu soğuk ceza evi hücresine götürdüler. bir kaç dakika sonra erdal getirildi ve boynuna yağlı ip geçirildi. erdal, cezaevi görevlisinin ayağının altındaki tabureyi çekip onu ölüme göndermesinden hemen önce "kahrolsun faşist diktatörler.!!" diye bağırdı...
ayrıca büyü de erdal eren için yapılmış şarkılardandır...
büyü de baban sana büyü de büyü
acılar alacak yokluklar alacak büyü de baban sana
büyü de baban sana büyü de büyü
bitmez işsizlikler açlıklar alacak büyü de baban sana
büyü de baban sana büyü de büyü
baskılar işkenceler kelepçeler gözaltılar zindanlar alacak
büyü de baban sana büyü de büyü
büyüyüp de onyedine geldiğinde
baban sana idamlar alacak
cuntacılar, üniversitelerde yaşıtları tarafından alkışlanırken neler hissettiğini düşünmek bile istemediğim devrimci. ayrıca önder çakar tarafından yazılmakta olan senaryo ile filmi çekilecek dar ağacındaki fidanlardan.
asılmasıyla tarihimizin en büyük utançlarından biri olan,sorumlularının bırakın cezalandırılması,suçlanması bile yakın zaman da pek mümkün görünmeyen 18'ini göremeden hayatını kaybeden kişi.
hala darbeyi ve o zamanki tepeden inme cunta yönetimini savunanların suratına çarpılması gereken bir olay erdal erenin 17 yaşında ve nedeni kesinleşmemesime rağmen idam edilmesi.yapılan bir gösteri sırasında bir jandarmanın ölmesi sonucu sırf üstünde silah çıktı diye bu olaydan sorumlu tutularak gözaltına alınan ve yangından mal kaçırırcasına ve sanki biyerlere ve birilerine gözdağı vermek istercesine idam edilen erdal eren.. henüz 17 inde olmasına karşılık daraağcına giden yolda dimdik yürüyerek ve cellatlarının gözlerinin içine bakarak gitmiş fidan...
17 yaşında bir çocuktu..gencecik, yüreği yangın, başında bir deli sevda..çocuktu ama ve bu gerçek ne ölüme giderken değişti, ne de onun için hala yanan bizler için; bir tek 12 eylül cuntası için büyüdü..okulda eylem yapacak kadar büyük olan asılmak için de yeterince büyüktü..öyle miydi?
hakkında öğrenci yurtlarında anlatılan bir efsanede şöyledir:
90ların başında,ölüm yıldönümünde atatürk öğrenci yurduna giden iki solcu genç yurdun girişindeki görevliden bir arkadaşlarının ismini anons etmesini rica ederler...ve arkadaşlarının ismi erdel eren soyismi ise ölmez'dir.yurdun tüm koridorlarında erdal eren ölmez diye yankılanır bir kaç saniyeliğine de olsa...
infaz edilmeden önce ailesine yazdığı mektup şu şekildedir:
"sevgili annem, babam ve kardeşlerim...
hepinize yürekten sevgi ve saygılar...
sizlere bugüne kadar pek sağlıklı mektup yazamadım. ayrıca konuşma olanağımız da pek olmadı. zaten dışardayken de birbirimizi anlayabilecek şekilde pek konuşmadık (bu konuda sizlere karşı büyük ölçüde hatalı davrandım. ancak bunu size saygı duymadığım, bu nedenle böyle davrandığım şekilinde yorumlamamanızı isterim). bu nedenle sizlere anlatacağım, konuşacağım çok şey var. ancak olanak yok. düşüncelerimi bu mektupla anlatmaya çalışacağım. şu anda ne durumda olacağınızı tahmin ediyorum. ama çok açıklıkla söylüyorum ki, benim moralim çok iyi ve ölümden de korkum yok. çok büyük bir ihtimalle bu işin ölümle sonuçlanacağını çok iyi biliyorum. buna rağmen korkuya, yılgınlığa, karamsarlığa kapılmıyorum ve devrimci olduğum, mücadeleye katıldığım için onur duyuyorum. böyle düşünmem, böyle davranmam halk ve devrime olan inancımdan ileri gelmektedir. ölümden korkmadığımı söylemem, yaşamak istemediğim, yaşamaktan bıktığım şeklinde anlaşılmamalı. elbette ki, hayatta olmayı ve mücadele etmeyi arzularım. ancak karşıma ölüm çıkmışsa, bundan korkmamak ve cesaretle karşılamak gerekir.
biliyorsunuz ki, bu ceza işlediğim iddia edilen bir suçtan verilmedi. asıl amaçlanan, böyle bir olayda gözdağı vermek ve mücadeleyi engelleme hedefine dayalıdır. bu nedenle -sizin de bildiğiniz gibi- kendi hukuk kurallarını çiğneyerek, bu cezayı verdiler.
cezaevinde yapılan (ayrıntılı bir biçimde öğrenirsiniz sanırım) insanlıkdışı zulüm altında inletildik. o kadar aşağılık, o kadar iğrenç şeyler gördüm ki, bugünlerde yaşamak bir işkence haline geldi. işte bu durumda, ölüm korkulacak bir şey değil, şiddetle arzulanan bir olay, bir kurtuluş haline geldi. böyle bir durumda insanın intihar ederek yaşamına son vermesi işten bile değildir. ancak ben bu durumda irademi kullanarak, ne pahasına olursa olsun, yaşamımı sürdürdüm. hem de ilerde bir gün öldürüleceğimi bile bile. sizlere bunları anlatmamın nedeni yaşamaktan bıktığım ya da meselenin önemini, ciddiyetini kavrayamadığım gibi yanlış düşünceye kapılmamanız içindir. bütün bu yapılanlar, başımdan geçenler kinimi binlerce kez daha artırdı ve mücadele azmimi körükledi. halka ve devrime olan inancımı yok etmedi. mücadeleyi sonuna kadar en iyi şekilde yürütmek ve yükseltmekten başka bir amacım yoktur.
mesele benim açımdan kısaca böyle. ancak sizin açınızdan daha farklı, daha zor olduğunu biliyorum.
anne, baba ve evlat arasındaki sevgi çok güçlüdür. kolay kolay kaybolmaz. ve evlat acısının da sizin için ne derece etkili olacağını biliyorum. ama ne kadar zor da olsa bu tür duygusal yönleri bir tarafa bırakmanızı istiyorum. şunu bilmenizi ve kabul etmenizi isterim ki, sizin binlerce evladınız var. bunlardan daha niceleri katledilecek, yaşamlarını yitirecekler ama yok olmayacaklar. mücadele devam edecek. ve onlar mücadele alanlarında yaşayacaklar.
sizlerden istediğim bunu böyle bilmeniz, daha iyi kavramaya çaba göstermenizdir. zavallı ve çaresiz biriymişim gibi ardımdan ağlamanız beni yaralar. bu konuda ne kadar güçlü, ne kadar cesur olursanız, beni o kadar mutlu edersiniz.
hepinize özgür ve mutlu bir yaşam dilerim.
devrimci selamlar.
oğlunuz erdal"
*hücresinde yazdığı bu mektubu vücudunda gizlemiştir. ayrıca idam edilmeden önce ailesine ikinci bir mektup daha yazmıştır.