ölümüne neden olduğum adam.
toprağı bol olsun. edebiyata bakışımız bambaşka olabilir ama kendisiyle oturup kalkmışlığımız, yemiş içmişliğimiz ve epeyce sohbet etmişliğimiz vardır, ölümüne gerçekten üzüldüm.
kişiliğini ve edebi yönünü sevmesem de 20 kitap yazmış ve türk edebiyatına yön vermiş bir yayın evinin sahibiydi. birçok türk yazarını (henüz fanzin niteliğinde dergilerde yazmaktayken onlar) temelinde sömürü olduğuna inansam da bulup çıkarmışlığı ve ilk kitaplarını yayımlama fırsatı tanıdığını söylemem gerek. misal orhan pamuk, ödüllü kitabını (cevdet bey ve mahdumları) yedi düvelin yayın evine kabul ettirememişken kabul edip bastı. misal hakan şenocak'ı, yekta kopan'ı, murat gülsoy'u tüm amatörlüklerine rağmen yazar yerine koyup kanatları altına aldı ve yollarında ilerlemelerini sağladı.
carlos fuentes, gabriel garcia marquez, julio cortazar gibi çok önemli latin yazarlarını (kitapları hep birinci baskıda kalacak olsa da) türkiye'ye tanıtmış, calvino ve eco'nun kitaplarının güzel çevirilerle türkiye'ye kazandırılmış olmasında büyük payı vardır.
edebi görüşleri ve kişiliği ayrı, şurası bir gerçek ki türk edebiyatı için temelinde başka cingözlükler olsa da çok önemli işler yaptı ya da bazı gelişmelere neden oldu. ne var ki kendisi hakkında düşüncelerimi yazdığımda adını verdiğim başlığın henüz ikinci girisiydi ki hemen yukarıda okuyabilirsiniz. ölümü nedeniyle bugün birkaç giri daha eklenmiş. açıkçası bu tavır canımı çok sıkıyor. altındaki gerçekler ne olursa olsun bu kadar önemli bir kişinin bu denli görünmez olabilmesi, tarafınızca bu kadar uzakta tutulması ve ancak öldüğünde birkaç giri daha görebilmesi çok üzücü.
utanıp utanmamanız ayrı konu, ancak bu girinin nedeni günah çıkarmak ve bunu yaprken suçun bir kısmını da size yüklemektir. nitekim öldüğü gün yeni başlamışken, hatta şöyle diyeyim, gün başlayalı daha yarım saat olmuşken, şöyle bir giri girmişim:
açık yapıt.
açıkçası kulağı çekilsin derken bu kadar çabuk ve bu kadar keskin olmasını beklemiyordum.