kurt wimmer'ın yönettiği, 2002 yapımı, biraz
1984 biraz da
cesur yeni dünya kırması, çok da orijinal olmayan bilim kurgu filmi.
bilimkurgu yazarı philip'in hikayesinden filmleştirilen equilibrium, inanılmaz silah sahneleri ile bir solukta izlenen bir film olmuş.
cesur yeni dünya,
1984 ve
fahrenheit 451 gibi anti-ütopik romanları okuyup sevmiş şahısların "ahanda, gönderme... aha bi gönderme daha" diyerek izledikleri ve pek bir keyif aldıkları film.
denge durumu.
markrenton ile divx ini yanlışlık ile aldığımız film. aslında biz starwars divx ini almıştık fakat kendimizi o kadar şartlamışız ki starwars izlemeye filmin ilk otuz dakikasının sonunda bile "aha şimdi uzaya çıkacaklar. ulan herşey beyaz zaten kesin, çocuk da aynı skywalker ın küçüklüğü zaten" diyorduk. yamulduk tabi.
duyguların ve eski kitapların yasak olduğu bir dünyada evladı tarafından satılan bir babanın olayı bitirme hikayesidir. kılıçla zencini suratını bi kesişi vardır. o surat fırşt diye kayarken beni deli gibi tezahürata başlatmıştır.
ayrıca bir yıldır giri girmeyen bir yazar. bi arkadaşa bakıp çıkmış galiba
hakettiği ilgiyi görememiş film. bunun sebebinin bush yönetiminin filmi zararlı bulması olduğu söyleniyor. belki de böylesi daha iyi oldu.
her ne kadar bilim kurgu filmi olsa da içindeki gerçeküstü dövüş sahneleri çıkarılsa gerçekçi olabilecek bir film.
filmin bush yönetimi tarafından sakıncalı bulunmasının sebebi sanırım filmdeki prozium olayıdır.amerikan halkının nasıl hissizleştirildiğini dışardan izlerken,filmle aralarında çok sıkı bir bağ bulmak da bu şekilde mümkün oluyor.ayrıca insan doğasıyla oynanan oyunlarla savaşların önlenmeye çalışılması da var filmde.tabi savaş önleme ayağı göt ayağı olarak karşımıza çıkıyor yine de.filmin en unutulmaz sahnelerinden biri
christian bale in köpekle gözgöze gelip geçirdiği birkaç saniyedir benim için.
insanın duyguların ne kadar güzel olduğunu tekrar keşfetmesinin hikayesini anlatır filmde. özellikle prozium almayı bırakan filmin kahramanının duygu suçlusu olarak yakalanan karısının fırına verilerek yakılmasını hatırladığı sahneler kan ağlatır insana. nasıl yapabilir bir insan bunu diye düşünür iistisnasız bir on dakika.
ütopya romanlarından fazlasıyla etkilenmiş ortaya karışık sunulmuş güzel bir filmdir. belki fazla bir orjinalliği yoktur ama sırf
matrix ile çakıştığı için geri planda kalması üzücüdür.
christian bale'in döktürdüğü bu filmde
sean bean geleneği bozmayıp gene filmi bitirememiş ama geleneği bozarak iyi adam olmuştur.
equilibrium aynı zamanda mükemmel dengedir, iktisadi bilimsel anlamını bir kenara bırakırsak, tüm ruhsal disiplinlerdeki ideal insanı temsil eder, bunun için tekamül gerekir. merhameti sıfırlamak ve her zaman doğru olanı yapmak bunun şartlarındandır.
jedi şovalyelerinin bazıları buna güzel örnektir.
2002 yılında şans eseri yurt dışında izlediğim filim. seneler sonra isyan gibi abuk bir çevirmeyle sinemalarımıza girmiştir. önyargısız bir şekilde izlendiği zaman zevk alınması kaçınılmazdır. filmin adı, prozium denen duyguların hissedilmesini engelleyen ilacın üretildiği binanin adıdır.
klibi olan bir
tristania parçası.
ashes albümündedir.
sinemalarda beklenen ilgiyi görmeden matrix takılanların dvd arşivinde bulunduracağı bir film. çok dandik dövüş sahneleri olduğunu düşündüğüm ve elindeki tabancalarla değişik triplere giren (ki filmde buna gun-kata mı ne deniyor) adamların oynadığı film. red kit misali silahları koltuk altından, oynunun arkasından ateş ederek kullanıyor. matrix sonrası bir takım benzerliklerle seyircii "waaoovv" triplerine sokar.
dinginlik;
1) bir piyasada tüketicilerin belli bir fiyat düzeyinden satın almak istedikleri mal miktarının, aynı fiyat düzeyinden üreticilerin satmak istedikleri mal miktarına olan eşitliği,
2) karşıt güçler veya eylemler arasında denge halinde bulunma durumu. bu denge hali dinamik veya statik, istikrarlı veya istikrarsız olabilir.
----spoiler----
3. dünya savaşı'nın yaralarını zor da olsa sarmayı başarabilmiş yakın geleceğin dünyasında, savaşın travmasını üzerinden atamamış olan hakim totaliter sistem, barışı korumak adına insanların duygularını baskı altına almaktadır. sanatsal nesneler bulundurmak ve güzel sanatlarla ilgilenmek yasaktır. duygu ve heyecan uyandıracak şeylerle ilgilenmek, ölüm cezasına bile yol açabilmektedir. üst düzey bir güvenlik ajanı olan john preston, kurallara karşı gelenleri bulup yok etmekte görevlendirilmiştir. kullananlarda sisteme uygun bir ruh hali yaratan prozium'u içmekten vazgeçtiğinde, sistemin en büyük silahlarından biri olan ajan eski kimliğinden uzaklaşmaya başlayacaktır.
----spoiler----
bir
tristania şarkısı:
this is the slowest dance
the dance of a thousand years
the dance of the frozen statues
clinging together in tears
this is the darkest fight
the fight of a thousand years
the pounding of blood
through our veins
ın our veins
ın our eyes
the circles of fear
ı cling to you
so cold, so bright
cling to me through the night
motionless faces
park of the wasted
ın the pale gloom
ı hang on to you
ın the pale gloom
ı am safe and cool
ı swim in you
ın your dark rivers
dive in your mind
search for your monsters
search for resistance
sink into the mud
dance in the halls of insanity
yet madness is
your highest deed
your vanity
mistress - you made me
mistress - you saved me
ın your cold hands
ı am just a tool
mistress - you made me
mistress - you saved me
ın your cold hands
ı am safe and cool
gecelerin ortağı hoş tristania şarkısı. vokaller çok güzeldir.
ı swim in you
ın your dark rivers
dive in your mind
search for your monsters
search for resistance
sink into the mud
dance in the halls of insanity
yet madness is
your highest deed
your vanity
kısmının melodisi süperdir. keşke bütün dişi vokaller böyle olsa dedirtir..
melodisi güzel bir şarkı.es geçilmemeli kesinlikle.
christian bale ve
sean bean'in başrollerini paylaştığı, uzak bir gelecekte geçen, duyguları bloke eden bir sıvıyı insanların saat başı kendilerine enjekte etmek zorunda oldukları, duygular olmazsa cinayet de olmaz, savaş hiç olmaz düzen bozulmaz mantığıyla kurulmuş bir sistemde şırıngayı enjekte etmeyi reddetmiş
anarşistler ve
düzene teslim olmuş insanların yaşayışlarını ve çatışmalarını konu alan, bol aksiyonlu, güzel film.
film anlatacağı şeyleri gayet güzel işleyebilecekken atv b sınıfı gece 23:15 filmlerinin hallicesi olmuş. yönetmenin cesur yeni dünyayı okuduğunu ve filmi çekerken baz aldığını düşünüyorum ancak o gun kata, karate atraksiyonları bitiriverdi canım konuyu.. içerim proziumu yatarım aşşa bende
bilimkurgu / aksiyon tarzı iken dili dönmeyen bir arkadaşınızın "ekülübrümü aldım izleyelim hadi" demesiyle (daha doğrusu diyememesiyle) komedi tarzına dönen bir filmdir.