merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.
  • videolar

  • görseller

    • epilepsi
  1. 2

epilepsi

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  4. #kültür sanat
  1. halk arasında sara da denilir.alınan tepkiler yüzünden hastalığın ne sorusuna önce "epilepsi" diye cevap verilir karşıdaki "yani?" der gibi bakınca "sara" denilir ve "hmmm" (içten içe "aaaa") cevabı gelir.ve arkası gelemeyen sorular:
    "nöbet geçirirken ağzın köpürüyo mu?"
    "böyle kasılıyo musun,titriyo musun?"
    "peki neden oluyo bu?"
    vs...
    öncelikle her epilepsi hastası ağzından köpükler çıkararak,kasılarak,altına kaçırarak nöbet geçirmez...benim gibi başı dönüp küt diye yere yapışanı da var,sadece dalıp dalıp gideni de var.çeşit çeşit nedenleri olabilir: genetik,daha önce başa bi darbe alma,küçükken havale veya ateşli bi hastalık geçirme vs...tedavisi de uzun sürer benimki 5 yıl diye başlayıp 7 yılda bitmişti.o süre içinde sabah akşam ilaç alırsınız (bkz: tegretol) ilacın yan etkileri kullananın ebesine seslenen cinsten: dalgınlık,uyuşukluk,sürekli uyku hali,sinirlilik...halüsinasyon görme falan da varmış da ben göremedim (bkz: vah vah)
    hastalık geçti gitti bitti ama hala insanların epilepsi hastasıyım denildiğinde "aaaa" diye tepki verip insana daha bi temkinli yaklaşmasını çözemedim...
    hayır nörolojik bi hastalık olabilir ama insana da böle sinir hastası muamelesi yapılmaz ki be kardeşim...şimdi sinirli miyim ben ha?sinirli miyiim?ne alakası var !?
    (bkz: ben deli değilim)
  2. yüksek stres, aşırı üzüntü ve hezeyan, aşırı düşünme sonucu da ortaya çıkabilecek ve daha sonra ortadan kaybolabilecek bir hastalık. tehlikesi yaşam boyu sürüyor tabii...
  3. epilepsi hastalığının oluşumunda farklı mekanizmalar öne sürülmüştür fakat en iyi teori şudur:beyinde emirleri veren, hareketleri yaptıracak olan sinirler pozitif yönde çalışır yani bu sinirler her zaman hareket olacakmışcasına çalışmaya devam eder.bir yandan da bu sinirlerin oluşturduğu ağ bağlantısı içinde aralara giren negatif sinirler bulunur.bunlar bu sayısız deşarjın geçmesini düzenleyerek bir nevi transisistör görevi görürler.eğer beyinde bir travma, tümör, gelişim bozukluğu ağ yapılanma sorunları olursa bu 2 dengeli çalışan sinir tipi aynı ağın içinde olamayabilir veya herhangi birinin ölümü diğerinin çok çalışmaya devam etmesine neden olur(bir nevi döngü oluşur ve bu döngü sürekli kaslara desarj gönderir) yani bu kontrolsüz sinirler negatif yönde etkileyen diye tarif edilen sinirler olsa bile aynı şey geçerlidir.birinde tonik klonik kasılamalar meydana gelirken, diğerinde atonik yani bir anda şak diye yere düşüp bayılan tip epilepsi oluşur.epilepsi odağını oluşturan bu durum fenitoin, karbamezapin, valproik asit gabapentin vb ilaçlar ile düzeltilebilir.ayrıca inatçı epileptik odaklarda ameliyat düşünülebilinir.
  4. hakkında hiç bir şey bilmeyip de, insanın yakınlarından birinin başına gelirse, aileyi resmen perişan eden hastalık (ki perişan olacak bir şey de yoktur aslında)

    hasta düzenli ilaçlarını kullanıp, hayatına dikkat ederse ve belli periyodlarda yapılan testleri ihmal etmezse, yaşam kalitesini düşürmez.

    bu durumda en rahat hastadır. o zaten kendini biliyordur ama,''ya nöbet geçirirse'',''biraz durgun sanki nöbet mi geçirecek'' kuşkusu aileyi yer bitirir.

    epilepsi hastası bir kardeşe sahip, bitmiş bir abla.
  5. yalnız başına yaşayan biri için zor bir hastalıktır. kesin teşhis eeg, yani beyin elektrosu çekildikten sonra konulur. nöbetler halinde gösterir kendini. çene kilitlenmesi, titreyip kasılma, ağız köpürmesi gibi belirtiler her epilepsi hastasında görülmez. bir epilepsi hastası kendini kaybedip dakikalarca boş bir duvara dalabilir. elindeki sigarayı, bardağı, çatalı bir anda ne olduğunu anlamadan fırlatabilir. sabah uyandığında ya da gece uyumaya çalışırken vücudundaki kasların biraz "fazla" seğirmesiyle yatakta zıplayabilir. bunlar da nöbet sayılır.

    ama, en kötüsü ne olduğunu anlamadan dünyanın kayıp gidivermesidir. hastanın nerede ve nasıl bir durumda olduğu hiç fark etmez. yolda yürürken, denizde yüzerken, sınavda, evde otururken, yemek yerken, uyurken, merdivenlerden inerken... her an nöbet gelebilir. epilepsiyi tehlikeli yapan budur. önceden kestirilemez. denizde yüzerken aniden nöbet gelebilir ve hasta boğularak ölebilir. bu yüzden epilepsi hastalarına yüzmek yasaktır. yolda yürürken karşıdan karşıya geçerken birden düşüp kalabilirler. bu yüzden karşıdan karşıya geçerken çocuk gibi yanlarında biri olmalıdır. yemek yerken lokmaları boğazlarında kalabilir. merdivenlerden inerken aniden bayılınca 2 kat boyunca yuvarlanabilirler. çok şiddetli kriz geçiren hastaların uyurken de kontrol edilmeleri gerekir. yastıkları ya da yorganları ağız ve burunlarını kapatabileceğinden ölümcül olabilir.

    kısacası epilepsi direkt öldüren bir hastalık değildir. ama öyle şeylere yol açabilir ki çoğu zaman ölüm çok uzağında olmaz hastanın. bu yüzden tehlikelidir. çünkü hasta bayılacağı zamanı anlayamaz. ne olduğunu anlayamadan tak diye düşüp bayılır çoğu zaman. kendini savunacak, birine haber verecek, hatta düşerken başını koruyacak zamanı bile olmaz. bilinci tamamen gider. uyanış çok daha kötüdür. dayak yemiş gibi hissedilir. çene acımaktadır, dizler morarmıştır, kafa çarpılmışsa gözler bulanık görür birkaç dakika. vücudun her yeri ağrır. çok sık nöbet geçirmeyen hastalar için eziyetli bir hastalık değildir. ama hasta 2 günde bir nöbet geçirmeye başlamışsa artık bezmiştir. sürekli yerde uyanmak, kafayı gözü dağıtmak hoş olmuyor takdir edersiniz ki.

    ilacı, depakindir. orta derecede epilepsi hastaları günde 1000 mg bu ilaçtan almak zorundalardır. sabah ve akşam. ne yazık ki bu ilacın çok fazla yan etkisi vardır. bir kere sürekli bir uyku hali yaratır. içtikten sonra sürekli uyuklamaya başlar hasta. dikkat dağılması, kilo alma, depresif etkiler, yalnızlığa eğilim, dengesiz davranışlar yan etkilerinden bazılarıdır. ha bana göre bir boka yaramıyor. ben hala bayılıyorum, o ayrı.

    işin komik tarafı epilepsi, çoğu insan tarafından anlaşılamamış bir hastalıktır. kısa süreli olarak beyin devrelerimiz yanıyor desek çok da saçma olmaz sanırım. epilepsi hastası nöbet geçiriyorsa yapacak hiçbir şey yoktur. bir yere taşımak da tehlikeli olabilir. mümkünse kafasının altına yumuşak bir şey koyup beklenmelidir. taşınırsa, taşınma esnasında vücut aniden titreyip kasılabilir, seğirebilir ya da kollar bacaklar istem dışı hareket edebilir. bu da hazırlıksız yakalanan taşıyıcıların hastayla birlikte yere yuvarlanmalarına sebep olabilir. o kadar açıklama yapmama rağmen hala neden bayıldığımda kendimi kolumda bir serumla medikonun acilinde yatıyor buluyorum, bilmiyorum.*

    edit: sokayım depakine. topamax, yeni nesil bir antiepileptik olup epilepsi tedavisinde hayvani yan etkilerine rağmen başarılı sonuçlar vermektedir.

    (bkz: topamax)
  6. insanın sosyal hayatını oldukça etkileyen bir hastalıktır.hastalığınızı öğrenenlerin bitmek tükenmek bilmeyen soruları da cabası.üstelik anlatamazsında anlamazlar çünkü ısrarla epilepsinin akıl hastalığı olduğunu düşünürler.sırf bu hastalık yüzünden gençliğinde yapabileceğin birçok şeyden mahrum kalırsın.en basitinden konserlere gidemezsin çünkü o lanet olası ışık ve sese duyarlısındır ha keza disko vb yerler içinde aynı şeyler geçerli.alkol alamazsın,kola içemezsin,kahve içemezsin çünkü bunlara duyarlılığın vardır. en kötüsü epilepsi hiçbir hastalığa benzemez eğer bu konularda vücudunuzu biraz zorlarsanız. anında ortaya çıkar ve bütün enerjinizi sizden alıp götürür.hastalığın ilk zamanları kafaya çok takılsa da daha sonraları insan bu hastalıkla yaşamayı öğreniyor ve bir şekilde kendini bu hastalığa göre kısıtlıyor.
  7. halk arasında sara da denir. temelde beyindeki elektirik akımlarının düzensizliginden kaynaklanır. beyinin bir bölümü akım alamayınca kişi krize girer. vücut sarsılmaya başlar.yunanca epilepsia dan gelir.
  1. 2