bana neden nikaltı yazılmadı [extended doom mix] adlı parçasıyla bu yaz iskandinav müzik piyasasını sallayacağına inancımın tam olduğu bir müzik adamı. ya da kadim dilde denildiği gibi, master of time.
çiçek pasajı'nda birasını yudumlarken sokaktaki manava kısık gözlerle şöyle bir bakıp "ben şurdan biraz yeşillik alayım" diyerek kalkar, elinde torbasıyla masaya döndüğünde şaşkın gözlerle kendisine bakan arkadaşlarına "güzel bunlar baya, bizim orda böyle güzel yok" açıklamasını yaparak huzur içinde birasını yudumlamaya devam eder. nüfus kağıdına göre 22 yaşında bu adam. devlet uyuyor mu?
antika gümüş şamdanların aydınlattığı karanlık şatosunda nadide kristalden yapılmış kadehlerde kırmızı şarabını yudumlarken ecnebilerin pipe organ dediği aletle dünyayı yok etmeye çalışırdı. sevgili arkadaşları lestat ve lui ile dethkrüsh'ün ölümsüz hiti duum'u neşeyle söylerdi.
böyle buyurmuştu eldo sama, ancak gün oldu devran döndü. kırmızı kadife pelerini tozlanmış, şato içinde ses duyulmaz olmuştu. hizmetkarları merakla efendilerinin nereye gittiğini merak ediyordu.
uzun soğuk kış geceleri, bitmek bilmeyen kasvetli aylar geçmişti.
...
arayışından yorgun düşse de son bir umutla içeri girdi yaşlı emektar, içerisi lazerlerle aydınlatılmıştı. mavi saçlı, pembe rujlu adamlar dans ediyor, kulağına anlamsız ciyuv dıp bıp di bi di bi sesleri geliyor, vatkalı kadınlar içkilerini tokuşturuyordu.
sonunda yaşlı emektar bebekliğinden beri tanıdığı o yüzü gördü. ve sadece tek bir şey dedi: