|
|
- yaran postane mesajlaşmaları esnasındaki eşlikçim, nesildaşım. epey güldük, sözlükle de paylaşalım dedik, kah güldük kah eğlendik, bir nickaltı girisinin daha sonuna geldik sevgili sözlük okurları. "yine bir başka postane mesajlaşmalarında görüşmek üzere, esenlikler dilerim" dediğim selam ettiğim yazar.
- bir karakter yeter bazen anlaşmaya. evet, işte bu o. anlaşılası insan.
- karakter sınırlaması olan bir yazardır. halbuki özgürlük de güzel bir şeydir ama seçimlere de saygı duymak gerekir. elli karakter istiyorsa elli karakterdir. insanların bir karaktere bile sahip olamadığı şu dönemde elli gerçekten de çok cömert bir sayıdır. bu açıdan da tebrik etmek gerekir.
- çok dikkatli bi yazar..hani ms office'in dil kontrolü kapsamında bir özelliği vardır ya, böyle yanlış/eksik yazılan kelimelerin altını zigzag kırmızı bi işaret ile çizer, gözüne sokar..bunu çağrıştırıyor kendisi bana..ne zaman mesaj lambam yansa hah diyorum, yine neyi yanlış yazdık bakalım diyorum..
yok de mi bunda bir hata?
- üzüm, elma ve tarçının mükemmel uyumunu bana yedirdiği o bi dilim kekle kanıtlamış, müthiş kekler ve kurabiyeler yapan bir muftak ustasıdır. aynı zamanda alışverişe çıkmak için kesinlikle doğru insandır. beraber içmekte çok zevklidir ayrıca fasılcılarla sohbeti kaçırılmamalıdır*.
seviyoruz... bize bol bol kek yapsın istiyoruz...
- elmalı kurabiye delisi
porcupine tree hastası
iyilerin dostu kötülerin düşmanı,
yanakları sıkılası bir insan evladı!
- gene yoğun bir sözlük zirvesi akşamıydı, köşemde oturmuş "lan bu zirvenin neresine bikbik yapabilirim" diye düşünürken, birden o girdi ortama. o tatlı bayan. "merhaba heathcliff" dedi. "ahahaha, nerden biliyorsunuz ismimi? yoksa siz de gizli hayranım mısınız?" dedim. "ne hayranı be, msn de konuştuk ya, ben de geldim işte" dedi. "arkadaş, çizdin bütün gizemi ya" dedim. bütün gün çalışmış olmasının verdiği yorgunlukla karışık o harika tebessümü belirdi suratında. "bu yorgunluğuna rağmen hala gülümseyebilmen ne güzel" dedim. "ne yorgunluğu be, oturdum bütün gün" dedi. "lan, bişeyi de bozma be arkadaş, en sevdiğim arkadaşlarımdan biri olabilirsin, grafik konusunda çok sağlam tartışmalara girdiğimiz biri olabilirsin, çok ta tatlı olabilirsin ama, şu gizem işinden anlamıyon ya" dedim. "ne gizemi be" dedi "sen benim cd leri getirdin mi? hem de bi proje var, onda da yardım etçen kırarım kafanı" dedi.
böyle de seviyeli muhabbetimizin olduğu bir arkadaşımdır kendisi, ramazan geçsin, alkol duvarı ile ilgili bir zirve yapmayı planlıyoruz kendisiyle.
- sürrealist misin nesin sayın eski bölümdaşım? diye yazıma burada başlamak istediğim, tanışıklığımızın hakikaten çok eskilere dayandığı, nadir görüştüğüm ama yatağımda her zaman yeri olan insan yaşadığımız günah gecelerinin puslu hatırası hala zihnimde kız. seni tekrar baştan çıkarabilmek için pencerenin önünde über fender marka gitarımla sabahlara kadar seranat yapmam mı gerekiyor? bir de konserlerime gelip gizli gizli dinliyormuş beni. bir kere kulise gelip groupielik mi yaptın şu güzel arkadaşına. yok! sonra da aman efendim, biz neden soğuduk! katıldığım zirvelere de herkesten önce seni bekliyorum bak. yeter artık kurudum kaldım. gözüm başkasını görmüyor yemin ederim.
- kendisinin heybeliada'da içi martı ve iran kedileriyle dolu olan ev teklifini seve seve kabul edeceğimi bildireyim öncelikle. sonra, o eve bir kaç ekleme yapacağım, kelebekler!! nasıl unutursun annem, kelebeklere taptığımı... o evde kelebekler olsun daha mutlu olayım. gidelim eve sonra geri gelelim. ben hala bilmiyorum son vapur saatini, geçen seferki gibi yüzmek zorunda kalmayalım allah aşkına. hasta oldum hala iyileşemedim senin yüzünden. *
şaka bir yana, cidden çok sevdiğim bir arkadaş, dost, dert ortağıdır kendileri. sevgilimle * kavga mı ettim; koş bahsi geçen yazara, zirve mi yapılacak; hemen koş yine aynı yazara, ayart gelmesi için, hasta mısın; ara gelsin çorba yapsın böyle de iyilik meleğidir kendisi. vallahi arkadaşım diye demiyorum bir tanedir, candır. seviyorum seni. al sana bir hediye de benden. ama ben bunun içinde ne olduğunu biliyorum. kıprat msnden söyleyeyim ne oldğunu. *
(bkz: hediye)
- kanal d stüdyolarında üşenmeyip sırayı filan bırakıp bana kahve almaya gitti. böyle iyiliksever. ayrıca çok zevkli. finlandiyadan aldığı kolyesiyle, antalyadan aldığı küpeleri zuko ve aang in ejderlerden ateş bükmeyi öğrendikleri o sahnedeki gibi ahenkle dansediyor. görsel şölen resmen.. depeche mode in your room dinliyordum aklıma geldi kendisi. e o zaman ona da gelsin ayrıca bilet alıp iptal olunca gidemeyenlere de gelsin filan..
|