“bir şeyler değişiyor.” yaşamış ilk
fizikçinin ilk gözlemi bu olmuş olsa gerek. bu evrenle ilgili ikinci gözlem de hiçbir şeyin istediği gibi değişemiyor olduğu olmalı. bulutlar hep yukarıdayken kayaların devamlı aşağıda olması, insanların bebek olarak doğup yaşlanarak ölmesi ilk fizikçinin bile fark edebileceği türden gerçekler. bir şeyler değişiyor, ama gelişigüzel değil; bir kere bu iki gözlemi yaptıktan sonra fizik adına yapılması gereken tek şey, değişimlerin kısıtlarını listelemekten ibarettir.
ilk fizikçiden bu yana keşfedilen en önemli kısıtlardan birisi enerjinin korunumudur. bu kısıt önemini kısıtladığı şeyden alır:
enerji,
leibniz’in ifadesiyle
yaşam gücü, insanın hayatta kalmak için ihtiyaç duyduğu bir numaralı kaynaktır. onu yoktan var edebilmek, basitçe eve elektrik faturası gelmemesine denk düşer ki; bu bile yeterince önemlidir! ancak enerjinin korunduğu gözlemi, insanlığın en büyük hayallerinden birisini suya düşürmüştür: dünya döndükçe, onu döndürecek enerjiyi bir yerden bulmak gerekecektir.
korkacak bir şey değil bu aslında. dünya kapalı bir sistem olmadığına göre ve dışarıda hepimize uzun süre yetecek kadar enerji olduğuna göre prensipte enerji bulma sorununu çözmemize engel olan bir şey yok. gelgelelim insan tembel bir varlık. hazır bulduğu enerjiyi tekrar tekrar kullanmak varken, yeni enerji arama zahmetine katlanmak istemeyecektir: yeterli enerjiyi bir kere verelim, dünya hep dönsün, makineler hep çalışsın ve biz hiç ölmeyelim! işte bunu engelleyen kısıta da uzunca
termodinamiğin ikinci yasası diyoruz.