gösterime girdikten bir süre sonra internet cafelerdeki cs oyunlarında binbaşı könig , vassili zaitsev gibi nicklerin havada uçuşmasına sebep olan film. benzer bir etki ilk matrixden sonra irc alemlerinde de görülmüştü. nice neolar morpheuslar gelip geçmişti.*
rusların efsaneneleştirilmiş keskin nişancısı vassili zaitsev anısına çekilmiş olan ve stalingrad direnişini anlatan süper film. keskin nişancı filmleri arsında en iyisidir denebilir.*
yakalanma korkusu, aşk ve şehvetle dolu bir sevişme sahnesi içeren, ilk koşanın avantajlı olduğu durumlarda bile dikkatli bir keskin nişancının o avantajı dezavantaja çevireceğini öğreten film.
binbaşı königin usta keskin nişancının nasıl olmasını gerektiğini ipi vurarak gösterdiği film.*
ju 87 stukaların filmin başında gözüktüğü sahne unutulmayacaklar arasındadır. ayrıca rusların 400 civarı leşi olan bir askeri ne kadar övdüğünü anlatan bir film ki, almanlar bunu 10000 civarı leşi olan* bir asker için yapsalardı, ne çeşit bir gaz olurdu sorusunu akla getiren film.
bu tarz filmlerde önemli olan esas oğlanın leş sayısı değil filmin sanatsal değeridir. eğer kişinin öldürdüğü adam sayısına göre film çekilecekse hans ulrich rudel anısına değil, hiroşima'ya atom bombasını atan uçağın pilotu anısına çekilecek bir film gişe rekorlarını alt üst edecektir. kundaktaki bebeği öldüren rusların kendilerini masum gösterdikleri bir film de olamaz, zaten rus yapımı değil.
filmin siyasal ve sanatsal boyutunu bir tarfa bırakacak olursak... insan içinde keskin nişancılara karşı bir sepmati oluşmasını sağlayabilecek bir kalitesi vardır bu yapıtın. hayır, abartı gibi olacak ama, sniper kullanmak da bir sanat yani...
eski bir filmdir ama akılda kalıcıdır, izlenilmesi şiddetle tavsiye edilir.
ikinci dünya savaşında alamnların stalingradı işgal etmesini ve öne çıkan bir rus sniper'nın baş rol de yer aldığı etkileyici bir film.filmin sonun da geçen diyaloğlarda sosyalizm ile ilgili mesajda verilmektedir.
jude law isimli aktörün oyunculuğuyla kalitesini kanıtlamış , ron perlman gibi her zaman kötü roller üstlenen bir aktörün iyilerin yanında yer almasıyla kalitesine daha da kalite katmış , 2. dünya savaşı dönemi filmi.
jude law ve rachel weitzs'ın sevişme sahnesi gereksiz durmuş filmdir. hatta ve hatta rachel weitzs gereksiz durmuştur. tamam ablamız taş gibidir, tamam ablamız şirindir, ama film savaş filmi kardeşim, vassili nin hayatını tam veriyoruz psikozu da yapmayın, gereksizdi o sahne işte. ayrıca -şu an adını hatırlayamadığım- amcanın binadaki gediklerin birinden atlarken, binbaşı könig tarafından havada vurulması, ardından amcanın könig e dönmesi ve düşmesi gayet etkileyici olmuş bir sahnedir. filmin geneli izlenebilir bir film izlenimi yaratır. tavsiye edilir.
an itibari ile show tv'de yayınlanıyorken filmin başında askerleri limana götüren teknede elinde megafon konuşan adam birol ünel'e ne kadar da çok benziyor dedim. hemen imdb'ye bakınca gerçek olduğunu anladım ve şaşırdım. daha önce izlememe rağmen farketmemiştim bu ayrıntıyı.
hemen başlarındayken, boy gösteren commisar danilov'u o kanlı kanlı görüntüsüne rağmen "aa shakespeare" diye tanıdım ya helal olsun bana. hiç çakmazdım halbuki böyle şeylerden. ne diyorum ben, toparlayalım: filmde commisar danilov rolündeki aktörümüz neymiş, shakespeare in love filmindeki shakespeare imiş.
birol ünel ' in duvara karşı ' dan önce oynadığı 60 filmden biri. ünel bu filmde 1 dakika görünmekte ama gözlerindeki çelik pırıltı yine de ekrandan taşmakta.
ilk seyrettiğim korsan vcd sinde, altyazı yazan arkadaşın kendini tutamayıp filmin sonunda "ruslar sanki sütten çıkmış ak kaşık mıdır, kafkasya da kardeşlerimizi katletmediler mi? rus propogandası lan bu! bıd bıdı..." şeklinde hönkürerek fikrini beyan etmesiyle beni yarmış filmdir. film güzel o ayrı.