belki ilginizi çeker
  1. · pir sultan abdal
  2. · nesimi
  3. · hallac ı mansur
  4. · vahdet i vücud
  5. · tavasin
  6. · islam heterodoksisi
  7. · heterodoks islam
  8. · idealar ve formlar
  9. · zugaşi berepe
  10. · edip akbayram
  11. · otomatik ödeyin netbook'unuz olsun! (reklam)
gündem
  1. · can alıcı şiir dizeleri
  2. · sözlük yazarlarının dinlemekten bıkmadığı şarkılar
  3. · 6 şubat 2010 kayserispor galatasaray maçı
  4. · huzur veren şarkılar
  5. · okan bayülgen
  6. · hz muhammed yaşasaydı olabilecekler
  7. · vahdettin i vatan kahramanı ilan eden tarihçi
  8. · pan pan pan
  9. · umk nın mimarlık çıkarması

enel hak  

  1. insanın tanrının bir parçası olduğu düşüncesi, tanrıyla bir olma durumunu ifade eden söz.
    (katil sincap, 18.05.2004 00:22)
  2. ene arapçada ben demektir.el-hak, tanrı olarak tercüme edilse de tanrı kelimesi aynı anlamı içermemektedir.tasavvufta vahdet-i vücut anlayışı yer almaktadır.buna göre evrende tek ve mutlak bir varlık mevcuttur. onun dışında başka hiçbir varlık, ya da başka irade söz konusu değildir.bu durumda canlı veya cansız bütün varlıklar bu mutlak bir'in bir görüntüsüdür. mutasavvıfların ifade ettiği enel-hak da bu anlayışla söylenmektedir. ancak olayın derinliğini kavrayabilmek çok kolay olmadığından bu sözü dile getiren hallacı mansur da allaha şirk koştuğu iddiasıyla idam edilmiştir.
    ben tanrıyım şeklinde tercüme edildiğinde, allahın varlığı dışında bir yaratıcının ifade edilmesi durumu söz konusudur.
    (tenekeci, 18.05.2004 00:25 ~ 22.03.2006 15:49)
  3. (atlantis, 12.01.2005 01:25 ~ 01:26)
  4. (bkz: nesimi)
    (selenge, 11.08.2005 13:37)
  5. (dannyorum, 16.12.2005 17:24)
  6. yanlış anlam yüklendiği için büyük türk ozanı pir sultan abdal'ın haksız yere asılmasına yol açan söz.
    (orcinus orca, 16.12.2005 17:50)
  7. iki temmuz dündü sen tarihe bak
    mansuru astılar suçu enel hak
    (bkz: edip akbayram)
    (bkz: yanmak mı gerek)
    (melodis, 16.12.2005 17:56)
  8. velilerden hallac-ı mansur, ilâhi aşk ve cezbe halinde söylediği bir sözden dolayı dinden çıkmakla suçlandı. kendisi: “enel hak (ben hakk’ım)” demişti. bu sözden tevbe etmesi istendi. “sözüm haktır, ispatı hak katındadır.” dedi ve vazgeçmedi. dinden çıktığı düşüncesiyle öldürülmesine karar verildi, idam sehpası kuruldu. hallac iki rekat namaz kıldı, dua etti. duasının bir yerinde şöyle diyordu:

    “allahım! şu topluluk senin kullarındır. dinlerine olan bağlılıkları yüzünden ve sana yaklaşmak ümidiyle beni öldürmek için toplanmışlar. onları affet. iyi biliyorum ki, bana açtığın sırları onlara açsan, yahut onlardan gizlediğin şeyleri benden de gizleseydin bu hal başıma gelmezdi. yaptığın şeyler için sana hamd, istediğin şeyler için de yine sana hamd olsun!”
    (gülümsün, 03.01.2006 11:50)
  9. hallac-ı mansurun tasavvufi cezbe halinde sarf ettiği sözdür. insanın allahın tecellisi olduğunu ifade etmeye çalışmıştır. anlaşılamamıştır.
    (betty blue, 03.01.2006 12:06)
  10. (bkz: ene)
    (bkz: hakk)
    (selenge, 21.03.2006 22:26)
  11. elimde elin görmeden,
    eteğinden el öpmeden.
    daha enel hak demeden,
    yüzdüren sen değil misin?

    (bkz: mazlum çimen)
    (dreams2, 15.07.2006 19:14 ~ 19:22)
  12. bir zugaşi berepe şarkısı
    (genjuure, 19.07.2007 23:36)
  13. (bkz: pananteizm)
    (eolys, 19.07.2007 23:38)
  14. (luto, 14.05.2008 19:40)
  15. kuran da sürekli "o" diye bahsedilen, küçültülen, sen ayrı bir varlık o ayrı bir varlık gibi gösterilen, objeleştirilen, cisimleştirilen ve senden ayrı tutularak beden biçilen tanrının aslında her şey olduğunu söyleyen söz (ki kuranda bahsedilen tanrı resmen tanrıya küfürdür).

    2+2 = 4 ü oluşturan 2 lerden birinin 4e gidip seni ben oluşturdum lan, tanrı benim diyemeyeceği gibi hallacın bu sözünde de bir tanrılık iddiası yoktur. bir 4 rakamı gibi o rakamı oluşturan sonsuz sayıdaki parçaların hepsini içerir enel hak. ne herhangi birimiz sıfır bilmem ne kaçızdır ne de dinlerin tanrı dediği gibi bu 4ü oluşturan en büyük değer (mesela3+1deki 3) vardır. 4 = 4tür, tanrı tanrıdır. sadece 2+2 değil sonsuz sayıda bileşen oluşturur bu 4ü. öyle kuranda ya da dinlerde bahsedildiği gibi obje, beden, küçük, cisim, parça, bakan, gören, gözü olan, sen ayrı o ayrı bir varlıkmış gibi seni kazığa oturtan, dinlerin küfrettiği gibi seninle uğraşan bir bedeni olan tanrı yoktur (beden ve sıfat biçmek onu küçültür ve dediğim gibi küfürdür). her şey tektir.

    hallac bunu anlamıştır. gerçi anlamış mıdır bilmiyorum. o da sonuçta tanrıyı karşısına oturtup ona dua edenlerdendir, o ayrı bir bedenmiş gibi namaz kılarak ona tapanlardandır. tanrı senin karşına oturmaz. senden ayrı bir kulağı yoktur ki seni dinlesin. enel hak....
    (mordevrim, 25.07.2008 10:48)
  16. hallac i mansur'un sekir halindeyken sarfettiği sözdür.hallac mansur bu sözüyle "ene alel hak" ben hak üzereyim deki "ale" yi hazfetmesiyle dinden çıktığına hüküm verilmiştir.oysa ki o evliyaların büyüklerindendir.
    (buyukdusunuryinebuyukdusundu, 25.07.2008 11:13)
  17. (bkz: panteizm)

    islam dualist bir dindir, irade ve madde, bu dünya ve öbür dünya olarak ikiye ayrılmış bir kozmolojiye dayanır, bunun ayrıntılarını biliyoruz.

    buna karşılık hinduizm ve tek tanrılı olmayan dinlerin hemen hepsi panteist, yani monisttir, diğer bir deyişle hem iradenin hem de madde'nin tanrı'nın farklı görünümleri olduğuna, öbür dünya diye bir şeyin olmadığına, her şeyin bu dünya'da olup bittiğine ve sadece bir devri daim içinde sürdüğüne inanırlar. bu devri daim doğa'da mevsimler, günler ile birlikte süregiden çevrimlerdir, insanlar içinse reenkarnasyondur. monist inanışlarda bu evrene aşkın, kozalite'nin (nedensellik) yaratıcısı bir tanrı veya bir omnipotent (kadir i mutlak) irade yoktur, evren aynı zamanda tanrının kendisidir, ve insan da tanrı-evren'in böyle olduğunu henüz bilmeyen bir parçasıdır, tanrının parçası olduğunu idrak ettiği ölçüde yükselir ve tam olarak bu bilince ulaştığı zaman da tanrıyla bütün olur, tekrar yeryüzünde reenkarne olmasına gerek kalmaz.

    bu monist anlayış aslında bizim bildiğimiz anlamda tanrı'ya yer vermeyen bir düşüncedir, daha doğrusu doğaya kutsallık atfeden bir ateizm türüdür. islam diniyle de orijin anlamında hiç bir bağı yoktur, ibrahimi dinlerin hiçbirinde bu tür bir anlayış yoktur, tersine ibrahimi dinler bu anlayışa karşı konumlandırırlar kendilerini. fakat dinler arasında zaman içerisinde geçişmeler oluyor, nasıl mavi ve kırmızı iki kumaşa süt damlattığında her ikisi de gene farklı renklerini nispeten koruyorlarsa islam dini de farklı coğrafyalara yayıldığında o coğrafyalardaki yaygın inanış şekilleri doğrultusunda farklı şekillerde yorumlanmaya başladı. islam dininin hint alt kıtasına yayılmasının sonucu olarak da hinduizm ve islam arası bir alt kültür formu olarak "tasavvuf" doğdu. islam dininin gelişinden yüzlerce yıl sonra doğan bu anlayış insanın reenkarnasyonu dışında hemen hemen her anlamda islam dinini hindu terminolojisi ile yeniden tanımladı. islam dinini, peygamberden ve kuran'dan (bu dünyaya dışsal kaynaklardan) nakledilen ya da çıkarsanan ahlak, ibadet ve inanç sistemi olmanın dışına taşıyıp "tefekkür ettikçe insanlara içerden malum olan bir takım ilhamlar" biçiminde yorumlamaya başladı (ki bu yoganın 4 çeşidinden birine denk gelir.), çünkü insan zaten tanrının kendisiyle ve içinde zaten her tür bilgi "kendiliğinden" bulunuyordu. bu anlamda ilhamlara vakıf olmuş kişiler, henüz olmamış fakat kendini dünyadan izole edip tefekküre vererek vakıf olmak isteyen adaylar gibi kategorilerden tarikat denilen (ki hinduizm'de de aynıları vardır) ortaya çıktı.

    dolayısıyla konuyu bilen insanlar için (dönemin alimlerinden cüneyd i bağdadi gibi) hallac ı mansur'un (ki kendisi de hindistan'a gitmiş birisiydi) öğretisi zaten bir çok sakıncalı şey içeriyordu, en azından terminoloji olarak islam dininin ki ile çok bağlantılı değildi. fakat elbette tüm tarikatlar gibi hallac ı mansur'un anlayışı da gizlilik ve gizli ilhamları ancak hazmedebilecek olanlara söyleme düşüncesine dayalıydı ve normalde öğretisinin genel kabul edilen islam ile çok örtüşmeyebilen kısımlarını açıktan söylemiyordu. işte bir cezbe anında enel hak demesi bu durumun ağzından kaçarak ifşa olması biçiminde değerlendirildi ve idam edildi.
    idam edilmesinin haklılığı tartışılabilir, ama ne bağlamda? farklı inanıştadır diye birisinin idam edilip edilemeyeceği bağlamında elbette. yoksa inanışının gerçekte farklı olup olmadığı sözkonusu ise bu konu başka bir konudur ve enel hak bir islam inanışı değildir.
    (earendill, 25.07.2008 13:26 ~ 13:27)
  18. zuğaşi berepe ve ikinci albümleri igzas'dan bir parça

    enek hak


    idi
    n3aşa exti
    na gazirasen
    hey na cexen
    si ore
    enel hakk
    dolixvi
    otxo kati letta
    na zirare
    xolo si
    enel hakk
    dololi
    zuğaş tude
    doga3onasen
    xolo ma vortare
    hey şku zirare
    enel hakk
    doguti
    çeşiko
    moxtasen tenora
    m3udi
    gişkurtas
    çe biçi
    ham kianas
    ar si ore
    ar ti şku
    enel hak


    türkçe karşılığı:


    git
    gökyüzüne çık
    göreceğin
    orada duran
    sensin
    enel hakk
    gömül
    dört kat toprak
    bulacağın
    yine sen
    enel hakk
    düş
    denizin altına
    sanacaksın
    yine ben olacağım
    orada
    bizi bulacaksın
    enel hakk
    dur
    beklesen
    gelecek
    normal zaman
    yalan
    bilesın
    ey çocuk
    bu dünyada
    bir sen varsın
    birde biz
    enel hakk


    söz/nena: mehmedali barış beşli
    müzik/kaide: gürsoy tanç
    (zugasiberepe, 01.08.2008 18:56 ~ 18:56)
  19. +enel hak!
    - enel busburak. memnun oldum.

    edit: ulan dayanamıyorum, bu sefer yapıcam:

    +enel hak!
    - enel busburak. memnun oldum.
    +!!!???!?!??!??!??!

    (ohh be)
    (bkz: ünlem ve soru işaretinin yan yana kullanılması)
    (busburak, 01.08.2008 19:52 ~ 20:11)
  20. nesimi ve hallac-ı mansur'un felsefesinin temelini teşkil eden söz. bu söz aslında hallac-ı mansurun tekrarladığı birşeydir. nesimi ise enel hak'ın bir diğer versiyonu da şudur;

    "ma hudaye alem, adem yaftim"

    bu cümle farsça'da "biz evrenin tanrısı olarak insanı gördük" demektir. ancak orada incecik bir laf oyunu vardır. biz, farsçadaki kulanımıyla "ma" kuran'da allah'ın kendisinden bahsetme şeklidir. ayetlerde allah "biz şunu şöyle istedik vs." der. işte bu yazı da allah'ın ağzından yazılmışçasına "ma hudaye alem, adem yaftim". yani "biz (ya da ben) evrenin tanrısı, insanı gördük (gördüm)" gibi de okunabilir. zaten 1. tekil versiyonunda da görmek sözcüğünün geçmiş zamanın tercümesi yine "yaftim" şeklinde olacaktır. şimdi bu cümleyi bu şekilde "ben, evrenin tanrısı, insanı gördüm" gibi okuyabiliriz.

    bu söz yüzünden nesimi, derisi yüzülerek öldürülmüştür.
    (agaton, 01.08.2008 20:09 ~ 21:22)
  21. bulmuşum hakk’ı ene’l-hak söylerim
    hak benim hak bendedir hak söylerim
    gör bu esrârı ne muğlaksöylerim
    sâdıkım kavlimde saddak söylerim

    nesimi
    (cruella, 21.11.2008 00:26)
  22. iki bin dokuz yılındayız, hala bu söylemi şirk olarak değerlendiren ortaçağ insanları yaşıyor dünyada. çok enteresan.
    (wfnietzsche, 17.04.2009 01:18)
  23. hallac ı mansur'un günümüze ulaşan tek eseri tavasin'in özü olan ifade.
    (avluda oturan sizofren, 17.04.2009 01:20)
  24. evvela güzel kardeşim, bu lafız ben tanrıyım/allah'ım demek değildir. tek anlamı "ben hakk'ım" yani, "ben gerçeğim'dir". fikirlerinde allah'ı her daim tenzih etmiş olan hallac- ı mansur'un bu sözü, uluhiyatla ilgili değildir. vahdet-i vücud düşüncesindeki "akis" ve "her şey o'dur" düşüncesini kabul etmez. (panteist hiç değildir. aklına bile getirme)

    dolayısıyla; ene-l hakk; ben allah'ım demek değildir! "varlığımda, ruhumda, bedenimde ve dilimde allah'tan başka bir şey yok! ve işte gerçek olan da benim bu yokluğumdur!" demektir. yani "her şey allah"tır ile "allah'tan başka bir şey yoktur" arasında bir fark vardır ki bu: ilk sözde (her şey allah'tır) allah'ın tenzih edilmemesi, ikinci sözde (allah'tan başka bir şey yoktur) allah'ın tenzih edilmesi anlamına gelir.

    burası da ahmet f yuksel'in kaleminden:
    "tek bir hücrenin dahi varlığı hayal hükmünde ise, birimlerin varlığından bahsetmek mümkün olabilir mi? işte hallac tarafından söylenen 'ben yokum' düşüncesinin altında yatan gerçek, 'ben hakkım' sözü ile müsbet ilmin kesiştiği nokta burasıdır. yani tek bir varlığın var oluşu hallac için aşk, ilahi güçtür. ona göre aşk, kudret sıfatının zuhurudur. sevdiğin için her şeyini feda etme, benliğinden geçme halidir.

    enel hak (ben hakikatım) sözü ise, kadı ebu yusufun "sen kimsin" sorusuna cevap olarak verilmiştir. bu yanıt 'ben yokum' yaşayanın veya zerrede küllü müşahade edenin söylemesi gereken sözdür. aslında zerre yoktur küll vardır. zerre kelimesi küllü anlatım sadedinde ifade edilmiştir. enel hak sözü kesinlikle, hallac'ın özünden gelmiştir. "
    (sofist tepen sokrates, 04.06.2009 22:55)
  25. (sofist tepen sokrates, 04.06.2009 23:09)

© 1923 - 2010 itü sözlük (buraya numaratör koyduk yılı kendi artırıyor artık)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük duyurular  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil
havadis:  itü sözlük blog  ·  twitter  ·  friendfeed  ·  facebook